Gerçek Kulis - Adil Giray SOSYAL SERMAYE
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 21.06.2013 - 14:08

SOSYAL SERMAYE

Modern dünya, toplumların sosyal sorunlarını tüm yönleriyle sorgulamaktadır.

Sosyal sermaye ile ülkelerin kalkınmışlığı arasındaki paralellik düşünülerek, güven, dayanışma, bağlılık gibi erdemlerin önemi dünyaca kabul edilmiştir.

Bu konuda ise dünyanın kabul ettiği, bizimse hala görmezden geldiğimiz tek kaynak Ahi Evran felsefesidir.
Dünya tarihine baktığımızda birçok devletler kurulmuş, kültürler yaşamış, bunlardan birçoğu yıkılmış ve kaybolmuşlardır.

Türklerin altı binyıldır tarih sahnesinde oluşunun önemli bir sebebi kültür değerlerini korumalarından ileri gelir. Bu kültür değerlerinin özü "Ahilik Kültürü" biçimine dönüştüğü XI. yüzyıldan sonra yeni bir anlayışla devam eder.
Tarih boyunca Türkler daima iyiyi güzeli aramışlar ve bulduklarında da tereddüt etmeden almışlardır. Türklerin İslamiyet'e geçmeden önceki kültür değerleri bile bugün birçok ülkede görülememektedir.

Tarihi araştırmalarda o dönemde insan haklarına saygı, kadının toplumdaki saygın yeri, misafirperverlik, bir tehlikeye karşı birlik oluşturmak, dayanışma, yardımlaşma gibi birçok insani değerlerin bugünkü tabiri ile evrensel değerlerin mevcut olduğunu görüyoruz.

Türkler bu değerler ile mücehhez olarak çağın en yüksek medeniyetini kurmuşlardır.

Dünyada pek çok dinler, inançlar ile karşılaşan Türkler bazılarını denemişler fakat kendilerine en uygun gelen İslam dinini kabul etmişlerdir.

Bu dini seçerken hiçbir zorlama, hiçbir baskı yapılmamış kendi istekleri ile bu yüce dine geçmişlerdir.
Tekrar konumuza dönecek olursak, ekonomik kriz rüzgârlarının kasırgaya dönüştüğü, sistemlerin ülkelerin, battığı bir dönemde geleceği önceden görmek için kâhinlik yapmaya gerek yok.

Peki, neler mi olacak? Tarihte ne olduysa yine aynısı olacak.

Sizin anlayacağınız sosyo-kültürel yönden zayıflayan, her yönden ivme kaybedecek.

Maddi sermayelerine güvenen, evrensel etik ilkelerinden yoksun ülkeler hızla çökerken geleceğin başarılı ve güçlü ülkeleri, Kültür, birliktelik (kooperatifçilik) ahlak, güven… Değerlerini zirvede tutmayı başarmış ülkeler olacaktır.

Buna en güzel örnek, Milli kültürüne bağlı, üretici ile kenetlenerek, kendine saygın ve kalıcı bir yer edinmiş olan Pankobirlik anlayışını verebiliriz. Bugün Pankobirlik sosyal sermayesi incelendiğinde ise, "Ahi Evran" kültürü ile olan benzerlikler görülecektir.

Dilerseniz bize eğitim yönünden ışık tutacak Ahi Evran ilkelerinden bazılarına bir bakalım.
Ahilik sisteminde, işyerinde çalışanlar ile çalıştıranlar arasında pek fark olmadığı gibi aralarında baba-oğul ilişkileri vardır. İşyeri aynı zamanda sanatın ve ahlakın öğretildiği bir okuldur.

Burada üretilen mal, belli bir ihtiyacı karşılayacak şekilde kusursuz ve tam olarak üretilir. Emeğin karşılığı çalışanının alın teri kurumadan ödenir. Üreticiler başta olmak üzere, çalışan ve çalıştıranlar dayanışma içerisindedir.

Bu uygulama emek ve sermaye'nin barışık olduğu bir model oluşturur. Günümüzde toplam kalite, müşteri beklentileri, tüketici korunması, standart üretim gibi kavramların önemi yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır.
Bugün kaliteli üretim için başvurulan ve "Toplam Kalite Yönetimi" dediğimiz tedbirlerle tüketicinin daha ucuz, daha kaliteli mal alma imkânı doğmuştur.

Ahilik sisteminde bir malın üretimden tüketicinin eline geçene kadar üretimin her safhası bütün çalışanların sorumluluğu altındadır.

Çıraklar, kalfalar ve ustalar hep birlikte malın kalitesinden sorumludur. Ayrıca oto kontrol sistemi ile malın kalitesi sürekli denetlenir.

Bugün de toplam kalite yönetimi kapsamında kalitede mükemmellik, verimlilik, hatasız üretim, kalite güvenliği, ülke ve uluslararası standartlara uyum, ISO 9001, tüketiciye cevap verme hattı, tüketici tatmini gibi konular henüz yeni yeni işyerlerinde gündeme gelmeye başlamıştır.

Üretime katılan her kademedeki personelin eğitimi, işletme içi tüm personelden faydalanma, tam kapasite çalışma gibi tedbirler yanında işyerinde her türlü üretim ve hizmetlerden işyeri çalışanları sorumlu tutulmaktadır.
Ahilikte iş ve meslek ahlakı, kabul edilmesi mecburi kurallar haline gelmiştir.

Kendinden önce başkalarını düşünmek ve kollamak, hak ettiğinden fazlasını istememek, kanaat ve tevazu ölçüleri içerisinde "hırs" ve "tama"dan uzaklaşmak, kendi yeteneğine uygun bir işle meşgul olmak, sanatını mutlaka bir üç üstattan öğrenmek ve birliğin, beraberliğin korunması için dayanışma içerisinde bulunmak ahiliğin mutlaka uyulması şart olan ahlak kaideleridir.

Bu kaideler, Ahileri tekke ve türbelerde çöreklenerek, el açıp halkın kutsal duygularını sömü-rerek onların sırtından bedava geçinen asalak zümrelerden ayıran farklardır. Ahiler yeniliğe açık insanlar olup, halka sanat, meslek ve genel bilgiler öğretmek için var güçleriyle çalışırlar.

Değerlerin hızla tüketildiği, asrımızda en çok üzüldüğüm mevzu ise yüzyıllar önce batıya öğrettiğimiz değerleri bugün onlardan öğrenmemizdir.

Şimdi sorarım sizlere, çarşıyı pazarı şöyle bir dolaşsak ahi felsefesinden bir iz bulabilir miyiz? Veya kaç tane esnafımız, Ahi Evran hakkında bilgi sahibidir?

 Sözün özü, bir toplumda birlik ve dayanışmayı sağlayan en önemli unsur müşterek değerlerin korunması ile mümkündür.

Türklerin Anadolu'da bin yıldan beri varlığını sürdürmelerindeki sır Ahilik anlayışı içerisinde bu değerlere saygı göstermeleridir. .

 Günümüzde birleştirme adına yapılan her şeyin belli bir zaman dilimi geçtikten sonra sadece ayrıştırıcı bir çözelti haline gelmesi insanlarımızı ümitsizliğe sevk etmektedir. Öyle ki ümidinizi tam kaybedeceğiniz sırada etrafınızda cereyan eden birçok şeyi fark etmemekte, bizleri umutsuzluğa iten sebepleri ortadan kaldıracak yeni fırsatları da bu hal durumundan dolayı gözümüzden kaçırmaktayız. İşte tam bu sırada fazla efor sarf etmeden yapacağınız küçük bir hamle sizi hem bulunduğunuz sıkıntılı durumdan kurtaracak hem de yeni umutlara yelken açmanıza neden olacaktır.   İşte bu umuda yolculukta sıkıntıları aşmanın yegane yolu bu coğrafya da yol arkadaşını iyi seçmektir.

Anadolu insanı yol arkadaşlığına o kadar önem vermiştir ki, birini tanımanın yolunun yolculuktan geçtiğini vurgulamıştır. Bu minvalde en uzun çıkılan yolculuk ise birlikte ortak değerler oluşturma adına çıkılan üretim yolculuğudur.

Günümüzde bu birlikteliğin en güzel örneği ise hiç kuşkusuz güçlü yapısıyla, özü kooperatifçilik anlayışına dayanan “Pankobirlik’tir”

En kısa tanımıyla “birlikte iş görmek” demek olan kooperatifçilik, özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri için halen günümüzün en etkili kalkınma araçlarından biri olarak görülmektedir. Bu aracın etkili bir şekilde ele alınıp kullanılması halinde ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağı açıktır.

Kooperatiflerin esas amacı; yeteri derecede ekonomik güce sahip olmayan gerçek

kişilerin mesleki ve kişisel ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle rasyonel bir şekilde ve ekonomik olarak karşılamak ve temin etmekten ibarettir. Kooperatifler, bireylerin tek başlarına yetersiz olan sermayelerini birleştirerek yatırıma yöneltir ve üretimde artış sağlar.

Kooperatifler hem kişilerin tek başlarına yapmaya güçlerinin yetmediği işleri bir araya gelerek yapmaları sağlar hem de toplumun kalkınmasına katkıda bulunur.

Sayın Recep Konuk, Genel Başkanlığında “Pankobirlik”  kooperatif anlayışını dünya genelinde çok iyi takip etmiş.

Yukarıda saydığımız amaçlar dışında; aracı ve tefeci bağımlılığının ortadan kalkması ile bağımsızlık ve kendine güvenin sağlanması, genel ekonomik durumun düzelmesi ve sosyal dayanışmanın güçlenmesi, tarım dışı etkinlikler ve mesleki hareket yeteneğinin artması, ortaklar arasında eşitlik ve adalet duygularının gelişmesi, kültürel yaşamın zenginleştirilmesi gibi amaçlara ulaşılmasını sağlamıştır. En önemli sağlama ise kısıtlı imkânlarına ve bağlayıcı unsurlarına rağmen serbest piyasa ile rekabet edebilecek düzeye gelmiştir.

Adilce: Elbet tükenir maddi olan ne varsa, sığınır maddeye.
Mana âlemi ise sonsuzdur, kalıcı olan sosyal sermaye.
Bilir misin gülüm? Ömür dedikleri nedir?
Varlığı da, yokluğu da; toprağa bakınca anlarız.
Kalıcı olanlar, toprak üzerinde nasıl duracağını bilenlerdir.
 Şimdi varın gidin, ama bilin! Bıraktığınızla anılacaksınız.
Kimi, iz bırakır. Kimi ise, is.
İsin tortusu pislik; izin ise ebediyettir

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı