Gerçek Kulis - Yavuz Çolak BU MUDUR AT SEVGİMİZ.! (2)
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 30.09.2013 - 13:00

BU MUDUR AT SEVGİMİZ.! (2)

Bir Türkmen Atasözü şöyle der: “Sabah kalkınca önce atanı, sonra atını selamla”

            Bir başkasında da şöyle denir: “Atın üstündeki Türk değilse, yüktür”

*     *     *

            At sevgimizi, ata verdiğimiz değeri tescilleyen bu sözlerden yola çıkarak; üzerine şiirler, türküler bestelediğimiz ve milletçe kutsal olduğuna inandığımız atlarımız hakkında derlediğim bilgileri paylaşacağız bugün. Gücün kuvvetin sembolü, insanın en sadık dostu gözüyle baktığımız o mübarek hayvanlara tutkulu bir milletiz biz. Gaza meydanlarında zafer tacımız, seferlerde kolumuz kanadımızdı onlar. İhtiyacımız olan her yerde; tarlamızda, bağımız ve bahçemizde hep yanı başımızdaydılar…

            Gün oldu, devran döndü; delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu! Ne zaman atlı bir öykü anlatılsa, Koçyiğit Köroğlu gelir aklıma. Dünyanın altını üstüne getiren teknolojinin yarattığı canavarlara, ateşli silahlara baş kaldırmadır onun dizeleri. Sade o mu; saf, duru Anadolu sevdalarını yansıtır Karacaoğlan, Dadaloğlu. Nakış nakıştır türkülerde, ezgilerde insan sevgisi, yurt sevgisi, at sevgisi...

            “İnişe aşağı keklik sekişli,                              Atlaslarla donatayım yolunu,

            Yokuşa yukarı tavşan büküşlü,                      Altınlardan çaktırayım nalını,

            Tavus Kuşu gibi üstü nakışlı                          Üç güzele dokutayım çulunu

            Alma gözlü, kız perçemli Kırat’ım.               Alma gözlü, kız perçemli Kırat’ım.”

                                                                                                               Köroğlu’ndan

            “Atın höyük sağrı, kalkan döşlüsü,               At koşu tutmasın çıktığı zaman,

              Kalem kulaklısı, çekiç başlısı,                        Yalı kaval gibi yıktığı zaman,

            Güzelin dal boylu, samur saçlısı,                   At dört, kız onbeşe yettiği zaman,

                Severim Kıratı, bir de güzeli.                         Severim Kıratı, bir de güzeli.”
 
                                                                                                          Dadaloğlu’ndan

“Bir aşçım olsa da doldursa kazı,                  Beşyüz atım olsa, beş yüzü doru,

Türlü nimetlerle güldürse bizi,                       Binse etbâlarım, eylese harı,
Öğlene eke de akşama kuzu,                         Beş yüzü de üveyk, bini de kırı,
Sabaha kaymakla bal ister gönül.                  Beşyüz yedeğine al ister gönül.”

                                                                                                          Karacaoğlan’dan

Ataların iyi at konusunda bazı kıstasları olduğunu da okumuştum bir dergide. Notlarım arasında kaynağını belirtmemişim ama ‘Türktarım’ dergisiydi sanırım. Şöyle sıralamışlardı.

Atların:

Üç yeri ince ve uzun olmalı; kulaklar, boyun ve art ayaklar…

Üç yeri kısa olmalı; sırt, kuyruk koçanı ve ön ayaklar…

Üç yeri geniş olmalı; alın, göğüs ve sağrı…

Üç yeri parlak olmalı; tüyler, gözler ve tırnaklar…

At kültürümüzün Konya Tarihindeki yeri nedir acaba diye bir soru akla gelebilir. Konyamızın ‘Atçekenler’ adıyla anılan, hatırı sayılır bir nüfusu vardır. Belki birçok insanımız Atçekenler’e mensup olabilir, fakat bağlı olduğu kültürden kopmuşsa bunu bilmeyebilir. Şuan Dumlupınar Üniversitesinde olduğunu bildiğim Prof. Dr. Hasan Basri Karadeniz’in konuyla ilgili yazdıklarını incelemiştim. Yanılmıyorsam eğer Erciyes Üniversitesindeyken doçentlik tezi olarak yaptığı çalışmaydı. Konya Tarihine merakı bilinen İl Gıda Tarım Müdürlüğünde şube müdürü Sadık Oturanç’ın bize ulaştırdığı bir kaynaktı.

Atçekenler; Karamanoğlu Beyliği’nin belkemiğini oluşturan iki büyük aşiretine mensup Oğuz Türkmenlerinin ortak adıdır. Turgutoğulları ve Bayburtoğulları diye anılırlar. Osmanlı ile Karamanoğlu arasında çıkan anlaşmazlıkların, mücadelelerin son bulması için Fatih Sultan Mehmet tarafından çıkarılan kanunnamelerle yerleşik hayata geçip toprağa bağlanmışlardır. Soylu atlar yetiştirmeyi bildikleri için vergilerden muaf tutulmuşlar, sadece on iki haneye bir at vergisi ödemişler; orduya en iyi atları onlar yetiştirmişlerdir. Konya- Ereğli, Konya-Aksaray ve Konya-Ankara arasındaki bozkırlarda köy ve kasabaları, hatta kaza merkezleri kurdukları dönemler var. Yine Akşehir hattında, Yunak tarafında da yerleşim merkezleri var. Bu saydığım bölgelerde halen yoğun olarak Atçeken oymaklarının yaşadığı bilinmektedir. Söz konusu kaynak eserde pek çok ayrıntılı bilgi var, meraklılarına duyurulur.

Cengizhan’ın bir sözüyle huzurlarınızdan ayrılırken, bütün yarış severlere selam ve saygılarımı sunuyorum...

“Mıh ol nal kurtar, nal ol at kurtar, at ol yiğit kurtar, yiğit ol vatan kurtar.”   

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı