Gerçek Kulis - Adil Giray GİRİŞİMCİLİK BİR SANATTIR
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 17.09.2013 - 15:45

GİRİŞİMCİLİK BİR SANATTIR

Gurbetin çocukları ile birlikteydik.

Onlara göre yoksulluk, memleketten çok uzakta uyanmaktı

Onlara göre yoksulluk, doğdukları yerden çok uzakta çadır kurmaktı, sonbaharda üşümek, sabah namazında işe başlamaktı... Zenginliğin ise tek tarifi vardı doğru insanların işletmelere önderlik ettiği liderlerin bulunduğu şehri de doğmaktı.

Tarım işçileri ile röpörtaj yapmak için Çumra’ya gitmeye karar verdiğimizde bir liderin insan ve ülke ekonomisine nasıl katkıda bulunduğunu, onların yalın anlatımı ile bu kadar güzel dillendirecekleri sanırım hiç birimizin aklına bile gelmezdi.

Neler mi söylediler?

“ Pankobirlik Genel Başkan’ı Recep Konuk gibi bir lider Urfa’dan çıksaydı biz kendi şehrimizde çalışır olurduk.”

“Çumra değişimin adresi oldu.”

“11 yıldır bu bölgeye çalışmaya geliyoruz.”GAP” Projesinin bizim bölgemize katamadığını bir lider ve bir fabrika bu bölgeye kattı. İnsanlar ve bölgeyi her sene geldiğimizde daha müreffeh bulduk.”…

Bizler, Urfalı Tarım İşçilerinden bu samimi görüşlerini yerinde dinleyince bu yazımızda değişen işletme anlayışını ve de günümüzde değişime uygun stratejisine oturtabilen girişimcilerin işletmelere neler kattığını sizlerle paylaşmak istedik. Anladık ki önemli olan "GAP" gibi büyük projelere imza atmak değil, bu projelerin başına projeye doğru stratejiyi oluşturacak bir beyni yerleştirmektir. Ya değilse bir büyük projenin yanı başında ev sahipliği yapan insanlar binlerce kilometre uzağa işçi olarak çalışmaya gelirler. Tabi burada Sayın Maliye Bakan'ımızın şu cümlesini de hatırlatmakta fayda var "Bizim devlet olarak on fabrikada yapamadığımızı Pankobirlik Genel Başkan'ı Sayın Recep Konuk önderliğinde Konya Şeker iki fabrikayla fazlasıyla yapmıştır"

Eskilerin tabiriyle sırtın biraz kalınsa güçlü bir sermaye yapın varsa, herkesin yaptığı işi yapamıyorsan, yani tekelleşebiliyorsan pazarda kalıcı bir işletme sahibi olarak yer edinilebirdiniz. Bunlar yoksa hiç risk almaya gerek yok, okuyup bir devlet dairesine kapağı atacaksın.

Sanırım çoğumuz bu öğütlerle öğütüldük, büyüdük. Başkalarına göre çalışma stratejimizi benimsedik. Zaten denilenlerde hep doğruydu ki, ne çevremizde, nede ülkemizde zengin kısım hiç değişmedi. Ne okulda ne de ticarette başarı yakalama imkânı olanların ise tek hayali vardı. Yurt dışına gitmek…

Son çeyrek asırda Anadolu’da özgüven konusunda tabuları yıkan girişimciler sayesinde anlayışlar değişti doğru strateji ile başarı yakalanılacağını, ülkemizle hatta dünya ile yarışacak kabiliyette işletmeler kurulabileceğini herkes gördü. Bu durumu büyük bir çoğunluk takdir edip model alırken, kimi kıskandı, para el değiştirdi, derken kim de sermayeye renk yükledi.

Lakin tek bir gerçek vardı. herkesin kabul ettiği doğru strateji ile değişime ayak uyduran liderlerin omuzlarında ülkemiz kalkınma hamlesini gerçekleştirecek.

Peki, nedir strateji ve nasıl olmalı önce bu konuyu biraz açalım. Strateji "belirlenen hedeflere ulaşmak için, temel amaçlar, gayeler veya hedefler ve önemli politikalar, planlar bütünüdür “

İşletmeler için önemine gelince, kurumsal yönetiminde strateji, işletmenin çeşitli fonksiyonları arasında meydana gelen karışıklıkları açıklığa kavuşturan ve genel amaçları belirleyen özellikleri düzenleyen, ekonomik bir ortamda işletmenin en iyi değere ulaşması ile ilgili seçimsel kararlar bütünüdür. Bu seçimler bir canlı gibi işletmenin yaşamasını ve gelişmesini garanti altına alacaktır. Ne diyordu Ünlü sosyolog İbn-i Haldun’a " her canlı gibi işletmelerin de bir ömrü vardır. Onlarda doğar büyür ve ölür. Strateji gelecekle ilgilidir. Pek çok işletme geleceğe yönelik hedefleri ve bugünkü hedefleri ile uğraşmaktadır. Strateji pazarların, müşterilerin bakış açılarının ve yasal düzenlemelerin değişmesi sonucu işletmelerin uğraştığı problemlerin de farklılaşmasını sağlayacaktır. İşte bu farkındalığı oluşturan işletmeler ölümsüzlüğü yakalayacaktır.

Değişime ayak uyduramayan, farkındalık oluşturmayan işletmeler ölmeye mahkûmdur.

Peki, işletmeler stratejilerini nasıl kurgulamalı, değişime nasıl ayak uydurmalıdırlar?

Şimdi sizlere bu köşeden inavasyondan, Argeye kadar işletme dersinde öğrendiğimiz birçok şey söyleyebilirim. Yazdıklarımız iktisat profesörlerinin yanında çok cılız kalırken, konuya hâkim olmayanlar için ise gereksiz bilgiden öteye gitmez.

Ben bu yüzden izninizle olaya en yalın bakış açısından kendi penceremden bakacağım. Urfalı gurbetçi tarım işçilerinden aldığım ilhamla tespitlerimi sizlerle paylaşacağım.

İşletmelerin belirledikleri stratejilere bağlı olarak girişimcileri de değişmektedir. Örneğin ürün farklılaştırma temelinde bir stratejiyi izleyen örgütlerin yenilikçi ve esnek bir yapıya ihtiyaç duyacakları açıktır. Dolayısıyla örgütsel yapının ekip çalışmasına dayalı, kaynakların yenilikçi, dış çevredeki gelişmelere hızla cevap veren ve esnek bir faaliyeti mümkün kılacak şekilde tahsis edilmesi gerekecektir. Bunu da uygulayacak işletmeye yön verecek girişimci sayesinde olacaktır.

Nasıl gemileri her türlü fırtınaya rağmen limana yanaştıran başarı kaptanları ise, işletmeleri de sağlama hedeflere demir atmasın sağlayanlar onların başlarında ki başarılı girişimcilerdir.

 Dünlerde bir işletmenin görev çevresi genelde faaliyetlerini sürdürdüğü endüstri olarak tanımlanırken; Günümüzde işletmeler Sosyal çevre, işletmenin faaliyetlerini kısa dönemde doğrudan etkilemeyen ancak, uzun dönemli kararlarında etkili olan, daha genel bir yapıya sahip olan güçleri içerir.

Dünün parası olan işletmeler kapalı kapılar arkasında büyürken, günümüzde işletmeler gönül sermayesi ile büyümektedir. Toplumca kabul gören sevilen liderlerin imzasını attığı fabrikalar daha o imzalar kurumadan rekabet piyasasında kabul görmektedir.

 İşletmenin ilişki içerisinde bulunduğu ekonomik, sosyo - kültürel, teknolojik ve yasal-politik güçlerin varlığını yok sayan işletmeler yerinde sayarken, her alanda iyi ilişkiler kuran girişimciler, şirketlerinin güçlerine güç katmaktadırlar.

Yıllarca iş adamlarını siyasetten ve devletten uzak tutan anlayış, tüm dünyada miadını doldurmuştur.

Bir defa özelleştirme ile hükümetler ticaretin vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Ayrıca siyasi erk de bu ülkenin bir parçası değil mi? Onlar ve aileleri tüketici değil mi? Tüm bunlar bir yana artık devletlere öncülük eden hükümetler yurt dışı ticari antlaşmalar için girişimcilerle ortak hareket etmenin önemini benimsemiştir. Hülasa günümüzde ülkeler arası rekabet savaş alanlarında değil ticari pazarlarda yapılmaktadır. Çok daha ötesinde, ülkeler savaş için değil ortak Pazar için bir araya gelmektedir.

Dün tüm yollar Roma’ya çıkarken bugün pazara çıkar desek sanırım yanlış olmaz. Ekonomik olarak güçlü olan ülkeler Jeopolitik konumu ne kadar zayıf olsa da dünyaya yön verir duruma gelmiştir. Zira günümüzde sınırları büyük ülkeler değil, pazara dayalı hazineleri büyük olan ülkeler yaşlı dünyamızda itibarlı bir yer edinmiştir.

Asrın işletmeleri, içinde bulunduğumuz çağı çok iyi okuyabilen, çağa ayak uyduran değil, çağı peşinde sürükleyen girişimcilerin başında olduğu işletmelerdir.

 Çünkü onlar bilirler ki çağa ayak uydurmak bile herkesin yaptığını yapmak anlamına gelebilir. Oysa başarılı girişimciler asla herkesin gittiği yoldan gitmeyip farklı yollara saparak iz bırakan liderlerdir. Onun için onları anlamak bazen çok zordur. Kolay olan ise onların yakaladığı başarıyı kısa zamanda görebilmektir.

Girişimcilik bir sanattır. İyi bir girişimci resmi yapmakla kalmaz, onu en uygun renklerle de boyar.

Resim yapılırken baktığınızda tam bitti dediğinizde başarılı bir girişimci iyi bir ressam misali yeni ayrıntılar koyar resme, siz karalama yapıyor zannettiğinizde ise; ağaçların altına düşen güneşin gölgesini hayretle izlersiniz.

Gün gelir siz izlemekten yorulursunuz, onlar çizmekten, resme yeni ayrıntılar koymaktan aslı yorulmazlar.

Onun içindir ki onların fabrika sahalarında ne proje biter, ne de inşaat çalışması ve onların kurmuş oldukları istihdam sahalarına insanlar ışığa koşan pervaneler gibi toplanırlar.

Ve en güzel onlar anlatırlar, bir insanın, insan hayatına neler kattığını

"Keşke bizim illerde de Recep Konuk gibi bir insan olsaydı."

Adilce; Toprağın tadına vardık

Uzun zaman olmuştu kaçak çay kokusunu duymayalı

Uzun zaman olmuştu bir çadırdan dünyaya bakmayalı

Baş göz üstüne yüklenirken sevgiler

serçawa derken doğu ile sarılmayalı

Özlemişim, uzun zaman oldu toprağın çocukları ile kucaklaşmayalı

Adilce Özet Bilgi:İşletmenin seçimlerinin ve strateji araçlarının nasıl olduğu ile ilgilidir. Pek çok işletme 1980 ve 1990' lar da ki baskıcı değişimlere cevap verebilmek için stratejilerini aşağıdaki oluşumlara göre değiştirme gereksinimi duymuşlardır. Bunlar (Oxtoby-McGuinness: 2000.514):

· Bilgi ve iletişim teknolojileri
· Politik ve ekonomik sınırların kalkması ve bütünleşmesi
· İşletmelerin özelleştirilmesi ve küreselleşmesi
· Kültürün uluslararası hale gelmesi ve tüketicilerin bakış açıları
· Pazarın talep yanlı dağılmasıdır.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı