Gerçek Kulis - Adil Giray 'HAFIZA-İ BEŞER NİSYAN İLE MALUL' İMİŞ!
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 02.07.2013 - 11:11

'HAFIZA-İ BEŞER NİSYAN İLE MALUL' İMİŞ!

Konumuza ram olan, başlıktan anlaşılacağı üzere insan oğlu unutur.

Eğer yaşanılan kötü olayları unutuyorsanız, ruhunuza iyi gelir unutmak.

Yok, güzel şeyleri unutuyorsanız, farkında olmadan güzelliklerden uzaklaşırsanız. Nasıl insanların hafızası var ise, toplumlarında hafızası vardır. Bazı olaylar vardır ki, toplumların hafızasına kazınır. Yıllar geçse de bir efsane olur anlatılır.Efsane demişken, büyük bir düşe dua olan efsaneyi hatırlamakta fayda var.

Yeni bir efsanenin Düşsel yolculuğu

“Hayatını o şekilde yaşa ki; her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydalı olan, hiç olmazsa bir şey yap ki; gecelerin yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine "ben elimden geleni yaptım" diyebilesin.

Düşüncelerin neyse hayatın da odur.

Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.” der W. SHAKESPEARE
Ben de diyorum ki hayatın gidişini değiştirenler bir kutlu destanın içinde buluverirler kendilerini…

Şehrin sessiz sedasız kazası, yazın tozu, kışın çamuru, kazaya uğrayan düşlerin mekânı, asırlar önce Cihan İmparatoru Yavuz Sultan Selim’i nasıl ağırladıysa; öyle büyük bir düşü bağrında ağırlamaya hazırlanıyordu.

Çumra gelinlik bir kız misali tarihine bembeyaz bir sayfa açmaya, açılan bu sayfada dünyada adına duyurmak adına; Hz. Pir’den aldığı ilhamla pergelini açıyordu.

Çumra’da üzerinde erdemden başka muska taşımayanların çekiç sesleri encamın müjdesini hem kalplerini, hem vicdanlarını hem de sahiplendikleri bir fabrikanın müjdesini haykırıyordu.

Varak-ı mühr-ü vefa'nın esamesinin uğramadığı çorak topraklara iş makineleri bir fetih coşkusuyla girmişti.

Çok şükür kutlu bir davanın sancağını başları üzerinde taşıyanlar, o sancağın istihdam olacağını, kalkınmayı bayraklaştıracağını hissettikleri vakit… Tan yeri ağarmadan çıkardılar yüreklerinden ataleti ve hiç durmamak üzere çalıştılar zamanın 'meşru' kıldığı ölçülerin çok çok üstünde
biz hikâyemizin can alıcı kısmını işte o vakit yazdık. Kurgu bir destan kadar etkileyici, bir ömür yaşanacak kadar anlamlı…

Ve o liderlik eden adamın düşlerinin bereket sunan gözleri anlattı en çok hikâyemizi. O anı yaşayan anladı, yaşamayıp gören efsane saydı...

Çumra, Seydibey, Cihanbeyli, Altınekin…

Kırkikindi yağmurunu sunarken çalışan eller zamana karşı yarışta çalışırken sancılar azaldı.

Ey bozkırın hüzünlü şehri Konya bilmem farkında mısın?

Kalbine aşk ile yeni baştan imar edilmiş şehirler “Konuk” oluyor.

Seni bilmem ama ben, bir destanı yazmaya çalışırken lügatim yoksul.

Canhıraş bir mücadelenin öyküsünü yazarken, öyle zorlanıyorum ki, sanki harflerin sezon sonu kampanyasının çaresizliğini yaşamaktayım.
Yani sizin anlayacağınız bir destanın öznesine yüklem ararken harflerim tedirgin, cümlelerim emeğe düşen alın terini anlatamamanın kaygısı içinde…

Belki de bu yüzden bir resmin gölgesi bile gerçeği çok güzel özetlemekte

Yazılar ise her zaman yapılan işin gölgesine düşmekte

O gün bugün efsanemizin öznesi çalıştıkça, onun yüreğinde ki iman, imara dönüşmekte, bir insan, bu topraklar da aşk ile iman edince; düşler gerçeğe nasıl uygulanır cümle âlem görmekte

Ülkemizin tarımsal geleceği için, tarıma ilişkin tüm konular üzerinde hassasiyetle duran, engelleri kaldıran bir politika ortaya koyarak, Türk Tarımın çıtasını yükselten Sayın Recep Konuk yaptığı başarılı uygulamalarla da, tarımda verimlilik ve gelir artışı sağlamış.

Anadolu’yu ivedilikle, bol, kaliteli, ucuz ve dünya ile rekabet eden ürünler yetiştiren bir tarım yurdu haline getirmektedir.

Elbette bu durum gerçekleşirken üreticimizde zenginlemiş. Böylelikle ülkenin toprak ve su zenginliği güvence altına alınmıştır. Ağaçlandırma ile de kuraklık, çölleşme ve buna benzer sorunlara karşı çözümler üretilmiştir.

Tarım, bir ülke için stratejik öneme sahiptir. Başka üretim kalemlerinde olduğu gibi yeri doldurulamayacak bir sektördür. Bundan dolayı bir ülke için tarım açısından dışa bağımlılık söz konusu olamaz. Türkiye, tarımdaki verimlilik ve ürün artışı ile komşu ve yoksul devletlere bolca gıda yardımında bulunarak kendine hem insani hem de politik etki alanı meydana getirecek bir çizgi oluşturabilir. Bu etkiyi Anadolu’dan verdiği sesle tüm dünyada hissettiren Konya Şeker haklı olarak üreticinin övünç kaynağı olmaktadır. Tüm bu gelişmeler Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk gibi doğru zamanda doğru yere yatırım yapan liderler sayesindedir. Onların her işi doğru olduğundan vergiyi de kutsal bilirler. Rabbim işlerinin kutsiyetini bilen liderleri başımızdan eksik etmesin. Ancak böylelikle efsane dinleyen değil efsanelere tanıklık eden bir hayata tanıklık ederiz.

“Bir sırdır hayat.. Gizem yüklüdür.. Ayna misali, bakarsın, pusludur kimi zaman; ihanet edersen dökülür sırrı, aşınır. Yalan söyleyemezsin, çarpar yüzüne.. Bakarsın zorlar seni, parça parçadır görüntü, yüzleştirir seni akseden yüzünle. Sorgular âdeta, sorar sana: ‘oldu mu şimdi? Cezalandırır, görüntü vermez.. Ne mutlu bakıp da gülümseyebilene, ne mutlu, aynası sağlam kalıp, hayatın visâline erenlere…”

Efsaneden Gerçeğe

Anadolu'da birçok başarı efsaneleştirildiği gibi, bazı efsaneler de başarı öykülerine ilham kaynağı olurlar. Efsaneler bir taraftan başarıları teyit eder, öyküsünün yayılmasına ve nesilden nesle aktarılmasına vesile olurken diğer taraftan yeni başarı öykülerinin yazılması için cesaret ve ilham kaynağı olurlar.

Çumra Şeker'in de halk arasında bir efsanesi var. Hızır (A.S.)'a dayanan bir efsanesi anlatılıyor halk arasında köyde, yaylada, dağda, ovada. Efsanenin kaynağı yaşlı bir kadın. Tesis açıldıktan kısa bir süre sonra tesise gelip ziyaret etmek istiyor Sayın Recep Konuk'u. Kendisini tesislerde ağırlayan Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk'a anlatıyor rüyasını ve yaşadıklarını;

Yaşlı kadının hayatta olmayan kocası Anadolu'da Veli olarak inanılan bir zat'a bağlıdır ve onunla sık sık görüşmekte, öğütler almakta, bilgisinden yararlanmaktadır. Bir gün bu Veli yaşlı kadının kocasına taş ve toprak dolu iki torba vererek bunları Çumra'da bir araziye dökmesini ister. Veli, bunların kendisine Hızır (A.S.) tarafından verildiğini söyler. Bu taş ve toprağın döküleceği yerde bir fabrikanın kurulacağını 'temelinin sağlam olacağını, üretiminin bol olacağını' da sözlerine ekleyerek, verdiği dua ile torbaların toprağa dökülmesini ister. Yaşlı adam, eşine Veli'den dinlediği Hızır (A.S.)'ın sözlerini de aktarır;

'Bu fabrika yapılmazsa bilin ki Hızır yok, bu fabrikanın içinde ben varım. Ben güç veriyorum.'

Yaşlı kadın, kocası, gelini ve torunu inanç ve heyecanla Veli'leri tarafından kendilerine verilen görevi yerine getirmek için yola çıkarlar. Boş bir araziye ellerindeki torbaları boşaltmak isterler, ancak karşılarına çıkan altı köpek onları kovalayarak başka bir yere, boş ve bakımsız bir araziye yönlendirir. Torbaları dualarını ederek buraya boşaltıp evlerine dönerler.

Verilen vazifeyi yapmanın huzurunu taşıyan aile aynı süreci beş altı ay sonra tekrar yaşar. Yaşlı adamın elinde bu kez bir torba vardır ve torba çam kozalakları ile doludur. Yaşlı kadın kozalaklara bir anlam veremese de Velilerinin söylediğini yapmak için tekrar yola çıkarlar. Köpeklerle yaşadıkları da dahil olmak üzere aynı şeyleri yaşarlar ve kozalakları da o boş ve bakımsız araziye dökerler.

Yaşlı kadın toprağı ve kozalakları araziye döktükten hemen sonra gördüğü rüyayı da anlatır; 'tam bu sırada bir rüya gördüm' diye başlar söze. 'Rüyamda gökyüzü pırıl pırıldı. Kocaman yıldızlar sabah yıldızı gibi parlıyordu. Bunların ne almama geldiğini anlamaya çalışırken, babamın sureti rüyamda bana göründü ve seslendi: bütün yıldızlar Recep Konuk, Recep Konuk diye sesleniyorlar, dedi'

Yaşlı kadının ne tesislerden ne de Sayın Recep Konuk'tan haberi vardır. Yaşadıklarının üzerinden yıllar geçer ve oğlu ona Çumra'da bir tesisin kurulduğunu ve kendisini oraya götürmek istediğini söyler. Tesislere geldiklerinde yaşlı kadın hayretler içinde kalır. O ana kadar kimseye söylemediklerini Sayın Recep Konuk'a anlatmak ister. Yaşlı kadının yıllar önce kocası ile birlikte Veli'lerinin isteği ve Hızır (A.S.)'ın sözleri üzerine dualarla döktüğü taş ve toprağın yerinde bugün çoban yıldızı gibi parlayan bir fabrika yükseliyor, kozalakların yerinde de fidanlık ve orman yeşeriyor.

Yaşlı kadının anlattıklarına bakılırsa Çumra Şeker efsanenin gerçeği dönüşmüş hali, bir başka bakış açısına göre ise gerçeğin efsaneleşmesi

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı