Gerçek Kulis - Adil Giray TOHUMUN BİLİMSEL SERÜVENİ
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 22.10.2013 - 10:34

TOHUMUN BİLİMSEL SERÜVENİ

Tohumların toprağı yararak içinden çıkmaları herkes için çok alışılmış bir görüntüdür. Ama tohumun büyümesi sırasında gerçekte bir mucize gerçekleşmektedir. Ağırlığı ancak “gram”larla ifade edilebilecek olan bir filiz, üzerindeki kilolarca, ağırlıktakitoprağı delerek yukarı çıkarken hiç zorlanmaz. Tohumdan çıkan filizlerin tek amacı toprağın üstüne çıkıp ışığa ulaşmaktır. Çimlenmeye başlayan bitkiler incecik gövdeleriyle sanki boş bir alanda hareket ediyormuş ve üzerlerinde onca ağırlık yokmuşçasına, oldukça rahat bir şekilde, yavaş yavaş gün ışığına doğru yol alırlar.

Toprağa düşen çekirdeğinsürgüverişi beklenir… Sürgü veren çekirdeğin, filiz açması da umut edilir… Ardından kök salmalar ve boy vermeler… Artık meyveye durma zamanı gelmiştir… İşte o meyveye duruş, yeni bir hayatın başlangıcıdır… Yenide, yeni bir hayatın taşıyıcısı Konya Şeker, İştiraki BetaZiraat'ın tohum ıslahı konusunda yürütmüş olduğu bilimsel yolculuğu; daha önce ki yazımızda sizlerle paylaşacağıma söz vermiştim.

İşte, Konya Şeker "baş-arı" sırrının, ülkemin dört bir yanından filiz vermesi…

İşte Güncemize düşenler!

Beta Ziraat’ın yürüttüğü mısır ıslah projesini yerinde görme ve ekiple tanışma fırsatını aslında çok daha önce yakalamıştım. Ancak hem projenin gidişatını görmek hem de bu güzel işe nazar değer endişesiyle düşüncelerimi paylaşmamayı uygun bulmuştum. Ancak artık paylaşabilirim. Çünkü 30 Eylül günü Beta Ziraat’in Bursa Yenişehir Koyunhisar köyünde ki Ar-Ge istasyonunda düzenlediği tarla gününe katılarak ilk dönem çalışmalarının sonuçlarını gördükten sonra projeye olan inancım katlanarak arttı. Hele hele ekibin yapılan işteki emin duruşunu gördükten sonra projeye nazar değse bile bu ekibin onun da altından kalkacağını söylemek çok doğru olur. Bu nedenlerle projenin en başından itibaren yapılan işleri sizlere aktarmaya çalışacağım. Anlatacaklarımdan sonra genelde tohumculuk sektörüne özelde ise ıslaha bakış açınızın değişeceğine ve bu tür çalışmaları yapanlara bir kat daha saygı duyacağınızdan eminim.

Geçen yıl tamda bu zamanlar (9 Ekim) bu projenin TÜBİTAK’ın ön değerlendirmesinden geçtiğini Beta Ziraat’ın değerli yöneticilerinden öğrenmiştim.  Projenin hedeflerini anlatırken ki heyecanları ve gözlerinde ki ışıltı hala hafızamda. Gerçi bu projedeki herkeste aynı heyecan ve ışıltıyı görmek mümkün.

Yöneticilerle yaptığımız sohbette proje hakkında bilgi sahibi olurken, ön değerlendirme sonrası süreci de öğrendim. Ülkemizin öncelikleri konusunda hazırlanan projelere destek veren TÜBİTAK’tan destek almak pekte kolay bir iş değil. Bu nedenle ön değerlendirmeden geçen her projenin proje başvuru dosyası hazırlanırken iş planlarından tutunda, maliyet tablolarının verilmesine kadar en ince detayların bu dosyada olması gerekiyor. Tüm bu işlemlerin TÜBİTAK internet sitesinden yapılabiliyor olması da bu işin kolay tarafı. Eskisi kadar evrak işine boğulmadan, daha rahat başvuru yapılabiliyor.

Daha önce de yazmıştım, TÜBİTAK gibi saygın bir kuruluştan bir projenin kabul görmesi deveyi hendekten atlatmaktan daha zor. Önce TÜBİTAK inceliyor, sonra ülkemizde proje konusu ile ilgili çalışan bilim insanlarından üç hakem TÜBİTAK tarafından projeyi değerlendirmesi için atanıyor. Hakemler birbirinden bağımsız ve farklı günlerde projeyi sunan kuruluşu, projeyi yürüteceği tesiste ziyaret ediyor. Bu ziyaretin temelinde kuruluşun alt yapısının yeterliliğinin yerinde incelenmesi yatıyor. Ancak proje yürütücüsünün hakemlere yapacağı sunumlarda da projeyi yürütebilecek yetkinlikte olduğunu da göstermesi gerekiyor. Hakem raporları doğrultusunda TÜBİTAK bilim komitesi tarafından incelenen projelerin destek ya da ret kararı veriliyor.

Beta Ziraat’in projesi tüm bu aşamalardan geçti ve TÜBİTAK tarafından desteklenmeye değer bulundu. Bu aşamalardan sonra projede çalışacak ekibi oluşturmak için çalışmaları başladı. İnce elenip sık dokunan sürecin ardından ekibe yeni arkadaşlar dahil edildi.  Yurt dışı ve yurt içindeki çeşitli kaynaklardan temin edilen mısır hatları ve popülasyonlarının ekim planları hazırlandı. Bu planlar o kadar hassas bir denge deki proje yöneticilerinin masa başındaki kendinden geçmiş; kendi kendine konuşurken ki hali gözümün önünden gitmiyor.

Hazırlanan planlara göre tohum sayma ve paketleme işi insanın gözlerini bozacak düzeyde zor bir çalışma. Birkaç paket tohumda ben saydım ancak çabuk pes ettim. Sonrasında tüm güvenlik önlemleri alınarak paketlenmiş tohumların ilaçlanması aşaması var ki; çalışmanın tarlada devam etmesi açısından çok önemli.  Tohum sayarken bir tane tohumu bile kaybetmemenin hesabını yapan ekip tarlaya ekildiğinde de kaybetmemek için bu işlemde oldukça hassas davranıyor. Bir ekip ilaçlama yaparken bir ekipte tarlada ekim planlarına göre parselleri hazırlıyor. Nihayet tarlaya ekim zamanı. Bu ekipteki herkes tarlada olmayı, toprağa basmayı seviyor. Herkesin yüzü gülüyor. Hiçbir karışıklığa meydan vermeyecek düzeyde özenle hazırlanmış ekim kolileri tarlaya geliyor.

Vira Bismillah ilk tohum tarlaya ekiliyor. Herkes heyecanlı… Orada olmanızı ve yüzlerdeki mutluluğu görmenizi çok isterdim…

Ekime başlanan bloktaki son parselde yağmur bastırıyor, ekip sırıl sıklam soluğu kapalı alanda alıyor. Ancak yüzler yine gülüyor, hedeflenen bloktaki ekimi bitirmenin gururuyla…  Çay içerken yaptıkları sohbet genelde teknik konularda ve gelecekteki projeleriyle ilgili oluyor. Detayları şu an veremem kendilerine söz verdiğim için; ancak hayata geçtiğinde sizlerle paylaşmaktan benimde gurur duyacağım çalışmalar olduğunu söyleyebilirim. Sık sık araya girip ne demek istediklerini soruyorum. Bir kez bile yüz ifadeleri değişmeden sorduğum her soruya cevap veriyorlar.  Bu ne sabır arkadaş…

            Sürekli hava durumunu takip ederek, toz toprak içinde planlanan ekimler bitiriliyor. Heyecan dorukta parsellerde çıkış gözlemleri alınıyor. Çıkan her mısırı bebekleri gibi görüp seviniyorlar.  Herhangi bir nedenle çıkışı gerçekleştiremeyenlere ise üzülüyorlar. Yaklaşık 15 gün içinde o kahverengi toprak yem yeşil oluyor. Karşısına geçip seyrederken ki halleri bir çocuğun ilk bisikletine bakarken ki halinden farksız.  Her gün tüm parsellerde gözlem yapan ekip üyeleri, mola zamanlarında her zaman olduğu gibi yine teknik sohbetlere dalıyor. Ne yalan söyleyeyim sıkılıp bende bilgisayarda zaman geçiyorum. Bunu gördüklerinde ise misafirimizle ilgilenelim deyip benim de dahil olabileceğim konulara yöneliyorlar.

            Çiçeklenme döneminde ki ziyaretimde ise tesise gittiğimde işin çoktan başlamış olduğunu görmek beni fazlasıyla şaşırtıyor. Çünkü saat sabah 7 ve ekip ayçiçeği parselinde. Arkadaşlar benim ziyaret edemediğim dönemde ayçiçeği ekimi yapmışlar. Ayçiçeğinde de teknik olarak ifade ettikleri bazı işlemleri sabah çok erken saatte yapmaları gerektiği için 6’da iş başı yapmışlar. Mısır parsellerinde ise teknik olarak 9 gibi işe başlayabiliyorlarmış.  Tarlada ki halleri savaşa giden askerlerden faksız; tam teçhizat. Yeleklerinde zımba, ataş, kalemler, zarflar, alkol gibi gerekli olabilecek her şey var. Her bitkiden sonra ellerini dezenfekte ediyorlar. O kadar hassas bir çalışma ki tarlada hiçbir şeye dokunmamam konusunda sürekli uyarılara maruz kalıyorum. Sonunda merakıma dayanamayıp bir bitkiyi "kendilemem" için izin veriyorlar. Heyecandan ellerim titreye titreye onların 2-3 dakika da yaptığı işi 10 dakikada ekip üyelerinin yardımcı olmasıyla bitirebiliyorum.

  Ancak ziyaretlerim arasında en sıkıcı olan ziyaretim çiçeklenme döneminde gerçekleştirdiğim ziyaretimdi. Nedenine gelince kimseyle konuşamadım. Molalarda bilgisayar başında veri girişi yapılıyor, tarlada yapılan her iş kayıt altında. Belki akşam biraz konuşabiliriz diyorum ama ertesi günün programları üzerinde çalıştıklarından yine konuşamıyoruz.  Ancak yolda değerli yöneticilerimiz ile sohbet edebildik. Bu sohbette anladım ki zurnanın zırt dediği yer çiçeklenme dönemi.  Çalışmanın hiçbir aşamasında hataya yer yok; tolerans var, ancak burada hiçbir hataya tolerans ta yok.

            Emeklerinin karşılığını almanın gururunu yaşayan ekiple yine beraberim. Herkes neşeli. Ekip üyeleri ile parselleri geziyoruz.  Ne ekersen onu biçersin atasözümüzü tam yerinde kullanıyorum. Bu kadar emeğin ardından Dünya’daki benzer çalışmaların üzerinde bir başarı yakalanmış olması beni hiç şaşırtmıyor. Artık hasat zamanı, hazırlanan planlar doğrultusunda tarlada yine titiz bir çalışma var. Birazda hızlı olmaları gerektiğini biliyorum. Çünkü aynı döngü aynı titizlikle “Yavru Vatan” da devam edecek.

 İlerleyen dönemlerde Beta Ziraat’in Kıbrıs’a uzanan elini ve bu çalışmadan sonra Kıbrıs’ta meydana gelebilecek değişiklikler ile projenin Kıbrıs ayağını kısmet olursa sizlerle paylaşacağım.

Gelişmiş ülkelerde araştırma laboratuarlarının yanı sıra ticari tohum kuruluşları tarafından da kullanılmaya başlanan tohum ıslahı alanında ki bilimsel tekniklerin bir Konya Şeker iştiraki olan Beta Ziraat de üst seviyede yapılması TÜBİTAK gibi Türkiye’nin en önemli kuruluşu tarafından önemsenmesi… Pankobirlik Genel Başkan'ı Sayın Recep Konuk vizyonu ile neler yapılabileceğinin sadece bir işaretidir. Rabbim nazardan saklasın

Ne demiş şair: Tohum at bitmese toprak utansın…

Ne mutlu ki bilen ellerde atılan her ok hedefine ulaşıyor, toprakla buluşan her tohum yeni umutlarla yeşeriyor. Hâl böyle olunca her alanda Konya Şeker Tarih yazıyor. Bize de, kayda düşmek kalıyor.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı