Gerçek Kulis - Adil Giray AĞZINIZIN TADI BOZUK
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 01.06.2012 - 18:10

AĞZINIZIN TADI BOZUK

Şahsi menfaatlerini temsil ettikleri kurumların üzerinde görenlere, bir şey yapamamanın ezikliğinde akbaşlarını boyatıp gezenlere ithaf edelim bu yazımızı.


Ey, Anadolu yazgısına başkalarının külleriyle kara çalanlar.


Sizler gibi menfaatperestler türeyeli ayak bağı oldu iştiyakla yapılan her işe dolanan aslı astarı olmayan yalanlarınız.


Anadolu, masallarda bile itibar etmediği yalancı çobanı, sizlerin seviyesizliği sayesinde hatırladı.


“Koyun et tuttukça” hain sesler kısılmayı unuttu. Kendi gölgesinden korkanlar yankı bulmayan seslerini halkın sesi diye anlattıkça takke düştü kel göründü.


Görünmeyeni ise, duyan duydu. Duymayan efsane saydı…


Teknolojiden çok uzak en ilkel milletler bile, onurlarıyla savaşmışlardı. Halkını düşünen maya medeniyeti, kahve ağaçları arasında yeşilliklerin altında saklı kentlerde bilinçlerini korurken, onları ihmalden uzaklaştıran erdemleri vardı.


Yüksek sesle konuşup sükûneti bölen ve kırbaç ucu acıları üreten yer-yüzü fesatçıları artadursun; ipek seslere kelebek mizanpajını yerleştirenlerde vardı.


Ağıtları yakuttan, yeminleri elmastandı. Korudular iç seslerini ve savaşmadılar. Saklı olmalıydı kent, bozulmamalıydı fert.

(Tıpkı Çatalhöyük yakınlarında sesiz ve mütevazı bir şekilde devasa büyüyen Konya Şeker medeniyeti misali)


Çok geçmedi, alın terine muhalif, engeller koymaya alışık güçler! Birikmişliklerini “dengelerin efendisi” zannettiler. Yüzleri yiyenler oldu yüzsüz olan onlardı ama yüzsüz olmayanlarda.


“Yamyam telaşı “görünen görselliği, zenginliği bitirmiş bu yüzsüzlerin


Tek hedefleri vardı “benim olsun bir günde dağıtayım hırsı”
Kuraklığı, tatlandırıcıyı, özeleştirmeyi… Bahane edip özelikle pancarı ve pancar üreticisini yok etme adına onun değerlerine ve de değer verdiklerine karşı seslerin yükseldiği bir demde, üreticinin hakları savunulması gerektiği yerde sesleri çıkmazken, çıkarlar ve değerlerin değmezlere verilmesinde; ayyukta hırıltılarla dolaşmaya başladılar aramızda


Ve bu hırıltılarını duyurmak adına üreticinin alın terini sun-dular, yerli işbirlikçilerine!


Hal böyle olunca “ağlıyoruz gülünecek hallerine!”


Çünkü bu kurumlar üreticinin desteği ile ayakta duran ve de doğru yönetildiği takdirde Türk tarımına el feneri olacak kurumlar!


Peki, ne mi bunların ibadetten uzak niyetleri?


Gelin dilimiz döndüğünce sizlerle paylaşalım.


Biliyorsunuz, Çumra Ziraat Odası Başkanı Süleyman Akbaş, sırf medyada görünme adına veya niyet yoldaşına katkıda bulunmak için mi bilinmez. Çumra Ziraat Odasının parasını ki, hatırı sayılır bir meblağ, reklam adına harcamakta


Şimdi, bu kısa bilgilendirmeden sonra; şu soruyu soralım.


Üreticiyi tatlandırıcıların esiri haline getirmek isteyenler, taş kırma makinesi reklamı ile fındık kırma adına sokağa attıkları paralar ile neler yapılabilir?


Bir hesap yaptığımızda Çumra Ziraat odasına kan kaybettiren başkanın gaflet ve delalet içinde olduğunu görmek için bırakın iki gözle bakmayı, gözlerinizi kapatmanız bile yeterli


Lakin ne yazık ki gözleriniz kapalı bile olsa malum TV kanalında Süleyman tahtını görme adına malum reklamı duyuyorsunuz.


“Çumra Ziraat Odası sunuyor” Peki niye, belli değil.


Belli olanı ise herkes biliyor.


Süleyman’ın bölge tarımını kaosa düşürme düşleri!


Herkes dünyaya kendi safından bakar. Safları boş bıraktırıp, araya şeytanı alma hevesi


Konya Şeker’de alın teri ile yazılan destana kibrit suyu dökme gayreti…


En zoruma gideni ise, inanın gözyaşlarımla yazıyorum. Bu elinde yalan bohçası ile dolaşanların nihai hedefi, farkındalar mı bilmem ama tarihi tekerrür ettirme düşüncesi


Konya Şeker’in temelini atan, açılışını yapan Adnan Menderes’e dün yapılanı, bugünün hizmet edenlerine yapmak.


Yani laboratuar ortamında şeker yapanlarla birlikte olup; doğal şekere karşı deyim yerindeyse ihtilal yapmak


Lakin Allah yemin olsun ki, kendi cürümünden ateşten idam sehpasını kuranların yangını,


İbrahim’ce sevenleri yakamaz.


Çünkü üreticimiz alın teri ve emeği ile Anadolu’yu gül bahçesine çeviriyor.


Çünkü birileri taş kırma makinesi ile reklam adına fındık kırarken; karaladıkları, paralarını sokağa attıkları üreticimiz, ekmeğini kendi elleriyle kırdığı taştan çıkarıyor.


Ve bilesiniz, Anadolu köylüsünün üstünden çıkarmaya çalıştığınız sadece bir tarım elbisesi değil, toprakla hemhal olan ellerinden yırtmaya çalıştığınız derisi. 
Geride bıraktığınız pis bir düşünce değil, kimyasal ve çakma tatlandırılmış bir gönül.


Bu mantıksız ruh hali sizde oldukça, üreticinin göle çaldığı maya tutar. Lakin ne kadar kolay gözükse de sizin niyeti bozuk ruh halinizle bakır tasa çaldığınız maya tutmaz. 


Dünya, Konya Şeker, yoğurdu, ayranı sütü… İle buluşur. ”Ve bilir ki, dün bugünün teminatı, yarın ise bugünün başarı hikâyesinden alınan inançtır”


Sizlere ise naçizane tavsiyemiz: Kapılmayın dünyanın tatlandırılmış yalan yüzüne, daha dün bir odacıkta başkasının üstünden yalanlarla besleniyordunuz. Şimdi saraylarda firavun olmayın, gideceğiniz yerde bir odacık. Akil olan bir odayı alın teri ile saray eder. Aklı olmayan ise, reklam hevesi adına, üreticinin parasını sokağa döker.


Velhasıl ne aradığını bilmeyen; ne bulduğunu bilemez.


Yani ceplerinde nefret taşıyanların, ruh yansımasıdır bu lüzumsuz işlerle meşguliyet hali


Oysa dinimizde abes, lüzumsuz şeyleri yapmak, caiz değildir. Mesela boş ve lüzumsuz yere yapılanları karalamak, adına reklam kokan hareketler israf ve abestir. Burada birkaç israf vardır. Zaman, emek, enerji, alınteri…


Hepsinden mühimi de, faydalı bir şeyle meşgul olunmamak...
Eğer dünyadaki herkesin boşa harcadığı zaman, enerji ve emek hesaplansa, dünyada açlık ve yokluk içinde kıvranan milyonlarca insanın ihtiyaçlarına kâfi gelebilecek zaruri meta üretilebilirdi.


Şimdi sahte tatlarla ağızlarının tadını bozanlar, başkalarının ağızlarına bakıp ağzımızın tadını bozamayacaklarının farkına varıp; boş meşguliyetlerle Ziraat Odası Başkanlığı gibi bir makamı işgal etmesinler.


Hülasa, makamın ehveni olmayan, şerri olmasın!


Adilce Tespit: Korkulura kırklanırken, Anadolu’nun kalkınmasına çamur atanların cümlesine 
bir estağfurullah da benden


Eleştiriye açığız dediysek, belden aşağı ve de sağ gösterip sol vuranlara kapalıyız.
Yürüyün haydi, ne makam durur siz de ne fikir, ellerinizi toprağa yuvarlayın belki adam olur.
Bir Musa çıkar karşınıza ama yalanhaberle namus bulunmaz bilesiniz.
Yalan, dolanla, bırakın başkanlığı, çobanlık bile yapılamaz Anadolu’da


Sizin anlayacağınız, kan verince ruh arınmaz. Hakikat her gün bir ödül aldıkça, sizin yalanlarınız en hafifinden bir nezle kadar yayılmaz Anadolu topraklarında

Adilce hatırlatma:


Ne kadar kolay bildiniz başkan olmayı oysa şekerin bile çakması yapılalı,çakma başkanların sayısı arttı.


Şimdi, Sunumumuzu kim için yaptıysak; sehiv secdesine /yanılma secdesi/ gerek olup olmadığına "O karar verecek...


“Işıktan korkar bazıları. Dîde-i huffaş (yarasa gözü) gibi... Işığı görünce kapaklarını indirir ve mağara-misal oyuklarına çekilir. İşte bu gözler görmezler hakikat ışığını... Bu gözler karanlığın meftunu, ışığın en büyük düşmanıdırlar”


Ey ışıkta gözleri kamaştıkça her yeri karanlık zannedeler son sözümüz size. Çoban yıldızını balçıkla sıvamak isterken Kendi kendinizi gülünç duruma düşürmeyin. Çünkü gül bahçesine atılan çamur (Bir Nemrut okunun İbrahim eliyle geriye çevrilip sahibini bulması gibi) çamuru atanın yüzüne geri döner.

YORUMLAR

bayrakçeken

Adil Bey yazılarını beğeniyle takip ediyorum, bu yazında diğerleri gibi çok güzel olmuş, kalemine, yüreğine sağlık. Maalesef memlekette bahsettiğin gibi insanlar var ama bunlara en iyi cevabı yine çiftçi verecek. Bizim çiftçimiz yapılanları gayet iyi görüyor ve biliyor. Recep Konuk ve ekibine yaptıkları ve yapacakları için teşekkürler.

bey efendi

Binlerce kişinin ekmek yediği Konya Şeker'in arkasından iş çevirmek isteyenler şunu bilsinki, çiftçi Recep Konuk'u yaptığı güzel işlerden sonra kesinlikle bırakmaz, sonuna kadar arkasından gider ve destekler. Bu memlekette fazla değil bir tane daha Recep Konuk olsaydı memlekette herkes çiftçilik yapmak isterdi. Büyük Başkan Recep Konuk'a Beyşehir'den sonsuz sevgiler ve saygılar.Seni seviyoruz Başkanım.

sait özmen

''Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler. ' sözü geldi aklıma...Keşke herkes Recep Başkan gibi bir şeyler yapsa,yapamayan ise karalar durur.

necla tümer

tekrar tekrar okudum işte üreticinin cevabı,cuk diye oturmuş

eser k0rel

Tek kelıme muhtesem Ve sıırce

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı