Gerçek Kulis - Yavuz Çolak TORKU KONYASPOR SEVGİSİ TUTKUYA DÖNÜŞMELİ
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 30.05.2013 - 16:01

TORKU KONYASPOR SEVGİSİ TUTKUYA DÖNÜŞMELİ

Dünya’da tartışmasız en gözde spor dalı olan futbol, her geçen gün artarak kitleleri peşinden koşturmaya devam ediyor. İnsanları en kolay bir araya getiren, duygu paylaşımını zirveye taşıyan evrensel bir spor dalı olması; barış ve kardeşliğin de sigortası ayrıca.

Oğlumu yanıma alıp hafta sonu maça gitmek, en güzel zevklerimiz arasındadır. Eşim ve kızım futbola fazla ilgi duymazken, ilkokula başladığı yıllardan itibaren oğlumla her hafta olmasa da fırsat bulduğumuz tüm maçlarına gitmeye çalıştığımız Torku Konyaspor’un sadık bir taraftarı olmaya çalıştık. Daha önce futbolla ilgili hiç yazı yazmamıştım ama toplumun ilgisini çekmenin en iyi yolu olduğunu biliyorum.

Çumra’da çalıştığım 1980’li yıllarda; Konyaspor’un şampiyonluk mücadelesi verdiği ilk dönemlerin coşkusu ve hüznünü yaşadığımız dönemleri hiç unutamıyorum. Her hafta sonu arkadaş grubumuzla arabalara doluşur, yeşil-beyaz bayrakları dalgalandıra dalgalandıra Konya sokaklarında tur atarak stada ulaşırdık. Önünüze çıkan herkese camdan başınızı çıkarıp: “Yeşil” diye bağırmanız yeter, hemen “Beyaz” diyerek size mukabele edenlere; “Şampiyon” diye bağırmanız ve “Konya” cevabı almanızın verdiği hazzı yaşamak duyguların en güzeliydi… Varol’un, Büyük Metin’in, Salihlerin, Gürsellerin ve Namıkların formasını terletirken futbola güzellikler kattığı o dönemi hiç unutmadık. Bazen sevinçten dört köşe olur, Çumra’ya dönerken yol tükensin istemezdik; bazen de kaybetmenin acısıyla ayaklarımız çekmezken, baş ağrılarıyla eve kendimizi zor atardık.

Sakaryasporla verdiğimiz amansız mücadele hâlâ hafızalardan silinmemiştir. Konya’da yapılan final maçını kaybetmiştik ama öyle bir maçı ve öylesine özverili bir seyirciyi bir daha göremeyiz her halde. Günler öncesinden verdiğimiz bilet bulma mücadelesi ve saatler öncesinden stada girme gayretimizi unutmadık. Şehrimizin o zamanki yekvücut oluşu, genç, yaşlı herkesin spora bakışı ve omuz verişini son yıllarda görmedim desem yeridir. Yeri geldi, bu konuda biraz eleştirel bakışımı da sunmalıyım diye düşünüyorum.

Konyamızda sporsever bir halk kitlesi var elbette, fakat bu konulara hiç ilgi duymayan, Torku Konyaspor Süper Lige çıkmış veya ikinci lige düşmüş hiç umurunda olmayan bir kitle de var maalesef. Maddi destek şöyle dursun, gönül desteğini bile esirgeyen bu kesimle uğraşacak değiliz ama onları da bu işin içine çekmenin bir yolunu bulmalıyız. Spora sevdalandırmalıyız insanlarımızı; ata sporlarımıza, futbola, basketbola çocuklarımızı genç yaşta teşvik ederek alıştırmalıyız. Bir nesil sporla haşır-neşir olmazsa, o nesil sağlıklı bir nesil olamaz. Bugün dünyada en kolay tanınmanın ve tanıtmanın yolu spordan, bilhassa futboldan geçmektedir. Biz hedefimizi büyük tutmalıyız her şeyden önce; ligde nasıl tutunuruzun hesabını yapmak değil, Avrupa Kupalarına nasıl katılırızın hesabını, dolayısıyla şampiyonlukları da hayallerimizin içine katmalıyız…

Bunu başarabilir miyiz? Neden olmasın; eğer bu şehrin insanı gücünü bir araya getirirse, güçlü toplum önderlerimiz önümüze düşerse; genç-yaşlı, fakir-zengin aynı hedefe kilitlenirse kimse önümüzde duramaz. Önce yeni stadyumumuz biran önce bitirilmeli, ama acele ederek, panik içinde bir sürü yanlış yaparak değil! Ayrıca yönetime herkes kendi gücü nispetinde destek vermeli; takımımıza iyi gününde de kötü gününde de kayıtsız-şartsız destek olmalıyız…

Ve en önemlisi; bugüne kadar ülkemizin hiçbir stadyumunda, herkesin ortak dileği olmasına rağmen başarılamayan ‘küfürlü tezahüratı ağzına almayan centilmen taraftar’ modelini bu şehirde ortaya çıkarmak tek hedefimiz olmalı. Eğer bunu başarırsak, bu ülkede en fazla konuşulan ve takdir edilen şehir biz oluruz. Hz. Mevlana’nın şehrine, Selçuklunun Başkentine yakışanı yapmayana yazıklar olsun…         

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı