Gerçek Kulis - Adil Giray KAPALI ÇARŞI
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 05.04.2013 - 18:16

KAPALI ÇARŞI

Mahallerimizde pazarlarımız, şehir merkezlerinde kapalı çarşılarımız vardı.

Hiç kimse gelmese, çerçi kapımızı yoklardı. Ne zaman paramız olsa, bayram gelse…

Sevdiğinin elinden tutan kapalı çarşıların mistik havasına koşardı.

Dedemin sevdiği ben, annemin ahretliği, babamın asker arkadaşı mahallenin teminatı delikanlılar. Bir şadırvan başında ölümü bekleyen ihtiyarlar…

 Hepsini kapalı çarşı bağrına basardı.

Peki, şaire ilham, ham meyveye olgunluk veren… Kapalı çarşılar nasıl mıydı?

Öncelikle terazilerinde sevgi alınır satılır. Tahtadan kapıları bir büyük avluya açılırdı. Şadırvanın arkası cami insanlar namaz vaktini beklerken çaylarını yudumladıkları kahvehaneleri vardı.

Kapalı çarşı, belki dünyaya kapalı, ahrete açıktı.

 İnsanlar yol arkadaşına ahretliğim der. Dükkânlarda ne satılır, kokusundan tanırdı.

 Ah kapalı çarşı, şöyle bir bakınca gökyüzünü selamlardı.

 Oysa şimdi şımarık alış veriş merkezleri her yere açılıyor. Gül kokusuna kapanıyor. Belki de bu yüzden ahretlik olanlar değil, gündelik sevenler dükkânlarını geziyor.

Yürüyen merdivenleri her yere çıkartıyor da, ne bir camiyi komşu avluya, ne de gökyüzünü karşımıza çıkartmıyor. Gül kokusu ise çoktan yenilmiş. Hızlı “yede git” ürünlerine…

 Hal böyle olunca ne muhabbet ne, neşe, sadece midemizi doldurabilenleri, dolduruyoruz kanser hüzünler taşıyan poşetlere

 Rahmetli ninem bedestene gidelim mi? Deyince, açardı yüzümüzün gülleri,

Kapu camide namaz kılar. Kuruyemişle doldurulduk ceplerimizi.

 Henüz abdest suyu kurumadan tenden; ten tene değer safları hep sıkı tutardı bedesten!

 Belki de bu yüzden hiç ayrılmazdı sevenler.

 Yerin kulağının olmadığı zamanlardı. Dua ile gökyüzüne açılırdı çarşıların kapıları.

Kim ne demiş, kimin umurunda, Siftah yapmayan komşuya, müşteriyi yönlendirilirdi haceganları,

Beklide bu yüzden para değil, itibara muttasıl takva. Her kapıyı açardı.

 Ah kapalı çarşı, çarşı Pazar ola, Kimde ne olursa, herkeste ola!

 Belki de bu yüzden kapıları, Nefrete kapalı, sevgiye açıktı. Ah kapalı çarşı, Hz. Hızır’ın mekânı Sadaka taşların dolar taşardı.

Alışından daha çok, verişine hayranlıkla bakar. Melekler duana şahitlik yapardı.

Sadece kapalı çarşılar mı? Ne zaman Çumra’dan Eski Garaja inse insanlar, alışverişe koşar. Tatlı bir yorgunlukla evlerine dönerdi. Şimdilerde ise içimde ayrı bir heyecan, dünün alış veriş eden üreticileri kendi marketlerini kapalı çarşı tadında kuruyor.

 Kapalı çarşı tadında diyorum, çünkü bu marketlerde üreten insanların kendi alın terleri ve de aradıkları tüm ihtiyaçları kadim kültüre uygun yapılarda, tamamen milli üretimleri, müşterisiyle buluşmanın hazırlıklarını yapıyor.

Konuyla alakalı olarak Pankobirlik mağazalarının kurulduğu günden bu yana piyasa şartlarının çok değiştiğini söyleyerek startı veren Sayın Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, “değişime ayak uydurma vaktinin geldiğini, "Tarım Marketler Zinciri" kurulması ve tarımla ilgili her alanda, markalaşmaya gidileceğinin” altını çizmişti.

Şimdilerde bu çizgi, başlangıç noktasını topraktan alan bir “ışın” olma yolunda büyümeye başladı.

Doğrusu, hak olanın yaptıkları ışın oluyor.

İçeri Çumra’da İnşaatı yeni biten Tarım Marketlerinin bir zinciri olan, satış mağazası yol kenarında bizleri selamlarken, Nisan yağmurları toprağa, mutluluk yüreğe, dua dile düşüyor.

YORUMLAR

sait öge

Ne güzel anlatmışssınız.Allah'a ve dünyaya açık.Yüreğinize sağlık.

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı