Gerçek Kulis - Yavuz Çolak RECEP KONUK’LA GÖNÜL KÖPRÜSÜNDE BERABER YÜRÜMEK
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 23.08.2013 - 08:32

RECEP KONUK’LA GÖNÜL KÖPRÜSÜNDE BERABER YÜRÜMEK

Ankara Rixos’ta kristal salonda tarihe not düşülürken, sürüklendiğim duygu dolu atmosferi yansıtmak kolay olmayacak belki ama paylaşacak güzel şeyler var okuyucuyla. Konya Şeker’in rüştünü ispatlayan başarılar konuşulurken; yeni ufuklara yelken açan amiral gemisine yol verilirken oradaydım…

Devletin bakanları ve bürokratlarıyla imza koyduğu Kangal Termik Santrali devir teslim törenine tanıklık ederken; bir Konyalı olarak yaşadığım onur, tüylerimi diken diken etmişti. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek; devletten daha rekabetçi bir firma olarak ilan ettiği Konya Şeker’in iki fabrikayla, kendilerinin on fabrikada ürettiğinden daha fazlasını ürettiğini söylüyordu. Bu, en yetkili ağızdan başarıların tescili ve tasdiki anlamına geliyordu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da; dünyada kömürün hâlâ bir numaralı enerji kaynağı olduğunun altını çizdikten sonra, Konya Şeker’in bu işi başaracağına olan inancını ortaya koydu. Sözü Karapınar’a getirdiğinde, Konyalı olarak hepimizin gönlünde taht kuran şu cümleleri sarf etmişti: “Özelleştirmeler insan kaynaklarıyla beraber gerçekleşmektedir” dedikten sonra "Konya'nın kaynağını yerli müteşebbis değerlendirmeli, Karapınar'daki 1,8 milyar tonluk kömür ve kurulacak 5 bin megavatlık elektrik santrallerinde Konya'nın dinamiklerinin bulunmasını isteriz” temennisini dile getirdiğinde ayağa kalkıp avuçlarımızı patlatırcasına alkışladık. Kayseri’den gelen ve yüreğimizi sımsıcak eden bu samimi dilek ve temenniye ömür boyu minnet duyacağımızın bilinmesini isteriz. Duymak istediğimiz en güzel sözlerdi…

Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu kürsüye geldiğinde; ülkelerin yükseliş ve çöküşlerinde rol oynayan bir denklemden söz etti. İnsan kaynaklarıyla doğal kaynaklarının gücünü birleştiren ülkelerin yükselişte olduğunu; bizim ülkemizde insan kaynağının büyük bir güç olduğunu, doğal kaynakların çok önünde gittiğini ve bu güce zengin doğal kaynakların teslim edilmesi gerektiğini belirtti. Meseleyi tarihi açıdan da değerlendirerek, Kangal Termik Santralinin Selçukluların bu iki kadim şehrini bir amaç etrafında birleştirdiğini söylediğinde, zihnimde bir tarih yolculuğu başlamıştı. Sanki ruhu orada, aramızda dolaşanlar vardı. Alâeddin Keykubad: Konya, Kayseri ve Sivas’ın ileri gelenlerini sanki orada toplamışta, devletini ve milletini ilgilendiren konularda kararlar alıyor; Emir Celalettin Karatay, Emir Kemalettin Kamyar ve Emir Şemseddin Altunba ile devlet meseleleri konuşuyorlardı…

O tarih sahnesinde daldığım hülyadan uyanırken, Recep Konuk Başkanın ve devlet erkânının mesajlarını geçmişe ve geleceğe uyarlamaya çalışıyordum. Kangal’ın özelleştirilme kararı gündemimize ilk oturduğunda hatırlıyorum, Recep Konuk şu mesajı vererek başlamıştı: “Sivas’a gönül köprüsü kuracağız”

Bu konuyla ilgili o zaman yazdığım köşe yazısına ‘Hasbi Bir Adam, Sivas’a Gönül Köprüsü Kurarken’ başlığını atmıştım ve başkanın şu sözleri kamuoyunda yankı bulmuştu:“Tarım sektörünün yarattığı katma değer, bugüne kadar hep başka sektörlerde kaldı. Biz, tarım sektörünün üretici bir kuruluşu olarak, ilk defa başka bir sektörde oluşan katma değerden sektöre pay aktarmak için adım attık; yani Konya Şeker vasıtasıyla, enerji sektöründeki pastaya biz de ortağız dedik. Bugünden sonra, başka sektörlerin yarattığı katma değerin de tarım sektörüne kaldıraç görevi yapacağı zaman gelmiştir artık”

Başkan; devir teslim törenindeki konuşmasında bu konunu devamını getirerek, yönettiği kurumun hedefini ve iddiasını da koyuyordu ortaya. ‘Şekercilerin enerjide ne işi var’

diyenlere de cevap vererek; ülkemizde enerji işini bilen iki kurumdan biri olduklarının altını çizdikten sonra iki stratejik sektörde, gıda ve enerji sektöründe var olacaklarını, özellikle çok iyi bildikleri gıda alanında dünyanın en büyük beş şirketinden biri olacaklarını söyledi.

Büyük bir iddiaydı bu; insanın aklı karışıyor ama bugüne kadar söylediğini hep yapmamış mıydı? Daha önce izlediğim bir toplantıda, konuşmasını çok hoş bir fıkrayla süslemiş, meramını ustaca anlatmıştı… Aklımda kaldığı kadarıyla nakledeyim: Bilim adamları tartışmaktadır, Astronomi alanında herkes iddiasını ortaya koyarken; Alman, Fransız ve Amerikalı bilim adamlarının arasında Temel de vardır. Alman’ı, Fransız’ı ve gelişmiş ülkelerin bilim adamlarının hedefinde aya gitmek vardır. Amerikalı; “Biz aya zaten gittik, Mars’a da gideceğiz, teknolojimiz ve ekonomik gücümüz var” derken, gözler Temel’i arar…“Biz Güneş’e gideceğiz” der Temel.! Nasıl olur? Orası ateş topu! Neyle, nasıl gideceksiniz oraya? Denilince cevabı yapıştırır: “Öğlenin sıcağında gidecek değiliz herhalde! Biz akşamın serininde gideceğiz”   

28 fabrika kolay meydana gelmemişti; rakip dünya devlerinin hedefi olmamak için sessiz ve derinden gittiklerini, fark ettirmeden bunları o küresel güçlerin gözlerinden kaçırarak başardıklarını, üçü dışında açılış veya temel atma töreni dahi yapmadıklarını söylemişti…

Ankara’dan dönüş yolunda mutlu ve huzurluydum. Taşlar bir bir yerine oturuyordu, başkan akşamın serininde yol alıyordu ve hedef ufukta belirmişti. Sivas’a gönül köprüsü kuranlarla birlikte omuz omuza yürürsek eğer, köprünün diğer ucunda ‘Sultan Şehrinde’ bir de gönül köşkü kurulacağından hiç kuşkum kalmadı. Allah’ın yardımı vatana ve millete hizmet edenlerin hep yanında olsun…     

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı