Gerçek Kulis - Adil Giray İŞ HAYATI 2
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 04.11.2013 - 15:50

İŞ HAYATI 2

İnsan hayatında üç "ş"ey çok önemlidir.(iş,eş,aş) üçünün teki güzeldir.Yani nasıl eşimiz varken başka bir eş düşünmüyorsak;işimiz yaparken de başka iş düşünmememleyiz.İşimiz,eşimiz,aşımız meşguliyetimiz olmalı,mecburiyetimiz değil.Eğer bu "ş" harfi ile benzeşen bu kutsallara mecburiyetle yaklaşırsak mutlu olamayız.
Sorumluluklarımız, kendi denetimimize bırakılmış birer emanettir. Kimse sonsuza dek emanete hıyanet edemez. Sorumluluğunu bileni ise kimse yerinden edemez.

                               ****
Başarı ve başarısızlığı illa ki gelecekte arama.
Her gün yeni bir başarıya doğar.
Ne zaman işimizi çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, başarının sancılı doğumuna hazırız demektir.

“Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.
Senin gönlün değişirse dünya değişir.” (Şems-i Tebrizi)

İş hayatın da herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.(Şems-i Tebrizi)
                                                 *****
Birlikteliğe itaat teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
Teslim olan insan benlik denizinde kulaç atmayı bırakır, emin bir karada ayakları üstünde durmayı başarır.

Birde her iş yerinde olan dedikodular var ki, sakın onlara kulak asma, getirilen her söz seni yıpratmaya yöneliktir. Çalışan insanın duyacağı tek ses, iş sesi olmalıdır. Sen fısıltının değil, fasılanın bir parçası ol!

Bakın bu konuda gönül dostu ne demiş?

Hileden, desiseden endişe etme.
Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler.
Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!(Şemsi Tebrizi)

                                               ****

Zamanı planyan, zamandan en fazla faydalanan, az zamanda çok işler yapandır.
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil.
Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.”
Her an her nefeste yenilenmeli.
Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.(Şems-i Tebrizi)

                                                     ****

Başarı hiçbir zaman sorun üretip çözmekle değil, yenilikler ortaya koymakla gelir. Soruna takılıp kalmak yarışa geriden başlamak demektir. Sonra ben niye iş hayatın da geride kaldım sorusunun cevabını zaman geçtikten sonra anlamış olursunuz. Kıssadan hisse sorunun değil; çözümün bir parçası olunuz.

                                                    *****

 Çalışmayan as, çalıştırmasını bilmeyen bir üstün mahsulüdür. Ya ekeceksin ya biçeceksin. Yok, her şeyi yaptığın halde mahsul vermiyorsa bile önce kendini sorgulayacaksın.

                                                    *****

 Hz Ömer mesleği suiistimal edecek kadar iyi niyet mekruhtur der.

Art niyet ile iyi niyet arasında ki çizgiyi iyi çizeceksin ki,

Yolu sırat-ı müstakim olanın, önünde, hiçbir engel duramaz.

                                                   *****

NLP derki: Gerçek zenginlik çok şeye ihtiyaç duymak değil, çok az şeye ihtiyaç duymaktır.

Açlığımız, ihtiraslarımız değil, bırakın bizleri yüreğimiz yönetsin.

                                                   *****

Nasıl ki çalışılan kurumlar, çalışana itibar katıyorsa, çalışan da mensubu olduğu kuruma itibar katma kaygısı ve bilincinde olmalıdır.

                                                  *****

Aidiyet duygusunu hissetmeyen çalışanlar herkesten fazla yorulan, fakat herkesten az iş yapanlardır.

                                                 ******

Bir insan büyük bir gâyeye kilitlenmişse, hep onunla oturup kalkar ve davasına ait meseleler onu öyle meşgul eder ki, başkalarıyla alakalı dedikodulara, su-i zanlara ve gıybetlere ayıracak zaman bulamaz; zaten onun gönlünde kötü şeylere karşı meyil hiç yer tutamaz. Bir noktayı hedefleyen ya da bir uçağa kilitlenen bir füze, onu vuracağı âna kadar sürekli takip eder.

                                          *****

İş hayatı satranç oyununa benzer. Bizler lider etrafında toplanmış çeşitli görevleri olan satranç taşlarıyız. Hiç kimse hareket kabiliyetine güvenip, kural ve kaidelerin dışına çıkmamalı. Bakınız en az hareket kabiliyeti gözüken Şah alındı mı oyun biter. Bu bilinçle herkes hiyerarşiye dikkat ederek, görev tanımlamasına uymalı. Tüm hamlelerini önce liderini düşünerek atmalı.

                                                         ***

 İş hayatında olan bir insanın haddini bilmesi, teklif edilen bir makam karşısında hemen ileri atılmaması, hevesleriyle hareket etmemesi gerekir.O işe liyakat sahibi olup olmadığını iyi değerlendirebilmeli. Öyle ki, bu duygu ve düşüncelerle omuzlanılan bir vazifenin hakkını vermeye “meslek namusu” ya da “meslek ahlakı” söylene gelmiştir. Her çalışan, kendi mesleğine ait bazı disiplinlere uymak, bir kısım kural ve kaidelere göre iş yapmak ve “meslek ahlakı” dediğimiz değerler bütününe sadık kalarak çalışmak zorundadır.

ALTIN KURAL

Helal lokma anlayışı

İbrahim Ethem hazretleri, “Ashabı kemal, ancak midelerine gireni kontrol etmekle kemale erebilmişlerdir.” der ve bilmeden de olsa, haram yiyip içmekten çok korkardı.

Hazreti Mevlânâ da, “İlim de hikmet de helal lokmadan doğar; aşk da, merhamet de helal lokmayla meydana gelir. Bir lokma, haset ve hileyi netice verirse, cehalete ve gaflete sebeb olursa, bil ki, o lokma haramdır. Hiç buğday ekilip de arpa hasat edildiğini gördün mü?” demiş; hem salih bir insan olmanın hem de salih evlat yetiştirmenin helal rızıkla çok alâkalı olduğuna vurguda bulunmuştur.

Bir başka Hak dostu ise “helal lokma”nın iffetli nesiller üzerindeki tesirine şöyle dikkat çekmiştir: “Bu zamanda marifet ehli ve hakikat eri olan kimselerin ortaya çıkmayışının sebebi, iç temizliğinin ve batın tasfiyesinin eksikliği, hatta yokluğudur. Batın tasfiyesi ise, her şeyden önce helal lokma ile olur, helal yiyecek azalınca marifet ve hakikat kaybolur.”

Temiz nesiller yetiştirebilmek için, bakım ve görümüyle sorumlu bulunduğumuz çocuklarımızı ve ailemizin diğer fertlerini helal, hoş ve temiz gıdalarla besleme mecburiyetindeyiz.

Şüphesiz, ektiğimiz her tohum ya zakkum olup başkalarını zehirleyecek ya da kökü yerin derinliklerine uzanan, dalları semaları tutan mübarek bir ağaca dönüşerek gölgesiyle, dallarıyla, yapraklarıyla ve meyveleriyle insanlığa hizmet edecektir. Gayr-i meşrû yollarla elde edilen kazanç ancak bir cehennem zakkumu mesabesindedir ve o kazançla beslenen çocuklar da bir gün mutlaka hem anne-babasına hem de topluma kan kusturacaktır. Allah korusun, şayet yediğimiz haram, içtiğimiz haram, giydiğimiz haram ve hayatımız haramlarla iç içe ise, hem kendi manevî hayatımızı karartıyoruz hem de çocuklarımızın saadet ihtimalini yok ediyoruz demektir. Bu itibarla, zaman değişse de, asır başkalaşsa da, herkes gayr-i meşrû yollara sapsa ve helal haram demeden dünyevî imkânlardan istifade etse de, biz haram yiyemeyiz, bakmakla mesul olduğumuz kimseleri de haramla besleyemeyiz.

Bunun içindir ki; Tasavvuf ile beslenen Konya şeker anlayışında tarladan sofraya uzanan doğal gıda anlayışı, asrın en anlamlı helal gıda yolculuğudur.

Adilce: Çalışanlar açısından baktığımızda işyeri kurallarını hepimiz çoğaltabiliriz. Farklı açılardan bakabiliriz. Bunun içindir ki kurumsal kimliğini oluşturan firmalar eğitime büyük önem vererek, mesleki ve de etik değerler konusunda çalışanlarını yetiştirirler. Asrın işletmeleri aynı zamanda bir okuldur.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı