Gerçek Kulis - Yavuz Çolak İLME HİZMET EDEN BELDE; HADİM
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 16.08.2013 - 09:29

İLME HİZMET EDEN BELDE; HADİM

“Kâmil insan odur ki; Dünya’da koya bir eser,

Eseri olmayanın yerinde yeller eser.”

Bayram arifesinde, yeni bereket pınarımız Hadim’deydim. Son turfanda kirazların hasat edildiği Torosların zirvesinde olağanüstü bir gün geçirmiştim. Niyet; Hadim ve son yılların gözdesi ‘Hadim Kirazı’ hakkında düşüncelerimi yazmaktı.

Ramazan ayında, çok sevdiğiniz nimetlerin arasında dolaşmanızı hiç tavsiye etmem! Bahçe gezilerinde bize rehberlik eden üretici Yaşar Çolaklar: “İçinizde oruçlu olmayan varsa, dilediği kadar kiraz yiyebilir! Yalnız ürünü toptan sattığım için şuan sahibi ben değilim, fazlasına sözüm geçmez ” deyince; iftarda o güzelim kirazların tadına bakma hayalimiz suya düşmüştü. Hane halkına, akşama bir kasa kirazla döneceğime söz vermiştim! Fakat deyim yerindeyse, kimya olmuştu artık Hadim Kirazı. Hem bayram önü olduğu için ortada kimse kalmamış; hem de tüccar, komisyoncu kime sorarsan sor, perakende satış yoktu… Neyse, kiraz muhabbetini sonraya bırakalım ve Hadim hakkında bildiklerimizi söyleyelim.

Hadim denilince, aklımıza hemen Muhammed Hadimi Hazretleri gelir biliyorsunuz. Konya denilince, Mevlâna’nın geldiği gibi. Onlar; yolumuzu aydınlatan, bu dünyaya geliş gayemizi hatırlatan, mihenk taşı âlimlerimizdi. Her ikisi de kendi devrinin yıldızı olarak, yaşadıkları çağa damgasını vurmuş, insanlığa eserler bırakmışlardır. Okuma konusundaki aczimiz ortada, ne söylenirse söylensin faydası yok, okumuyoruz! Nasip oldu, Mesnevi’yi okuyabildim; fakat Hadimi Hazretlerinin yazdığı eserler konusunda benim de bir fikrim yok maalesef. Kime ne diyeyim, en başta kendimi yargılamalıyım böyle konularda. Biz millet olarak daha çok menkıbelerle idare eder, türbelerini ziyaret ederek tanımaya çalışırız içimizden çıkan değerleri. İşte Hadimi de o değerlerimizden biriydi ve 18.yüzyılın kutup âlimleri arasına adını yazdırmıştı. İçinde yaşayıp adını verdiği bu müstesna yurt köşesi, o gün bu gündür hafızamızda devrin ilim-irfan merkezi olarak hatırlanır. Yöre insanına yaptığı hizmetlerden ötürü Hadim; ilme hizmet eden belde anlamına gelen ‘Belde-i Hadimül-İlm’ olarak anılırmış eskiden. O yüce gönül erinin 1701-1762 yılları arasında yaşadığını, bize 63 tane yazılı eser bıraktığını yazılı kaynaklardan öğreniyoruz. Allah ilminden istifade etmeyi hepimize nasip etsin…

Başucunda ne zaman bir ‘Fatiha’ okusam; neden bu cebel dağların başında yurt tutmuştu acaba diye düşünürüm. Fakat “İyi ki varsın, iyi ki bu topraklarda yatıyorsun” demek gelir içimden. Çünkü Torosların ayakucunda doğmuş, havasını solumuş, yörenin çocuğuyum ben de. Oldum olası, Toroslar mübarek bir mabet gibidir gönlümde. Bizi besleyip, barındırır, başımız sıkıştığında koynunda saklar ana gibi. Taşı, toprağı; havası, suyu kutsal gelir bana…

Hadim; geçimini gurbette kazanan insanların yaşadığı yer olarak gelirdi eskiden aklımıza. Torosların mütevazı köylüsü kentlisi yazın dışarıda rızkını kazanır, kışın da hanesinde sobanın başında toplanırdı. Geliri az olsa da hayatın tadı oralarda bir başkadır, yaşayanlar bilir. Kader, keder başka türlü paylaşılır oralarda; sevgisi, muhabbeti yücedir insanının, tıpkı yaşadığı yer gibi…

Derin vadilerden, ulu dağların başına; Akdeniz ikliminden, tipi boran savuran kış aylarına, hayata dair her türlü sürprizlerin yaşandığı Hadim’den yazacak o kadar çok konu var ki, hangi birini yazayım. Sadece Aladağ Vadisi’ni anlatsam, o dev bereket kazanından taşanları yazsam, sayfalar yetmez. Torosların dibi de, zirvesi de mucizelerle dolu…

Kışın en fazla karın yağdığı, yolların kapandığı bir mekân olarak hatırlansa da; bugün artık mahrumiyet bölgesi olmaktan çıkmış, yıldızı parlayan bir Hadim var ortada. Dışarıdan göç alıyor denemez belki, ama köyüne kentine dönmeye başlayan Hadimli hem yatırım yapmaya, hem de emekli hayatını yaşamaya istekli. Bu şekilde, sağlıklı ve huzurlu bir emeklilik hayatı yaşarken, aynı zamanda üretken olmak, herhalde çok hoş bir duygu olsa gerek. Tanıdığım arkadaşlarım var, hem Hadim’de hem Konya’da veya İstanbul’da yaşıyor. İmreniyorum onlara, keşke bizim de böyle emekli cenneti diyebileceğim bir yurt köşesinde yerimiz olsaydı diye.

Bölgeye yapılan devlet ve özel sektör yatırımları, zaman içinde bir cazibe merkezi yaratacak sanıyorum. Barajlar tamamlandığında, ulaşım tam rayına oturduğunda ve Konya Şeker’in Sarıoğlan’da kurmayı planladığı fabrikalar devreye girdiğinde; Bozkır, Hadim ve Taşkent hattı da Abad olacak inşallah.

Yarın, konunun devamında, kirazın yol hikâyesinde buluşmak dileğiyle hoşça kalın…

             

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı