Gerçek Kulis - Adil Giray AÇ MEZARI OLUR MU?
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 19.04.2013 - 13:44

AÇ MEZARI OLUR MU?

Eskiden büyüklerimiz rızık konusuna inançlarını teyit etmek için “Aç mezarı mı var “derlerdi

Evet, gelecekte de Aç mezarı olmayacak.

Çünkü insanlar açlıktan ölülerini gömecek gücü bile kendilerinde bulamayacaklar.

Dünya ölçeğinde çok iyi tarımsal politikalar oluşturtamadığı sürece, tıpkı Afrika’nın bazı bölgelerinde olduğu gibi, bir deri, bir kemik kalmış insanlar akbabalara yem olacaklar.

Dünya gıda örgütlerinin yapmış olduğu araştırmalara bakarsak, gerekli önlemler alınmadığında bugün risk olarak görülenler, yarın gerçek olarak karşımıza çıkacaktır.

Sakın yanlış anlaşılmasın elbette rızkı veren Allah’dır, lakin düşünmesi, çalışması gereken de insandır. Yani Salih müminlerRızkın Allah’tan geldiğine ve çalışmanın, sebebe yapışmak olduğuna inanır. Çalışırken, Allahü Teâlâ’ya asi olmaz. Yani zor günleri, ileride yaşamamak için iyi sebepleri şimdiden nakış nakış işlemek lazım.

Hülasa, bugün bulduğu ile yetinenler, yarınlarını düşünmeyenlerdir.

Demografik yapısı giderek artan insanoğlunun; gıda maddeleri ihtiyaçlarının karşılanması, tarıma dayalı sanayiler aracılığı ile milli gelir, ihracat ve istihdama olan katkısı, biyolojik çeşitlilik ve çevre dengesine olan katkıları nedeniyle, tarım ve gıda, tüm dünya ülkeleri için çok önemli ve de stratejik bir sektör niteliğindedir.

Hepimiz biliriz ki, her toplumun beslenme alışkanlıklarının, coğrafi koşullar ve kültürel faktörler nedeniyle önemli farklılıklar gösterir. Bu damak anlayışına dayalı farklılık, ulusları gıda ihtiyaçlarını dışarıya bağımlı olmadan kendi kendilerine karşılamak ve sektörde verimliliği arttırmak amacıyla, devletin desteği ve koruması altında kapsamlı tarım stratejileri oluşturmaya yöneltmiştir.

Ortalama insan ömrünün hızla 60’lı yaşlara düştüğü ülkemizde ve de dünya da bireylerin sağlıklı ve dengeli beslenmesi ve gelecek nesillerin sağlıklı olması, çevre ve biyolojik çeşitliliğin korunarak sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmanın sağlanması, iç ve dış piyasada rekabet gücü yüksek ürünlerin üretilerek üretici gelirlerinin arttırılması ve tarımsal alt yapının iyileştirilmesi için, gerekli olan politika ve araçların belirlenerek uygulanması giderek önem kazanmaktadır.

Son yıllarda yapılan, AB’nin Ortak Tarım Politikası (OTP) sonucu elde ettiği başarılar, AB hedef ve politikalarında önemli değişikliklere neden olmuştur. Ekolojisinin Birlik içerisinde üretim konusu tüm yönleri ile masaya yatırılmış. Tarımın bilimsel temelleri oturtularak teknolojik alt yapı sağlanmış. Bilinçli yapılan çalışmalar ve de Ar-ge ye verilen önem sayesinde Tarımsal alt yapı sorunlarını çözen AB, düşük maliyet yüksek verimlilik temelinde, tarım-sanayi entegrasyonunu da gerçekleştirmiştir.

Türkiye’nin AB adaylığı süresinde uyum sağlaması gereken en önemli alanlardan birisi olan tarım sektöründe, AB ve Türkiye tarım politikalarının mevcut uygulamalarını ve uyum sırasında oluşabilecek sorunlar ile bunların çözüm önerilerine yönelik çalışmaları ise, Tarım Bakanlığımızca yakından takip edilip, gerekli önem verilirken, kuruluş bazında ise; ne yazık ki, ülkemizde Konya Şeker gibi kuruluşların haricinde Tarımsal Entegrasyona gerekli önemi veren olmamıştır.

Tarım sektörünün ekonomideki önemi, bu sektörün yerine getirmesi beklenen işlevlerinden kaynaklanmaktadır. Bu işlevlerin başında, toplumun gıda ihtiyacını karşılaması yer almaktadır. Buna ek olarak sektörün, tarım dışı sektörlere hammadde üretme, sağlıklı işgücü sağlama ve kalkınmanın finansmanını sağlama gibi işlevleri de bulunmaktadır.

“Dünyadaki hızlı nüfus artışına bağlı olarak, günümüzde bazı ülkelerde görülen ve gelecekte diğer ülkelerde de ortaya çıkma riski bulunan açlık sorunu, toplumları tedirgin etmektedir. Bu tedirginlik bir yandan, mevcut ekilebilir alanlarda üretimi artırıcı yeni tekniklerin uygulanmasını diğer yandan, bugün için verimsiz kabul edilen toprakların da üretime açılarak, tarımsal ürün üretim hacminin artırılması mümkün hale getirmiştir. Böylece tarımsal üretim teknolojilerinin artırılması sonucu, mevcut üretimi beş-altı kat çoğaltmak mümkün olabilmektedir.

Sanayi devrimi ile birlikte tarımsal ürünlere dayalı endüstrilerin gelişmesi, endüstriyel hammadde üretimine yönelik tarımsal mallara olan talebin artmasına neden olmuştur.

Ekonomik kalkınmada tarımın rolü ülkenin gelişmişlik düzeyine göre farklılık göstermektedir. Azgelişmiş ülkelerde tarım hâkim sektör konumundadır. Ekonomik kalkınmayı başlatmak için gerekli altyapının hazırlanarak, ülkedeki bölgesel piyasaların ulusal piyasalara açılması gereklidir. Bu temel altyapıların öncelikle yapılabilmesi için gerekli finansmanın sağlanacağı sektör, nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan tarım sektörüdür “(Karluk, 2002a, 189).

İşin kolayına kaçanlar ise, gıda talebini laboratuvar ortamında hazırlamaktadır. Son yılların en gözde ve en fazla kullanılan yapay tatlandırıcısı olan Aspartam’ın da baş dönmesi, baş ağrısı, adet düzensizliği gibi belirtileri bulundu. Aspartam’ın aşırı tüketiminin ileride beyin tümörleri ve beyin hasarına neden olduğu klinik çalışmalarla açığa konulmuştur. Diğer bir yapay tatlandırıcı olan Siklamat’ın aşırı kullanımı ishale neden olabiliyor. Yapılan araştırmalar sonucu, erkek farelerde mesane tümörleri geliştiği tespit edildi. Peki, bu tatlandırıcıları hazırlayan ülkeler kendi ülkelerinde bu ürünleri kullanıyor mu? Ayrı bir yazı konusu. Lakin şunu bilin ki, işin sırrını bilenler doğal olandan asla vazgeçmiyor.

Şimdi gelecekte aç mezarı olur mu? Sorunlarına karşı, tartışan zihniyetten öteye, üreten olarak geçmek istiyorsak, Konya Şeker misali gelecekte oluşabilecek açlık tehlikesine karşı sağlıklı, milli çözümler üretmemiz gerekir.

Bu vesileyle nasıl ki toplumsal barışı oluşturmak için akil insanlara ihtiyaç duyuyorsak, ürettikleri ile dünya barışına katkıda bulunan, akil iş adamların, toplumun tarım öncülerinin de, tarım ve gıda konusunda görüşlerini önemsemeliyiz. Bu vesileyle tarım ve gıda konusunda atılacak her adımda işin erbabının görüşlerini almak, geleceğimizi garanti altına almaktır. Bırakın ülke barışını, dünya barışına katkıda bulunmaktır.

Adilce Hatırlatma:Geleceğin savaşları, su ve gıda üzerine olacaktır.

Adilce Şiir:

Sanadır tüm meşguliyetim

Buğdaya başak, pancara tat
toprağa yoldaş olduk da
Güldüremedik yüzünü
aşka sabır
aşka emek gerekmiş
...Kavgayı unutunca aşkı unuttuk gülüm!
Biz yağmur yağınca
kuraklığı yaşanmamış saydık
unuttuğumuz yerde güller soldu
sarhoş yüzlerde ayıldık
eğilip bükülmesini beceremedik gülüm

Ravzana yüz sürdükçe
Eserindir yüzümüzde aydınlanan sevda
Cemre olup düştük de
Ellerinden süzülen uçurtmalara değemedik
Panzehiri “aşk “ olan gölgene bile yetişemedik.

Kavrulurum şimdi, gücümüz yetmedi aşkı dökmeye kelama
Onursuz gülüşlerden harf dilenmedik
Niyetimiz sevdamız oldu da
Uzlet akşamlarında kıblemizi bilemedik
Kaçağım gözlerinden, gözlerine aşk olan mührün resmini çizemedik!

Sonra cümle âleme özne olan sevdamızın insanı konuştu.

“Biz ayağımıza taş değecek diye yolumuzdan dönecek değiliz. Bizim tek meşguliyetimiz üretimdir, yatırımdır, çiftçidir”

Adilce Hatırlatma:Şeker bugün de 100'den fazla ülkede üretilirken, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, gıda güvencesi ve tarımsal yapılar açısından tarihsel gelişim içerisinde ayrı bir yere sahip. Bu sebeple pancar şekeri üretimini desteklemeye yönelik politikaların, ucuz olan ithal kamış şekerinden kaçınmak amacıyla dış ticaret tedbirleri ile birlikte ele alınmasının önemi ortaya çıkıyor.

Şeker, genel olarak, Sakaroz Kökenli Pancar ve Kamış Şekerleri, Tatlandırıcılar ile Tabiî Şeker olmak üzere 3 türe ayrılıyor. Hammaddesi şeker pancarı ve şeker kamışı olan Sakaroz Kökenli Pancar ve Kamış Şekerleri, dünya şeker üretiminin yaklaşık yüzde 80'ini karşılıyor. Bu üretimin yüzde 75'i kamış şekeriyle yapılırken, yüzde 25'i de pancar şekeri kullanılarak elde ediliyor. Sakaroz Kökenli Pancar ve Kamış Şekerleri, beyaz şeker ve ham şeker diye iki türe ayrılıyor. Beyaz şekere, herhangi bir tatlandırma, renklendirme işlemi yapılmazken, bu tür şeker yüzde 99.5'ten fazla sakaroz içeriyor. Beyaz şeker gibi renklendirme ve tatlandırma işlemi uygulanmayan ham şeker ise yüzde 99.5'ten daha az oranda sakaroz içeriyor.

Tatlandırıcılar (sunî şeker), teknolojik gelişmelere ve sanayiin talebiyle doğru orantılı olarak ortaya çıkarken, nişastadan üretilen tatlandırıcılar ve sentetik tatlandırıcılar olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Nişastadan üretilen şekerlerin ana ürününü izoglikoz, yüksek früktozlu mısır şurubu (HFCS) ile inulin şurubu oluşturuyor. Bugün AB ve pek çok ülke, ekonomiye sağladığı yüksek katma değerden ötürü şeker sanayilerini korumak amacıyla, nişastadan tatlandırıcı üretimini kotalarla sınırlandırmış durumda.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı