Gerçek Kulis - Adil Giray ATATÜRKÇE SEVEBİLMEK
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 10.11.2013 - 09:55

ATATÜRKÇE SEVEBİLMEK

Düşman her yeri işgal ettiğinde “geldikleri gibi giderler” diyebilmektir.

O, öyle ileri bir görüştür ki, kuş bakışı Anadolu’yu görür.

 Kartalca bakışla mavi gözlerinden yayılan istiklal ışığı, inancın ufuk çizgisinde birleştiği noktadır.

Hâsılı kalbi bir bakıştır!

“Ben, Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu âdeta gözlerimle görüyordum.”

İnancında, kalp gözüyle ileriyi görebilmektir.
Derler ki: ''Her şeyi maddede görenlerin akılları gözlerindedir
Göz ise maneviyatta kördür.
Evrene göre dünyadaki hâlimiz, düştüğü derin kuyunun dışından habersiz insanın hali gibidir. Gözlerimiz maddî dünyanın yüzde 96'sını göremez; ruhsal dünyalara ise kapalıdır. İnsanın kalp gözünün açık olması: Gerçekleri görmesi, çevresindeki olaylardan ve varlıklardan ibret alması, hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, hidayeti dalaletten ayırması, hayatını ona göre tanzim etmesi demektir. Kalp gözü açık olan insan, çevresindekilere iyiliği emreder, onları kötülüklerden alıkoymaya çalışır...

Atatürk’çe görebilmek, kalp gözüyle bakabilmektir. Yurtta sulh, cihanda sulh” öğretisini yüreğinde tıpkı bir muska gibi taşıyabilmektir.

 Unutma görme, bir bakabilme meselesidir. Atatürk’çe görebilmek yakınlara bakarken çok uzakları görebilmektir.

Atatürk’çe sevebilmek

“Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık fikrinin ölmez abidesidir. Bu eseri meydana getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan daima mesut ve bahtiyarım.”

Hislerinde, sevgiliye “ben vatanla nişanlıyım” diyebilmektir.

Bu öyle bir sevgidir ki; varılmaz öyle kolayca şahadet pınarına

Seni sensiz bırakacak vatan için, içilecek şahadet şerbetin yoksa

Gülüşende gonca gül derse ermez gönül muradına, Sevda illerine düşüp sır ile seyranın yoksa…

Tüm sevgi kelimeleri bir yana,

Yoksa yokluksa, ne olursa olsun!

Bu öyle bir sevgidir ki; yarı aç, uykusuz, düşmana karşı, kurşunlar altında, süngü takıp yürüyebilmektir.

 Emri alıp imandan, sığındığın aşk limanından. Kim neyle sevişirse sevişsin, ölümle sevişip şahadet şerbetinin; susuzluğu gideren tek içecek olduğunu bilmektir.

Atatürk’çe düşünebilmek

“Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır” şiarında, düşünceyi sevgiyle harmanlamaktır.

“Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak!”

İnancında, fikriyatta sorunun değil, çözümün bir parçası olmaktır.

Mamafih bir düşünürün tespitiyle “Yarınlar yorgun olanların değil; rahatından vazgeçenlerin olacaktır.
 Atatürk’çe düşünebilmek, sürdürülebilir bir onur mücadelesi Maide suresi 54 ayetinde kendi milletini görebilmektir.
Az ile yetinmesi bilen, bir ulusun azmi
Titreyip kendine dönmesidir.
Titrerken titrini, okuduğu ayette kendisini görmesidir.
"Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse Allah ta onların yerine öyle bir kavim getirir ki, Allah onları sever; onlar da Allah'ı severler. Onlar müminlere karşı boyunları bükük ve alçak gönüllüdürler. Kâfirlere karşı başları dik vakarlı ve güçlüdürler. Allah yolunda (korkmadan) cihat ederler. Kınayıp ayıplayanların ayıplamasından da endişe etmezler. İşte bu Allah'ın lûtfu ve ihsanı çok geniştir ve her şeyi bilen de O'dur." (Maide/54)

Atatürk’çe söz söylemek

“Hiçbir sözümde milletime karşı geri alma durumunda kalmadım. Onları söylerken bir hayal peşinde koşan gibi, hayal şakıyan bir şair gibi değil, onları söylemekliğim bu milletteki kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi.”

Özü bilip, sözü söylemektir. Sadece bilen değil; bildiği ile olan insan olabilmektir.

Dil mülküne sultan olsan sarar mı canı muhabbet, Kavline sadık olmaya ahdiyle bir liderin yoksa. Neye yarar senin olsa dünya, Marifetten hisse alıp katrede ummanın, üzerinde gezdiğin bir karış toprağın yoksa…

Belki de bu yüzden çok sevmiş, her sözünü emir bilmişti bu millet Ata’sını, çünkü o kavline sadık, ahdiyle bu millete sımsıkı bağlı bir muhabbetin nutku idi, her kelimesi kan ile yazılan!

Atatürk’çe saf tutmak!

“Millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Bu millete hizmete eden onun efendisi olur.” İnancında aynı safta durabilmek, ancak takvada çalışkanlık da üstün olanlara ön saflarda yer açmaktır.

Saf tutulan yer, yeni düşlerin gerçeğe uyarlandığı perdenin, aralandığı yerdir.

Önce, ilk düş, ilk yükselişin, yüreklere fısıldanan sesi hatırlanır.

 “Kostantiniye(İstanbul), bir gün feth olunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır.”

Hadis-i şerifinin, hala yüreklerde nişanesinin tap taze kalarak; yeni iklimini ve Fatih’ini beklemesidir.

O perde ki, yeni bir tarihe açılır.

Yeni tarih sahnesinde oynayacağı rolün ilhamını, Fetih suresinden alır.

Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır.”( 48 / FETİH – 16)

Atatürk’çe saf tutmak durduğu salahı iyi bilmektir. Çünkü Mustafa Kemal durduğu yeri çok iyi bildiği için yedi düvele karşı, bir salise bile inancını kaybetmeden mücadele etmiştir. Hâsılı kimi mandaya, kimi küçülmeye inanırken, o inancını Fetih suresinden alıyordu.

Onun içindir ki Atatürk’çe saf tutmak, araya yabancı almamak sonucunda Azrail geldiğinde, ”Aleykümselâm diyebilmektir!

Atatürk’çe aşk

Vatan, millet, için her şeyden vazgeçebilmek, söz konusu bu değerler olunca

Ya istiklâl, ya ölüm! Emrinde hücum ederken, kırılan kaburga kemiklerine aldırmadan askerlerin önünde yürüyebilmektir.

Özü Mecnun ederken vatana kurtuluşu bulmaktır.

Adil  derki:Aramadan el gibi çölde Leylâ’yı, Çekse de derdi cefayı Tabibim hem dermanım milletimdir diyebilmektir. Daha nasıl anlatsam ondaki aşkı bilmem ki; vatan, millet için yandıkça, küllerinden yeniden doğabilmektir.

Velhasıl

Aşkı olmayan çekmez bu kadar zahmeti. İkram etsen de dünyayı, vatan aşkından gayrı bilmez başka lezzeti.Zatı Hak takdir eder lidere sureti. Lider O,ki: Milletine,  hiç düşünmeden feda eder bedenini

Atatürk’çe yaşamak

Ölmeden önce ölmeyi öğrenebilmektir.

“Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır” bilincinde “ben size ölmeyi emrediyorum”, derken, canı bahşiş bilip vatan yoluna…

Ölmesini bilene, ölümün yaşamak olduğunu müjdeleyendir.

Velhasıl

Atatürk’çe yaşamak,” Ya istiklal, ya ölüm” diyebilmektir.

Adilce Beğeni:Mustafa Kemal Atatürk:” Kılıç ile zafer kazananlar, sabanla zafer kazananlara mağlup olmaya ve bunun sonucu, yerlerini onlara bırakmaya mecburdurlar.”

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı