Gerçek Kulis - Adil Giray BULUTLARIN VE YILDIZLARIN PEŞİNDE GİTMEK
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 26.11.2013 - 11:35

BULUTLARIN VE YILDIZLARIN PEŞİNDE GİTMEK

Konya'nın Seydişehir ilçesini kuran büyük insan, Horasan bölgesinde doğdu. Zamanının âlimlerinin sohbetlerinde ilim öğrendi. Amcasının vefatı üzerine Horasan bölgesinin emirliğine getirildi. Bu görev sırasında büyük babası hazret-i Harun-ı Kerametin ve amcasının kabrini sık sık ziyaret ederdi. Bu ziyaretlerin birinde gaipten bir ses; "Ya Harun, Rum’a çık! Karaman ilinde Küpe Dağının doğu eteklerinde bir şehir kur! O şehrin halkı Salih ola... Diyordu. Bu sesi daha sonra da duymaya başladı. Bunun üzerine Harun Velî, ileri gelenleri topladı ve onlara; "Ey yârenlerim! Büyük dedem ile amcamın kabirlerini ziyaretim sırasında fevkalâde bir hâl oldu." deyince, onlar ısrarla ne olduğunu anlatmasını istediler. Bunun üzerine duyduklarını anlatarak onlardan izin istedi. Dünya taç ve tahtını terk edip, kendisini tamamen Allah yoluna verdi.

Seyit Harun Velî'ye sevenleri ve talebeleri huzurunda toplanıp; "Ey efendimizi! Siz şimdiye kadar dünya sultanı iken, sizin hizmetinizdeydik, şimdi ise ahiret sultanı oldunuz. Ne olur bizi terk etmeyiniz." diye yalvardılar. Onlara; "O halde siz de fâni dünyada nefsinizin arzularını terk edin. Allahü telaya kalben sıdk ile bağlanın. Dünya malını bırakın. Ondan sonra benim ile doğru yolda yürüyün. Bu yolda ancak sadık kimseler gidebilir." buyurdu. Harun Velî Karaman ilinin neresi olduğunu ve nasıl gideceğini düşünüyordu. Yine bir gün Allahü telaya ibadet edip yalvardığı sırda kulağına; "Ya Harun! Bir bulut sana kılavuzluk edecektir. Onun indiği yer senin mekânın olacaktır." nidâsı geldi. Bunun üzerine hazırlıklarını yapan Harun Velî, kırk arkadaşı ile yola çıktı.

 Harun Velî, daima tevekkül hâlinde idi. Hiç kimeyse yol sormazdı. Sonra evliyalar otağı, ilim ve irfan yatağı Konya'ya vardılar.

Kervan yoluna devam ederek Çumra civarında bir yerde konakladı.Burada su yoktu. Kafiledekiler kendi kendilerine; "Ah bir su olsaydı, ne olurdu?" diyordu. Seyit Harun Velî'ye bu durum Allahü Teâlâ’nın izni ile malum oldu ve onlara; "Size su mu gerek!" dedi. "Evet." dediklerinde, asasını yere sapladı. Allahü Teâlâ’nın izni ile bir su fışkırdı. Harun Velî kaynağın yanına küçük bir mescit inşa ettirdi. Bir süre sonra kafile yoluna devam etti. Bulut gittikçe yere yaklaştı. Harun Velî; "Ey yârenlerim! İnşallah menzilimiz yakın olsa gerek." dedi. Bu arada bir tepeyi aştıklarında kendilerine rehberlik eden bulutun, ovanın batı kısmında yer alan bir dağın eteğinde durduğunu gördüler. Harun Velî'nin emri üzerine orası konak yeri oldu. Fakat Harun Velî buranın Küpe Dağı olup olmadığında şüpheli idi. Burası bugün Karaviran nahiyesi olarak bilinen yerdi. Harun Velî burada içindeki şüphenin giderilmesi için kırk gün Allahü Teâlâ’ya yalvardı. Bir süre sonra Harun Velî; "Yâ Harun! O dağa, yaklaş." diye bir ses işitti. Küpe Dağının eteğinde gökkuşağı şeklinde bir nur parladığını gördüler. Harun Velî sevenlerini toplayıp; "Ey dostlarım! Şu gördüğünüz nur var ya, işte orası inşallah bizim meskenimiz ve vatanımız olacak. Allahü Teâlâ bizim, sizin ve bütün dostlarımızın imanlarını, şeytanın ve kötü kimselerin şerrinden korusun. Âmin!" dedikten sonra yollarına devam ettiler. Nurun kapladığı tepecikte konakladılar.

Hiç vakit kaybetmeden de bugünkü Seydişehir beldesini kurdular.

Şimdi ne zaman Küpe Dağlarının kirpiği bulutlara değer, bulutların peşine takılıp gelen bu yiğit insan aklıma düşer.

 Seyyid Harun Velî'nin hastalığı günden güne ziyadeleşince, talebelerine; "Ey yârenlerim! Artık biz ahirete gidiyoruz. Öldüğümüz zaman beni ibadet yerim olan buraya defnediniz. Üzerime bir türbe yapınız. Hepiniz haklarınızı helâl ediniz." deyince, herkes gözyaşı dökmeye başladı. Harun Velî onları ikaz etmek için; "Siz bana niçin ağlıyorsunuz. Ben hayatım boyunca, sevdiğim ve rızasını almaya uğraştığım mukaddes dostuma gidiyorum. Sizleri de O'na emanet ediyorum." dedikten sonra Kelime-i şehadet getirerek ruhunu teslim etti.

 Evet, Allah rızasını almak için yaşayanlara, ölüm yeni bir başlangıçtır.

Onlar yaptıklarıyla, sevenlerin kalbine gömülürler. Asla unutulmazlar.

Bu bilinçle önce tıpkı asırlar önce Seyyid Harun Veli Hazretleri misali önce Çumra’ya, sonra Seydişehir’e şehir kimliği oluşturanları, yani onun yanında olanları Anadolu insanı yine kucaklamıştır.

Dün nasıl Anadolu’da ifa edilen irşat hamlesi buraların “edebi” vatan olmasında katkı sağladıysa, bugün yapılan kalkınma hamlesi de “ebedi”  vatan olmasına katkı sağlamaktadır. Artık insanımız ekmek parası kaygısıyla evinden, obasından köyünden uzaklaşmayacaktır.
Teşbihte hata olmasın nasıl irşat görevi bir duyarlılık işi ise; elit üretimin bir duyarlılık işi olduğunu düşünüyorum. Kaliteye önem vermenin birtakım kitaplardan, taklit mallardan öğrenilebilecek bir şey olduğunu sanmıyorum.

Yine, dün nasıl bulutların peşine takılanlar Anadolu’ya mana kattılarsa, bugün yıldızlara takılarak hedeflerini tazeleyenler Anadolu’ya anlam katmaktadırlar.

Kalp gözü kapalı olan insanların ne denli zevkli üretim yapmaya çalışsalar bile başarısız olmalarının tek sebebi bu iç dünyalarında ki boşluktur. Ancak içi güzel insanlar dışlarında müstesna tesislere özel markalara imza atabilirler.  Başarılı bir iş hayatı, güzel hayat, güzel insan ilişkileri iç güzelliğe sahip olmaksızın sahip olamayacağımız hazinelerdir. Dolayısıyla, insan hayatının kalitesi gele gele insan ruhunun, insan zevkinin, insan dayanışmasının, insan sevgisinin, hayatta karşılaşılan acıların ortaklaşa yaşanmasının kalitesi anlamına gelir. Sözün özü hayatın hangi meşguliyetinde olursa olsun, gönül sermayesi ile işlerini yapanların gömüldüğü yer Anadolu insanın kalbidir.  

Adilce: Ölüm sana bana

Ölüm bile korkar ölüme kafa tutana

Selam olsun ölüme düğüne koşar gibi koşanlara

Şimdi bu bölgeye hizmet edenler, yaşayanlar…

Emaneti büyük bir veliden aldıklarını

Onlara bulutların kılavuzluk ettiğini asla unutmasınlar!

Aşkla yanar gamdan firar etmeyiz

Gönlümüzde mihman zarar etmeyiz

Dilde sırrız sözle koyup gitmeyiz

Biz aşığız cana himmet bizdedir

Mecnunun Leylâ’sı hem sahrasıyız. Keremin Aslı’sı hem sevdasıyız. Biz aşkın başı hem noktasıyız. Biz şevkiz cümle lezzet bizdedir

Mana deryasına dalan oluruz. Şems_in bâdesinde yanan oluruz. İki cihan için canan oluruz

Sevda illerine ümmet bizdedir

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı