Gerçek Kulis - Adil Giray İKİ ŞEHRİN HİKÂYESİ
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 16.01.2012 - 16:20

İKİ ŞEHRİN HİKÂYESİ

 

 

Hislerimiz, çıkar hisselerimizden beslenmemeli.

Nefsi galip gelenler nefret hisleriyle, nefsini yenenler yürekleriyle yürür.

(Adilce)

Kayseri Konya arası 304 km 3saat, iki dakika

Klasik Selçuklu şehirleri olarak Konya, Kayseri ve Sivas’ı gösterebiliriz.

Seyyid Burhaneddin Hazretleri talebesi Mevlana Celaleddin-i Rumi’ye hitaben: Yüce Allah, seni babanın (Bahaeddin Muhammed’in) derecesine ulaştırsın. Zira hiç kimsenin derecesi ondan üstün değildir. Allah seni onun derecesinden de üstün kılsın, diye dua ettikten sonra Konya’dan Kayseri’ye hicret ederken; tasavvuf gülünün birini Konya’ya diğerini ise Kayseri’ye ekmiştir.

Yani tasavvuf aynı tohumdan iki şehre filiz vermiştir.

13. Yüzyılın en önemli şehirleri, Konya, Sivas, Kayseri’dir.

Görüldüğü gibi 13.yüzyılda İç Anadolu da Konya ve Kayseri ile ön plâna çıkmıştır.

Selçuklu eserlerinde genel vasıf olarak heybetten çok zarafet hâkimdi. Hatta taş işçiliğine o kadar çok önem verilmişti ki; günümüzün bazı sanat tarihçileri “eser için süsleme değil, süsleme için eser” yapıldığını ileri sürmektedirler. II. Kılıçaslan’dan sonra Konya, Kayseri, Sivas ve Amasya önemli şehirler haline geldi ve bilhassa ve ilk üçü başşehir kabul edilmeye başlandı.

Selçuklu tarihinin en güzel eserlerini Konya Ve Kayseri’de görürüz.

Selçuklu tarihi eserleri yönünden iki şehrinde çok zengin olması, iki kardeşin benzerliğini sunar; bu iki asil şehrin, ruhuna bedenine

Futbol maçlarında ki rekabetten, yatırımlara…

Tüm kışkırtmalara rağmen belki de bu yüzden iki kardeş şehrin insanları asla düşmemiştir bir birlerine

Oysa şimdi yine birileri Anadolu’nun Türk-İslam kültürü ile yoğururmuş bu iki güzel şehrini bir birine düşürmenin anlamsız gayreti ile mikro milliyetçilik yapmaktadırlar.

Anadolu’yu bilenin kendisini bileceğini bilmeyen bu zihniyetKayseri ve Konya’nın Selçuklu ağacının birer dalı olduğunu da ne yazık ki bilmeden; iki şehrin hikâyesini Charles Dickens'in 1859 gazetelerde tefrika edilmek üzere yazdığı romanı misali işi gücü bırakıp yeniden yazmaya koyulmuşlardır.

O yıllarda yazarın giriş cümlesi "It was the best of times, it was the worst of times yani (Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü),

Bizimkilerin giriş cümlesi ise:Türkiye’de Şeker Kurumu var. Yönetimi 7 kişiden oluşuyor. 2 ay önce atama yapıldı. Bu yönetimdekilerin 4’ü Konyalı ya da Konya’da çalışan insanlar. Türkiye’de Konya’nın dışında 80 tane il var. 7 kişinin 4 tanesi Konyalı. Bu, ciddi bir sorun.

2008 yılında Kayseri Şeker Fabrikası’nın 75 bin ton şeker kotasını iade edilmiştir.
Bu kotanın, Konya Şeker Fabrikası’na verilmiştir.

Evet, ne yazık ki bu söylenenleri duyunca insanlık için zamanların en kötüsünü yaşadığımızı düşünüyorum.

Lafa bakıp hizaya gelelim.” Şeker üst kurulunda “4” Konyalının olması ciddi bir sorunmuş.

Ama velâkin gaza gelmeden kendimizi sığaya çekelim. Çünkü kötü sözden Rabbül âlemine sığınmak manasız bir kavga içine girmemek için tek çaredir.

Bize Kayserililerin devlet idaresinde olması, hatta cumhurun başında olması gurur verir.

Bu vesileyle ki en çok oy Konya dan çıkmıştır.

Şimdi devleti temsil eden bir kayyum’un;  “hüvel hayyül kayyûmu” unutmaması gerekir.

Çünkü unuttukları an, “bizden olanlar ve olmayanların” türküsünün söylendiği demdir.

Çünkü unuttukları an, durdukları yer, işgal ettikleri zaman: “ İnsanlar hayatta istediklerini elde edince, bir zamanlar buna ne kadar çok ulaşmayı arzu ettiklerini hatırlayabilselerdi hayattan daha fazla zevk alırlardı” felsefesinin anlam bulduğu bir yazının ana fikridir.

Sözün özünü Adilce söyleyelim: Kendi farklılıklarını hissettirerek, başarılı olamayanlar; insanları farklılaştırarak başarılı olmak isterler.

Onların pazarında kıskançlık ve ihtiras sergide yerini bulur. Terazilerinde nefret tartılır. Alıcısı ise güya çiftçinin hakkını savunduğunu iddia eden derin pazarın kirli enformasyon kulisidir.

İşte bu satış anlatır tüm gerçekleri

Senaryo, hisseli edebiyat sitesinden maske takmış bir yüzün; başkalarına kota isterken kendi kozasını örmesinden başka bir şey değildir.

Şimdi kimse şahsi menfaatleri için

Halkıyla, konuşmasıyla, şivesiyle, İnsanlarının zihniyetiyle, muhafazakârlık ve milliyetçiliğiyle; hata şehir yapısı bile hemen hemen aynı olan 2 şehri birbirine düşürmesin!

Adilce Hatırlatma:Atalarımız ne güzel söylemiş:''Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.'' Hal böyle olunca maske takanda bir, dili yüreği bir olanda bir Çocukluğumuzun sevilen oyunu birdirbir. Yani cahile, sahtekâra her şey bir… Lakin revaçta olan tarz ikilik… Keşke birlik anlayışı Kendini karşısındaki ile bir görme boyutunda olsa

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı