Gerçek Kulis - Adil Giray KENDİM EKTİM GÜVENLE YEDİM
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 14.05.2012 - 14:00

KENDİM EKTİM GÜVENLE YEDİM

 

Tohum bize özel bir tasarımla gelir

Alın teri ile çimlenir.

Yerçekimine inat filiz verir.

               

Geleceğin en önemli konusu, sağlıklı Gıda ve tasarruf anlayışında cimriliğe kaçmadan uygulanacak bilgece bir yaşamdır…


Dünyanın birçok ülkesi açlığa karşı çareler üretirken bir tarım ülkesi olarak aydınlanma çağını yaşamaya ihtiyacımız var.


Bizim aydınlanmamız Avrupa’nınki gibi kilise yerine pozitivist bilimi, papa yerine materyalist profesörü koyarak olmayacak. Bizim aydınlanmamız eşsiz inancımızdan ilham alarak sağlıklı ürünler üreterek ve sağlıklı nesil yetiştirerek olacak.


Bizim kalkınmamız paylaşımcı bilinçle yapılacak olan tasarruflarla gerçekleşecektir.


Basın ziyaretlerimizin ikinci kısmı, Çumra Şeker Kampusunu Geziyoruz. Başarının sırrını özetliyorlar.”Burada bir atık diğerinin ham maddesidir.


Ham deyip yutuyoruz altın harflerle yazılacak cümleyi. Oysa o kadar önemli şeyleri hatırlatıyor ki bana burada ki tasarruf anlayışı, dalıp gidiyorum maziye


Yer, yamacından trenlerin geçtiği Demiryurt Köyü, takvim yaprakları yetmişli yılları gösteriyor.


Henüz küçük bir çocuğum. Rahmetli Dedemle kahvaltı ediyorduk. Çay’a şeker atarken kaşığı taşırmış çok azını sofra bezine düşürmüştüm. Hemen kaşıkla sıyırıp dökülen şekeri yerine koymuştu.


-Aman Dede dedim.


- Bir çay kaşığı şeker için yorulmaya değer mi?


Rahmetlinin bakışları ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.


-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.


- Hiç şeker üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir kaşık şeker de kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'


Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.


Aradan yıllar geçti.


Kitapları elimden düşürmediğim yıllardı Birden irkildim.


Dedemi hatırladım.


Yazar, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.


Ve ekliyordu. “Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır”


Şimdi de Yıllar önce, Gülay Karslıgil’in bizlerle paylaştığı bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. O yıllarda kim okuduysa uzun süre etkisinde kalmıştı.


Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.


Zamanın başbakanı meclisi toplar.


Kürsüye çıkar.


Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve


-Şu andan itibaren der,


-Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.


-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.


Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.


Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, Cengizhan’ın bir sözü bakın bu hayat zincirini ne güzel özetliyor.


Bir mıh bir nalı kurtarır.


Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,


Bir komutan bir orduyu,


Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu…”


Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.


Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.


Onun içindir ki Pankobirlik gibi önemli kuruluşların tarım sektöründe öncü liderlerin en az Recep Konuk kadar deneyimli, zeki ve de çalışkan olmasının yanında tasarruf bilincini de yüksek tutmaları lazım ki; tarladan gelen ürünler sofrada da rekabet etsin.


İnsanımız kendim ettim kendim buldum Türküsü yerine kendim ektim, güvenle yedim Türküsünü söyleyebilsin.


Ülke kalkınmasının ve tasarrufun önemini anlayamamış insanlar bana göre; ruhen tekâmül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir. Kur’ân iktisatlı ve tutumlu olmayı, aşırılıklardan kaçınmayı ve orta yoldan gitmeyi teşvik eder: “Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur’ân’ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı. Peygamber Efendimiz de (asm), “İktisat eden (tutumlu olan), aile belâsı çekmez” buyurmuştur.
“Yiyiniz, içiniz; fakat israf etmeyiniz”4 âyetinin tefsirinde yedi nüktede iktisadı işleyen ve iktisadı ders veren Bedîüzzaman Hazretleri, Kur’ân’ın iktisadı kesin bir dil ile emrettiğini, israftan kaçınmayı da açık biçimde yasakladığını bildiriyor. Bediüzzaman’a göre, israf ve savurganlık şükre zıttır. Çünkü Allah’ın nimetlerini saçıp savurmak, onları hafife almak demektir. Oysa iktisat, yani tutumlu olmak, manevî bir şükürdür ki, Allah’ın nimetlerine karşı ticaretli bir hürmet ve saygı manası taşımaktadır. (Lemalar)

 

YORUMLAR

Fatih Gökbörü

Adil Bey,çok güzel bir yazı olmuş.Kaleminize sağlık.

cem

bir nefesle okudum yazıyı çok güzel olmuş.ellerine sağlık

elif atabay

Akıcı sade ve sürükleyici yazılarınızla gündemdeki yerinizi koruyosunuz Adil bey.. Tebrik ederim

kerim akyaka

Keyif alarak okudum. Yazarımızın kalemine sağlık..

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı