Gerçek Kulis - Yavuz Çolak SU GİBİ AZİZ OLASINIZ
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 26.07.2013 - 09:27

SU GİBİ AZİZ OLASINIZ

İnsanoğlu, ömrünü en fazla mucize peşinde koşarak tüketmiştir sanıyorum. En yakınında, hatta kendinde yaşadığı mucizelerin farkında olmadan üstelik!

Derviş ruhlu, yüce gönüllü bir adamla çalışıyorum on üç senedir. ‘Münir Hoca’ deriz kendisine; hep sıra dışı düşünür, sıra dışı konuşur. O’nun sözüdür: “Mucize ararız hep! Farkında olmadan kendi kendine otomatik açılıp kapanan göz kapağımız açılıp kapanmayıverse, ya da kapanıp açılmayıverse ne yaparız? Bundan büyük mucize mi olur?”   

“Su mucizelerin mucizesidir, Zemzem bambaşka bir mucizedir” demişti geçenlerde. Bu konuda bir köşe yazısı yazmak için yardım isteyince, arşivinden çıkarıp vermişti aşağıda yazdığım bilgileri.

Bir zamanlar, çocuk aklımla etrafımda olan bitene kafa yorar, başkalarına soramadığım sorulara kendimce cevaplar arardım. Aykırılıklara çok takılırdım! Dünyanın yuvarlak olduğunu, uzay boşluğunda dolandığını öğrendiğimde mesela!? Sular neden yukarıdan aşağıya dökülüp gitmiyor, güney yarım küre aşağıda kaldığına göre o okyanusların suyu orada nasıl duruyor acaba diye düşünürdüm. İnsanlar güneye doğru indikçe, baş aşağı nasıl yürüyorlar ki diyordum! Buna benzer daha bir yığın sorular… Sonra yer çekimi kanununu öğrendiğimde aklım yatışabildi biraz. Yine de o su kütlesi orada nasıl durabilir ki öyle? Diye kendimi şüpheye düşürmeden edemiyordum. Büyüdükçe, okuyup öğrendikçe anladık ki; aklımızın yetmediği her şeyin ardında Cenabı Mevlâ’nın gücü ve kudreti var…

                                                     *     *     *

Mevlâna’nın sözüne; “Gözünüzü açın, etrafınıza, Allah’ın yeryüzündeki sanatına dikkatli bakın” tembihine uyarak, hayat iksirimize yakından bakmaya ne dersiniz?

En başta genel doğa kanunlarına aykırılığı ile insanı şaşırtan suyumuzun, işte o mucize özelliklerinden bazıları:

Dünyanın üçte ikisi su ile kaplıdır. İnsan bedeninin üçte ikisi de sudur ve yeryüzünde yaşayan bütün canlıların %50-%95’ini yine su oluşturmaktadır.

Kaynama noktasına yakın sıcaklıktaki kaynaklarda yaşayan bakterilerden, buzulların üzerindeki yosunlara kadar, suyun olduğu her yerde ve her sıcaklıkta hayat vardır.  

Suyun kimyasal formülü H2O’dur. Suyun her bir molekülünde, dünyanın en güçlü ve tek yakıcısı ‘Oksijen’ ile en güçlü yanıcısı olan ‘Hidrojen’ vardır. Normal şartlarda birliktelikleri düşünülemezken, iki hidrojen ve bir oksijen atomunun bir araya gelip su gibi bir hayat sıvısını oluşturması oldukça ilginç değil mi?

Yeryüzündeki maddelerin katı halleri sıvı haline oranla daha yoğun iken suyun sıvı hali katı halinden daha yoğundur. Maddeler genellikle ısınınca genişler, su ise diğer maddelerin tersine donarken genişler.

Bilinen tüm maddelerin ısıları düştükçe hacimleri azalır, yoğunluğu artar. Sıvılarda ayrıca soğuk olan kısımlar ağırlaşıp dibe çöker. Ama su; bilinen tüm sıvıların aksine, +4 santigrat dereceye kadar büzüşür, sonra birdenbire genleşmeye başlar. Bunun neden böyle olduğu henüz hiç kimsenin cevaplayamadığı bir sorudur.

Suyun bu özelliği nedeniyle; sular her zaman yüzeyden donarlar ve buz normal fizik kurallarına göre dibe batması gerekirken, su üstünde yüzer vebatmaz.

Şayet sular dipten buzlanmaya başlasaydı veya buzlar suyun dibine batsaydı; okyanuslar, denizler ve göllerde canlı hayatı olmayacaktı. Denizlerin ölü olduğu bir ekolojik sistemde, kara canlılarının varlığı da mümkün olamayacaktı!

Su, kimyasal olarak çok iyi bir çözücüdür. Neredeyse tüm kimyasal maddeler, suyun içinde uygun bir biçimde çözünürler. Suda çözünen sayısız yararlı mineral ve benzeri yaklaşık beş milyar ton kimyasal madde denizlere ulaştırılmaktadır. Bu maddeler, sudaki yaşam için zorunludurlar.

Su, bilinen tüm kimyasal reaksiyonları hızlandırır. Suyun reaksiyona girme düzeyi, onun hem biyolojik hem de jeolojik görevleri açısından olabilecek en uygun değerdedir.

Suyun yüzey gerilimi, bilinen diğer sıvıların hemen hepsinden daha yüksektir. Bu sayede su, toprağın derinliklerinden bitkilerin metrelerce yüksekteki uçlarına çıkar. Yüzey gerilimi diğer sıvıların çoğu gibi düşük düzeyde olsa idi geniş karasal bitkilerin yaşaması imkânsız hale gelecekti. Bitkilerin olmadığı bir ortamda insanların varlığından bahsetmek de mümkün olmayacaktı!  

Yüksek yüzey geriliminin bir başka önemli etkisi de, kayaların parçalanmasıdır. Su kayaların içinde bulunan küçük çatlakların derinliklerine kadar sızar. Daha sonra soğur, donar ve buza dönüşünce de, olağanüstü bir etki gösterip genişleyerek kayaları zorlar ve zamanla parçalar. Bu, kayaların içindeki minerallerin doğaya kazandırılması ve aynı zamanda toprak oluşumu açısından hayati bir öneme sahiptir…

Rabbim ne yücesin; yalnız sana kulluk eder, sadece senden yardım dileriz. Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet. Nimetine, lütuf ve ihsanına şükreden kullarından eyle bizi.

Bir bardak su verene; ‘Su gibi aziz olasın’ denmez mi hiç?! Bu mucizelerle dolu konunun devamında, haftaya görüşmek dileğiyle esen kalın…

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı