Gerçek Kulis - Adil Giray Sürümüze bedelsin
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 23.01.2012 - 13:44

Sürümüze bedelsin

Hani ciddiye almıyordun, bu siteyi?

Hani okuyanı yoktu?

Ne oldu da böyle celallendin, başkalarının abisi?

Sandıklarından günü geçmiş tüm kirli bilgilerini çıkarıyorsun?

Biliyorum kendince cevaplarına, sende inanmıyorsun

Aradığın cevaplara gelince, sanırım bir gazeteci sorumluluğunda olursan, yapılanları gelip yerinde görmen daha uygun olacaktır. Her çalışanın yüzünde bir cevap, her yatırımın siluetinde kafandaki istifhamlara çözüm olacak ışıklar bulacaksın.

Lakin sen çözümün değil; sorunun bir parçası olmak istedikçe böyle uzaktan gazel okuyacaksın!  

Ey alkışın büyüsüne kapılan “şöhret” şimdi kızarak yorumluyorsun yazdıklarımı. Oysa sırf benim söylemimin mugalâta seninkininse sığlığa yaraşır niteliğinden ibaret olsaydı, emin ol, senin susuzluğunu yalnız ve ancak kendi testinden içerek gider(eme)me iştiyakınla baş başa bırakırdım. Velâkin, bana “dokunan” şeyin, sana ömrün boyunca yaklaşmamış olduğunu bilmelisin.

Gün gelir kalem kırılır, yazıların gölgesi düşer tutanaklara, ismini okur mübaşir:”Ebu Cehil, büyük doğumun sancısı büyük olur; haydi huzura” Gün gelir kalabalıklar arasına kalırım bir başıma, senin kılıçların savrulur başımda…

Kolay değil Necip Fazıl’ın çilesine talip olmak; hele birde, sayılan Fazıllar, her salataya limon olan fasıklar, her sürüye süt vermeyen tekeler revaçta ise…

Ama tek bildiğimiz, alışkınız hücreye. Söyle hücre değil mi, ömrümüze hece!
Ey yalanı allayıp pullayıp satanlar, başkalarına uşaklık yapanlar, yazılarıyla herkesi kandıracağını veya korkutacağını düşünenler.

”Allah var, keder yok” diyenlere sizin atomlarınız, meyve bıçağı bile olamaz.

Her halükarda düşünme say ü gayretiyle değil, hissi eğilimlerle değerlendirdiğiniz kavramlar etrafında, bir atomun çapınca esen rüzgârınız, bu toprağa gönül verenleri en hafifinden nezle bile yapmaz.

Oysa kendi rüzgârınız, sizi çarpabilir diyedir endişem. Bu yüzden “İnsanların arasına karışmanızı”  tavsiye edeceğim. Fakat âcizane, denizden ziyade gecekondu seviyesi aklî sıhhatiniz için en evla olanıdır gibi geliyor bana.

Haa, unutmadan, rabıta yapmak usulüyle, aklının danışmanlık aidatını ödediğiniz bir zatın ruhaniyeti yardımınıza koşabilir belki sıkıştığınızda. Fakat aynı pencereden bakma çabası için, aynı pencere pervazına yaslanmış olmaktan başka, rüyet yetileri açısından, elifi mertek görmeyecek kadar olsun, vereceğiniz ifşaat bedeli.
Nasıl derler asgari bir müşterek olması gerekir kişi yâda kişiler arasında, Hızır’ı görebilesiniz, gölgesi ikindi güneşinde boyundan daha fazla yer kaplayan, cücelerin arasında…

Gelelim her yazıdan kendine kumaşlık elbise alıp, giydiği takım elbisenin sahibi olarak naçizane el yordamıyla bizi gösterenlere

İşte zurnanın en tiz sesi çıkardığı ve dahi kandırdığını, aldattığını sananların ve de kim adına yazıyor vehmine kapılanların önünde sessizce gülümseyeceğim yer burası! Öyle sığ bir mantık çerçeveniz var ki, bu çerçeveden baktığınızda kıbleyi nasıl doğru tespit edebildiğinize şaşıyorum. Zira bir Müslüman’ın durduğu salahı bile, evvela kalbinde hiç bir ideolojinin yahut önyargının nefasetini bozamayacağı bir kıble yani ''vicdan'' , sizin özgür üflenmiş nefesleri bile, elinden gelse bir yaşam alanı içerisinde tutsak kılmaya teşne aklınızın almaması... İşte buna şaşırmıyorum!

Asıl şaşırmadığım ise, siz kandırdıkça, biz kandıkça, kana kana içtiklerimiz götürecek bizi ya; ebedi mekâna! Şaşırmıyorum şaşkınlığınıza.

Çünkü ebedi ve ezeli bilmeyen; ne bilsin bizi! Arada ki fark; genetiği değiştirilmiş ürünle; değiştirilmemiş ürün kadar mülhem bir şekilde sırıtırken.

Ve sevinin gün gelir başak ölür, nasıl olsa kalan süneler sizindir.

Evet, haklısın, sürümüze bedelsin.

Çünkü siz sürüyü uçuruma götürmekte en maharetlisiniz.

Ve biz ne yazık ki; Hz.Lokman’nın dediği gibi edebi edepsizlerden öğrendikçe

Bu tarzda üslup yönünden; sizin yanınızda bir hiçiz?

Biz neyiz ki; Biz tatlandırıcı diye size deriz!

Şimdi tatlandırıp, tatlandırıp sunun yazılarınızı

Sunun ki edebimiz artsın!

YORUMLAR

ahmet yaşar

Recep Konuk'u yıkmak için rakipler tarafından yürütülen örgütün neresindesin? oradan ücret alıyor musun? Bir yakının aracılığıyla nemalanıyor musun???

ümran

ÇALMA ELİN KAPISINI ÇALARLAR KAPINI DEMİŞ ATALAR NE GÜZELDE DEMİŞLER

erkancan

BUGÜN NE YAZIP ÇAMUR ATSAM KAYGISINDAN UZAK SADECE BİLGİLENDİRME YAPTIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER

gül

gerçekleri ama sadece gerçekleri okumak bizi memnun ediyor; halka hizmet doğru habercilikle ve yazılarla olur.

kenan

HALKI AYDINLATTIĞINIZ İÇİN SİZE MİNNETTARIZ.BİLİNÇLİ YAZARLARI OKUMAK UFKUMUZU AÇIYOR.

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı