Gerçek Kulis - Yavuz Çolak HZ. İSA (A.S.) İLE KENDİNİ BEĞENMİŞ ÂBİD
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 12.07.2013 - 09:42

HZ. İSA (A.S.) İLE KENDİNİ BEĞENMİŞ ÂBİD

Rahmet ayına ulaştık elhamdülillah. Yılın en uzun, üstelik en sıcak günlerinde, zor şartlarda çalışarak orucunu tutabilen kullarına ecir ve sevabını bol versin Rabbim.

Ramazan geldi, hoş geldi, hoşluklar getirdi. Her sene olduğu gibi, onbir ayın sultanına yakışır nice güzel sözler söylenecek, unutulmaz yazılar yazılacak. Âlimler halka seslenecek cami kürsülerinden, televizyon ekranlarından. Gönüller yumuşatılacak; fakir-fukara, garip-gureba unutulmayacak. Öksüz ve yetimler, yaşlı ve kimsesizler aranıp bulunacak, hayır duaları alınacak… Yaşadığımız müddetçe irşadımız sürecek, bunların hepsi bir kere daha hatırlatılacak insanlara. Burada yapılacak en iyi iş, sahayı konunun uzmanlarına bırakmak, zayıf olduğumuz konulara maydanoz olmamak. Biz de işi ehline havale ederken, mübarek ayın özüne uygun hikâyelerle, okuyucunun feyz alacağı menkıbelerle huzurda olmayı deneyeceğiz.

Son bir yıl içerisinde okuduğum eserler arasında, Şirazlı Sadi’nin yazdığı ‘Bostan’ etkileyici bir kitaptı. İçerisinde bilgelik hikâyeleri var, birkaç tanesini paylaşarak okuyucumun da faydalanmasını arzu ediyorum. İşte onlardan biri; insanı düşündüren, ibretlik bir konu…

                                               *     *     *

“Hikâye ederler ki: Hz. İsa’nın (a.s.) zamanında birisi varmış. Hayatını cahillik, azgınlık ile heder etmiş. Katı yürekli, günahkâr biriymiş. O kadar pismiş ki, şeytan bile ondan utanıp, ona sahip çıkmazmış. Günlerini boş yere geçirmiş, sağ oldukça elinden kimse rahat edememiş. Başında kibir çok; fakat akıl yokmuş. Karnı haram lokmalarla dolmuş. Eğri gidişiyle eteği bulaşmış, günahtan yüzü simsiyah kesilmiş. Ne görenler gibi doğru yürüyen ayağı, ne de insan gibi nasihat dinleyen kulağı varmış. Kötü yıl gibi herkes ondan kaçarmış. Yeni ay gibi herkes onu uzaktan birbirine gösterirlermiş. Kötü arzular onun ömrünü mahvetmiş, bir arpa kadar iyi bir nam kazanmamış.

Bu günahkâr kimse kötü arzularını o kadar yerine getirmiş ki, kötülüğe ait amel defterinde yazılacak yer kalmamış. Günahkâr olup kimseyi dinlemezmiş. Şehvetperest olup, gece gündüz gafletle ya sarhoş ya da mahmur bir şekilde gezermiş.

Hz. İsa (a.s.) sahradan döndüğü zaman yolda bir abidin yanına uğramış. Halktan el etek çekmiş olan abid, Hz. İsa’nın (a.s.) geldiğini görünce, ibadet ettiği yerden inerek Hazreti İsa’nın (a.s.) ayağına düşüp, başını yere koymuş.

Bedbaht günahkâr uzaktan bunları görüyor, bunlara karşı nura uzaktan bakan pervaneye benziyormuş. Bir fakir bir zengin kimsenin eline nasıl bakarsa, öyle bakıyor; hem utanıyor, hem de hasretle bunları süzüyormuş. İçi yanıyor, dudak altından gaflet içinde geçirdiği günler için özürler dileyerek: ‘Eyvah! Ömrüm gafletle geçti!’ diye hasret çekiyor ve gözlerinden bulut gibi yaş döküyormuş. ‘Aziz ömür sermayesini telef ettim. İyilik namına bir şey elde edemedim. Kimse benim gibi olmasın. Zira benim ölümüm, hayatımdan çok hayırlıdır. Çocuk iken ölenler kurtuldular. Çünkü günahkâr ihtiyar olup da utanma görmediler. Ey dünyayı yaratan Allah! Günahımı sen bağışla! Bağışlamazsan bu günahlar bana ne kötü yoldaştır’ diyor; utançtan baş aşağı eğilmiş, gözyaşları döküyormuş.

Günahkâr adam, pişmanlık gözyaşları dökerek böyle inleyedursun; abid, mağrur gözlerle o kötü adamı uzaktan görünce kaşlarını çatıp:

-Bu bedbaht uğursuz neden bizi izliyor. Yanımıza gelmek mi istiyor. O bizim yanımıza gelecek adam mıdır? Gırtlağına kadar ateşe düşmüş, ömrünü boş yere geçirmiş, onun murdar şahsından ne iyilik gelmiştir ki, benimle ve Hazreti İsa ile konuşmak istiyor. Ne olurdu karşımızdan yıkılıp cehenneme gitse! Onun çirkin suratından iğreniyorum. Belki ateşi bana da sirayet eder. Yarabbi, yarın mahşer kurulunca beni bu adamla birlikte haşretme, diye duada bulunmuş.

Bunlar bu halde iken, Cenâb-ı Hak’tan, büyük sıfatlarla sıfatlanmış Hz. İsa’ya (a.s.) gelen vahiyde şöyle buyrulmuş: “Biri âlim öteki cahil olmakla beraber, ben ikisinin de duasını kabul ettim. Bu bedbaht günahkâr ömrünü telef etmiş ise de inleyerek, yanarak bana yalvardı. Her kim kendisini aciz görerek benim huzuruma gelirse, onu keremimden mahrum etmem. Onun günahlarını bağışladım. Onu ihsan ve ikram ile cennetime alırım. Âbide gelince, mademki cennette o günahkâr kul ile beraber bulunmaktan utanıyormuş; ona söyle üzülmesin. Günahkârı cennete, kendisini de cehenneme gönderirim. Günahkârın ciğeri hararet ile dert ile kan oldu. Âbid ibadetine güvendi; biçareliğin, her şeyden gani olan dergâhımda kibirden, benlikten daha iyi olduğunu bilmedi.”

Arkadaş! Allah’ı hakkıyla zikretmeye, layıkıyla anmaya çalış ve son peygamberini örnek al. Fakat Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) yaptığından fazlasını yapmağa kalkışma! Derecesiz beyazlık isteme. Çok beyazlık da çok siyahlık da istenmez. Akıllılardan yadigâr söz kalır. Sadî’den şu sözü yadigâr tut: “Allah’tan (c.c.) korkan günahkâr, ibadetine güvenen âbidden daha iyidir.”

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı