Gerçek Kulis - Adil Giray UNUTULAN
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 20.02.2012 - 16:24

UNUTULAN

Bu günkü yazımız farkındalık üstüne olacak.

Anadolu Köylüsüne imkân verilince neler yapabileceğini fark eden, bu amaçla her kesin gittiği yoldan gitmeyip başka yollara saparak iz bırakan bir liderin başarı öyküsüdür, Konya Şeker.
Farkında olan, farkındalık yaratan bir liderin, yani Recep Konuk’un tarım adına yazılmış en anlamlı destanıdır,

Konya şeker…

Bu başarıya yakından tanıklık ettiğiniz için, fazla ayrıntıya girmeyeceğim.

Pasta büyüdükçe taliplisinin artması, bir devrin insanı bir devrin devini nasıl yıpratırız çalışmasının da ayrıntıda gizli olan şeytanca fikirlerinde peşine düşmeyeceğim.

Peki, ne mi yapacağım bu yazımda, ortaya konuşacağım.

Farkındalık oluşturamayan insanların, kendilerini fark ettirmek için düştüğü girdabın resmini çizmeye çalışacağım.

Artık kim ne alırsa alsın.

***

Her şey hiçlik vadisinde var olma çabası vermeye başladığımız anda başlıyor.

Dünya denilen cadı kazanı her geçen gün daha fazla kaybettiği değerleri makyajlayarak, moral ahlak yönünden çökmüş yürekleri içine çekiyor.

Siz şefkatle sevgi adına elinizi uzatıyorsunuz, sevilmeye alışık olmayanlar,”tokat” zannediyor

Yalanlar doğrulardan daha fazla kabul görürken; şarlatanlar kral, hayal tacirleri yol gösterici olarak; insanları karanlığa götürüyor.

Dem bu demdir diyor ya şair

İşte bu densizliğin had safhaya yükseldiği bu demde

İnsanların ne safı, ne de saf tuttuğu yeri tespit edebiliyoruz

Bu şaşırmışlık içinde, kim en iyi yalanı söylerse

Kim en iyi laf üretirse

Ağzımız açık seyretmekteyiz.

Hal böyle olunca, insanlara yüklediğimiz sıfatlar itibarını kaybetmekte

Öznesini kaybetmiş yığınlar ne aradığını bilmeden aramızda dolaşmaktadır.

Bir yazar olarak en fazla sorduğumuz soru ise

Yüzlerine karşı hikâye yazdığımız kavruk yüzlü adamlar, eli nasırlı anaların çocukları mı bunlar?

Ne çabuk kaybettik yarenlerimizi

Hacı rafıkları

Bizleri oturtacak yer bulamayan teyzeleri

Ne çabuk putlaştırdık parayı

Muvazenemizin tam ortasına oturturken, her işin başı para mantığını

Asıl bildiğimizi çok çabuk unuttuk.

Şeriat,sağ,sol,tarikat…..

Derken neydi unuttuğumuz

Ne miydi paylaşamadığımız

İşte bunu hatırlatmak istedim

“Şeriatta şu senindir, bu benim
Tarikatta hem senindir, hem benim
Hakikatte ne senindir; ne benim”

Yani sözün özü, hakikati unutan insanlarla, farkındalık oluşturan bir liderin iz düşümü düştü yazımıza

Varın siz karar verin yaşanılanlara

Dünya kurulduğundan beri iyi ile kötünün kavgası hiç bitmeyecektir.

Lakin asıl fark edilmeyenin ise; altını çizelim cümlemizin sonunda

Bindiği dalı kesenler, hangi dala bindiğini bilmeyenlerdir.

YORUMLAR

mithat esen

Farklılığı edebi bir dilde far ettiren yazı.tebrikler

fahriye bozkırlı

“Şeriatta şu senindir, bu benim Tarikatta hem senindir, hem benim Hakikatte ne senindir; ne benim” müthişş...

yorumsever

Çok güzel bir yazı...

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı