Gerçek Kulis - Adil Giray HEPİMİZ BORÇLUYUZ
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 04.09.2013 - 10:35

HEPİMİZ BORÇLUYUZ

Ellerinin arasında tutardı sevgiyi, akşam olunca tüm çocuklar ışığa toplanan pervaneler misali bakkalının önünde tespih tanesi gibi sıraya girerdik.

Keşşaf hafız ellerini cebine götürür; lokum, şeker, çikolata… Bahtımıza ne çıkarsa avuçlarının arasından bize uzatırdı.

Zaman uzardı, elerine dokunurduk, sevgiye dokunur, bahtımıza çıkanın mutluluğunda evlerimize koşardık.

Geciksek annelerimiz bilirdi ki, Keşşaf Hafız sırasındayız. Asla merak etmezler, kızmazlardı.

Her akşamüstü bu sevgi paylaşımı seremonisi yaşanırdı…

Bizim şeker almak için önünde sıraya dizildiğimiz Keşşaf Hafız, Namaz vakitlerinde ise ilçemizin arkasında huşu ile saf durduğu âlim insandı…

Gün geldi ilçemize kadrolu bir imam atandı. Yine ilk sahiplenen Keşşaf Hafız oldu.

Önce, yeni evli olan hocaya bir ev buldu. Sonra da, taşınmasına yardımcı oldu.

Çok geçmedi genç imam hayata gözlerini kapadı.

Bir tabut arkasında insanlar sesiz sedasız yürürken, ardımız sıra bulutlar yürüdü karardı hava İlçemizi büyük bir hüzün kapladı.

Göl en derin mavi ile gökyüzüyle birleşirken hüzünle tanıştık.

Hüzün bir başka maviydi, daha çok karaya çalıyordu.

Yağmur olup gökyüzünden, gözyaşı olup gözlerden iniyordu.

Ne zaman çocukluğum gelse aklıma, bir o günleri hatırlar, birde babamın anlattıklarını…

Göle dökerim hüzünlerimi…

Neyse biz yine hikâyemize dönelim.

Keşşaf Hafız, babam ile birlikte merhum imamın eşine taziye ziyaretine gider.

Gülsuyu ve tütsü kokuları ile harmanlanmış evde dualar okunduktan sonra gelini yanına çağırtır, der ki:

-Bak kızım kocan ölmeden önce bana bin lira borç vermişti.

Hepsini birden ödeyemem ama borcum borç; her ay kazancımdan sana vererek en yakın zamanda da sana olan borcumu ödeyeceğim.

Ve cebinden bir elli TL çıkarırı verir. Defterine not alır.

Sonra mı?

Sonrasını, yaşadıklarını gözyaşları ile anlatan babamın dilinden dinleyelim.

-Keşşaf Hafız'ın bu borç meselesine tanıklık edince aldı mı beni bir merak,1000 TL çok büyük bir para, Hocam dedim bu para yeni göreve atanan bir imamda ne gezer.

Bu para ancak, Beyşehir'in en zenginlerinde bulunur…

"Para ile imanın kimde bulunduğu belli olmaz" dedi… Ve sert bir şekilde sözümü kesti Keşşaf hafız

Yine bir gün Keşşaf Hafız ile birlikte namaz vaktini bekliyoruz.

Merhum imamın eşi geldi. Yüzünde hüzün gitmiş, kendine güveni gelmişti.

Gelin, "borcumu almaya geldim" dedi ve parasını aldıktan sonra tay gibi hızla uzaklaştı.

Ben yine dayanmayıp Keşşaf hafıza sordum

Hocam ben senin bu kadar parayı alıp borçlanacağına inanamıyorum. Sen kimseye borçlu olamazsın

Keşşaf hafız duaya açılan ellerini, sevgi dağıtan ellerini, vermekten hoşlanan ellerini… Yay gibi açarak “hepimiz birbirimize karşı borçluyuz” bende borçluyum, sende borçlusun, bu ilçede borçlu, bu kimsesiz karnında bebesi ile dul kalan geline…

Elimi cebime atıp hemen borçlu olduğumuz gelinin arkasından koştum…

Çoktan gitmişti

Ellerim ceplerimde, aldığım insanlık borcu dersi ise yüreğimin tam ortasına bir ok misali saplanıp kalmıştı.

Ne zaman bir hocanın arkasında namaza dursam Keşşaf Hafız aklıma gelir.

Göl bulanır, yüreğim bulanır… Affet yarabbi!

                                  ***

Evet, hepimizin birbirine gönül, vefa hatta muhabbet borçlu olduğu günlerden, birbirimizin üzerine suç atarak borçlandırmaya çalıştığımız günleri yaşar olduk. Zaman öyle bir zaman ki;

Kim yüce çağrıya uyup "Müslüman'ın derdini kendine dert edinse" O dertlerin altında ezmeye çalışıyoruz.

Hayatını, yaptıklarını, bu toprağın insanlarının yoksul kalmamasına adayan Pankobirlik Genel Başkan'ı Sayın Recep Konuk, bu coğrafyada yoksulun derdini dert edinenlerin başında gelir. Bu sene ayçiçeği fiyatları ithalat baskısı altında zor günler yaşayınca şimdiye kadar yapılanları unutan bazı insanları görünce çok üzüldüm.  Tarımsal Sanayide Entegrasyona dayalı, dışa dönük ekonomik büyüme stratejileriyle, Konya Şeker sadece pancar tarımında şeker üreten bir Fabrika olmaktan çıkmış, bir çok tarım ürünü işleyen devasa bir entegre yapı olmuştur.. Seküler kültürün çekim alanının dışında kalmayı başaran Anadolu insanı, üretimde Pankobirlik Genel Başkan'ı Sayın Recep Konuk sayesinde ezilmişlikten kurtulmuştur. Ayçiçeğinde açıklanan avans fiyatlarının dünya piyasalarının çok üstünde olmasına rağmen işi provoke edenler karşısında sanırım günebakanlar bile utanmış, yere bakan olmuştur.

Adilce:

Sözde herkesin gidebileceği yollara gidiyorduk.

Yol neydi ki, herkes gidebilirdi

Oysa ölüm çığlığı bozuyordu tüm gitmeleri

Bu yolda düşenler, geride kalanlar,

En kötüsü de yolu, yolcuyu satanlar oluyordu

Oysa biz yolu da, yolcuyu da yoldaş bilmiştik

Yol, yolcu ile yürünür demiştik

Gün geliyor yolunu kaybedenler için yol oluyorduk.

Üstümüzden geçiyorlardı nereye gideceğini bilmeyenler

Ve gün geldi

Bir Anadolu çeşmesinin kuraklığa yenilerek kesilmesi

Sevdiğinden ayrı bir kadının sütten kesilmesi misali

Yollarımız kesildi, ey sevgili

Hülasa yolara herkes düşebilirdi

Düşebilirdi de, bizim yolumuz sırat-ı müstakim

Onların yol dediği ise, hep bir yolunu bulmak idi

YORUMLAR

Yavuz ÇOLAK

Yaratılmışlar arasında, akıl nimeti bağışlanan tek varlık İnsanoğlu iken, nankörlükte zirveleri zorlayan yine insanoğlu malesef! Allahım nankörlük etmekten muhafaza eylesin hepimizi...

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı