Gerçek Kulis - Yavuz Çolak MİLLETİN EFENDİSİ
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 13.09.2013 - 11:00

MİLLETİN EFENDİSİ

Sayfalarını heyecanla çevirdiğim kitapta, Milli Mücadele yıllarında çekilen sıkıntılar ve mucizelerle dolu kurtuluşun öyküsü anlatılıyordu.

Zafer kazanılmış ama her yer yakılıp yıkılmış, halk perişan ve yoksul! Fakat millet inadına mutlu ve umutlu; daha Cumhuriyet ilan edilmemiş. Gazi Paşa halkının arasında, kurtuluşa ermenin sevincini milletiyle beraber yaşıyor. Ülke, geleceğin tasarlandığı günlerden geçmektedir…

15 Mart 1923’te coşkunun sele döndüğü bir ortamda, Adanalılarla kucaklaşır. Ziyaretin bir bölümü şöyle anlatılıyor:

…İkinci gün bazı kurumları, fabrikaları, okulları gezdi, Cuma namazını Ulu Cami'de kıldı. Öğle yemeğini öğretmenlerle yedi. Akşam yemeğini çiftçilerle.

Devletin en büyük adamı ile sofraya oturmak, çiftçileri çok mutlu etmişti. İnanamıyor gibiydiler. Karşısında oturan Süleyman Ağa şöyle dedi:

“Millete her şeyi biz veririz. Büyükleri biz büyütürüz. Sonra onlardan birinin yanına girmek istersek bizi dipçikle kovarlar. Fakat şimdi o devirlerin geçtiğini, bizim hakikaten efendi olduğumuzu anladık. En büyük adamımızla karşı karşıya bir sofrada yemek yiyoruz. Şu ihtiyar hayatımda bundan sevinçli bir gün görmedim.”
Bazı çiftçiler gizlemeye çalışarak gözlerini sildiler. Paşa da dedi ki:

"Çiftçi kardeşlerim, benimde hayatımda yaşadığım en ulvi, en samimi gece bu gecedir."

* * *

Tam koca bir doksan yıl geçmiş bu hatıraların üzerinden. Bir çift öküz veya atın çektiği kağnıların, kara sabanların yerini modern araçlar ve makinalar almış. 15-20 dönüm arazide, sadece buğday ve arpa yetiştiren çiftçileri çocukluk günlerimden hatırlıyorum. Bugün 500-1000 dekar arazide dönüp ağan çiftçilerle karşılaştırmaya çalışarak dünün ve bugünün mukayesesini yapmaya çalışıyorum. Üretimin kat be kat arttığı, bununla beraber maliyetlerin de devasa boyutlara ulaştığı günümüz koşullarında; milletin efendileri mutlu mu, itibarı yerli yerinde duruyor mu? Yakından bir bakmak lazım diye düşünüyorum.

İki Fatih’i; Kılıç ve Sabanı karşılaştırıp, kazananın hep saban olduğunu gören bir önderin fikirlerinden yararlanmak, ne söylediğine iyi bakmak gerek. Kurtuluş Savaşını kazanmakla görevlerinin bitmediğini, asıl zaferin ülkeyi imar etmekle, iktisadi olarak güçlenmekle elde edilebileceğini; eğitimle cehaleti, çalışıp üreterek yoksulluğu yendiklerinde de başarının taçlandırılmış olacağını söylemiştir.

Tarımla ilgili tüm kuruluşların kapısında görürsünüz; “Milli ekonominin temeli ziraattır” diye yazar. Daha Cumhuriyet’i kurmadan İzmir’de İktisat Kongresini yapmış ve yıllar geçtikçe değerlenen bu sözleri ve görüşlerini dile getirmiştir. Veciz sözlerle çiftçimizi yüceltmiş, çalışan üreten, yani sabanı tutan kolun giderek güçleneceğini hafızalarımıza kazımıştır. “Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bu gün dünya üzerinde olmayacaktık.” Derken, başımızın tacı olmayı hak edenleri, ülkenin sahibi ve memleketin efendisi ilan ederek listenin en başına onların adını yazmıştır…

Bu düşüncelerin ışığında, aradan geçen bunca zaman diliminde, nereden nereye gelebildiğimizi yorumlamaya çalışıyorum. Üretmede, tarımdaki gelişmeleri takip ve uygulamada hiçbir sıkıntı yok. Tarım ve hayvancılıkta makinalaşmaya, modernizasyona anında ayak uyduran, dünyanın her çiftçisiyle yarışabilecek bir potansiyelimiz var çok şükür. İşin bu boyutunda bir sıkıntı yok, fakat açıklaması zor durumlar ve hepimizi düşündüren ağır sorunlarımız var. Bu satırları yazarken, Ayçiçeği üreticisi heyecanla açıklanacak fiyatı bekliyordu mesela. Ülkemizin petrol ürünlerine yatırdığı paradan sonra, ithalat kalemleri arasında en fazla yağ bitkilerine kaynak ayırdığını öğreniyoruz. Hal bu ki bizim ülkemizde hem yağ bitkisi yetişmekte, hem de birim alandan en yüksek verimi alacak çiftçisi var! İşte sorun burada başlıyor ve işin sırrı başka, maliyet sorunu! Rakibimiz olan ülkelerin çiftçisi mazotu, gübreyi, ilacı, elektriği ve akla gelebilecek her türlü girdiyi ucuz kullandığı için onlarla rekabet edemiyoruz. Devlet ithalata sınır koymazsa üretici zor durumda kalacak. Biz fiyatı ne olursa olsun, kendi ülkemizde yetişen bir ürünü dışarıdan almamalıyız ve ekonomik gücümüzü maliyetin düşürülmesine, dolayısıyla çiftçimizi desteklemeye ayırmalıyız. Bunu yapmazsak, gelecek yıllarda başka ülkelerin pazarı olmaktan kurtulamayız Allah korusun. Devlet büyüklerimizin çiftçimize verdiği destek inanıyoruz artarak devam edecek ve Ayçiçeği üreticisine de müjdeli haber gelecektir. Recep Konuk Başkanın dediği gibi; ayçiçeği başkalarının ürünü olmamalı…

Dünya’nın ünlü yatırım ve finans uzmanı olarak bilinen; ‘Emtia Gurusu’ diye de anılan Jim Rogers’in tarihi bir öngörüsü var: “Önümüzdeki dönemde tarım ürünlerinin değeri çok artacak, gıda ürünlerini artık herhangi bir fiyata alamayacağız; dolayısıyla Lamborghini’lere binen borsacılar, bankacılar değil, çiftçiler olacak”
Yorumu okuyucularıma bırakıyorum…
 

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı