Gerçek Kulis - Adil Giray MUHSİN BAŞKAN'IN AZİZ HATIRASINA
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 25.03.2013 - 14:32

MUHSİN BAŞKAN'IN AZİZ HATIRASINA

Siyasi görüşü ne olursa olsun her kesimce kabul gören, sevilen Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıldönümündeyiz.

Yıllar önce rahmetli eniştem, Ankara’ya gideceğimde hamilime yazılmış bir kart vermiş.

“Mutlaka tanış, sana yardımcı olur”  demişti.

Yıl 1988, Necati Bey Caddesi Bilecik Apt. Kat 2 No 7 Sosyal Güvenlik Vakfı’nın kapısını çalıyorum.

Serdar isminde bir arkadaş benimle yakından ilgileniyor ve kısa sürede vakfın başkanlığı yapan Muhsin Başkan’ın odasına alıyor.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile tanıştığım gün hayatımda yeni bir milat olmuştu.

Ankara’da kaldığım süre zarfınca ondan çok şey öğrenmiş. Hayata yazılan bir mektup olmuştum adeta…

Ne zaman Konya’ya gelirse, mutlaka görüşürdük.

Yine böyle bir ziyaretinde gözleri sevgiyle parıldıyordu. Konya Şeker’in başında bulunduğu Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk’un ülke ekonomisine kazandırdığı yatırımlardan ve hizmetlerden övgüyle bahsetmişti. Muhsin Başkan, pancar çiftçisine sahip çıkılması gerektiğini, tarıma dayalı yatırımların ülke sathına yayılmasının şart olduğunun altını çizerek; “”Konya Şeker burada bunları gerçekleştirmiştir. Sıvı şekerinden tutun, damlama sulamaya ve hatta seralara kadar hür türlü yatırımı yapmışlar demişti. Sonra o yıllarda Konya Şeker’de çalışan, şimdilerde emekli olan, abime dönerek çok müstesna bir kurumda çalışıyorsun kıymetini bil” diye öğüt vermişti. Ona göre, Konya Şekerin yatırımlarla sesini tüm dünyaya duyurması, gerçek bir milliyetçilik örneği idi.

Konya Şeker’in Küresel tröstlere karşı yükselen ses olması, küresel sermaye tröstlerinin her türlü dayatmalarına karşı evet bende varım, üretiyorum, alternatifte getiriyorum, sermayeyi tabana da yayabiliyoruz, herkesi toprağına sahip çıkmaya çağırıyoruz, çağrısı Rahmetli Muhsin Başkan’ı son derece mutlu etmişti.
“Dünya ülkelerinde tarım nasıl yapılıyorsa Çumra Şeker’ de onları da gördük. “ Ve ben bu mutluluğu orda anı defterine paylaştım demişti.

O zamanlar bizlerde Konyalı olarak gururla dinlemiştik Muhsin Başkan’ı

Kırkikindi yağmurları yağıyor üstümüze, birlikte yürüyoruz Arnavut kaldırımlarda, sokaklarda insanlar selama duruyor gül yüzüne. Fakir bir çocuğun ellerine gizlice sıkıştırıyorsun, ekmek parasını. Endülüs'ten bir gül, hep veren elsin gizlice.

Sen güzellikleri öğretensin çevrene
Mevlana'dan bir esintisin, yaprak kımıldamayan çöl ikliminin hicranında içiyorum en güzel aşk şerbetini, Neyzen uzaktan gülümsüyor bize Mesnevi'den lal olmuş dilimiz.

Sen hoşgörüyü öğretensin insanlara

Simli aynalardan bakıyoruz hayata, vurgun yemiş denizcilerin hüznü var gözlerinde. Alperen bakışlı çocuklar, aydınlatıyor yolumuzu, kayboluyor karanlık gözler siluetinde.

Sen aynalara korkmadan bakmayı öğretensin alperen bakışlara!

Konya Şeker’i, Mustafa Kemal'i anlatıyorsun, Fatih'i, Mevlana'yı daha nicelerini. Karnım aç! Bölüyorsun ekmeğinin ucundan dizlerinin dibinden ayırmıyorsun yetimleri. Birlikte okuyoruz "üşüyorum" şiirini. Sesinde eriyor buzlar
Sen şiirleri sevdirensin bana!

 Efsunlu evleri geziyoruz. Erzak dağıtıyorsun fakirlere bir Eminönü direnmiş zamana, birde güvencinler. Yem atıyoruz, sanki tanıyorlar bizi, sanki aynı güvercinler, sanki hiç değişmemişler. Yıllar öncesine gidiyoruz İstanbul Yedi Tepeli Şehir dümdüz önümüzde, Bir sevgi şehrisin yanında yürüdüğüm;

Sen ardıma bakmadan yürümeyi öğretensin topluma!

Saatler günler oldu, derviş misali çekildin köşene, Şems-i Tebrizi gibi zamanın ruhunu tutmaktasın bir yerlerde. Karlar yağıyor senin bembeyaz yüreğine, pervaneye takılı ümitlerim. Yoksun! Kirli yüzler umut satıyor "Muhsin Başkan" Yaşıyor, hastanede diyorlar… Sana olan yolcuğumdan geri dönüyorum.

 Sonra bitmeyen aramalar, sınır ötesi harekâtlar düzenliyorum kalbimden kalbine. Yokluğunda kandilim olacak, sevgi deryandan alacağım kelimelerin peşindeyim.

Yokluğunda ne yapacağını bilmeyenlerdenim.

Biliyor musun Başkanım? Her gidişin bir sebebi vardır. Geride kalanlara ise, gidişe dair her sebep geçersiz akçe!
Sevgi alışverişinin öteki adıdır, gecenin sessizliğinde yapılan dua. Gözyaşlarım damlıyor seccademe, el yordamıyla dolaşıyorum Sivas'ı baştan sona, sönmüş sokak lambaları seni beklemekte. Ve şehir sensiz, üşümekte;
Şehir çaresiz ciğerlerini kan diye, tükürmekte.

Sen şehirlere ahde vefayı öğretensin. Büyük bir gürültüyle açılıyor gönül kapın aydınlığa. Buz tutmuş yüzüne bakıp ağlıyorum,"alperenler" ağlamaz der gibi bakıyorsun yüzüme…

 Biliyorum Kar kıskandı senin beyazlığını, bağrına bastı üşümemek için; ya biz başkanım!

Sen, bu millete üşürken bile sevmenin alev alev yanmak olduğunu öğretensin.

BEYAZ ELBİSE

Ellerin tutamayacak kadar, ellerimi yorgun,
Öpmeye kıyamadığım yüzün solgun,
Konuşmaya doymayan dilin suskun,
Ölüm saçlarını taramış Muhsin’im
Yıldızlara takılı saçların,
Karanfili gözünde mor halkaların,
Çökmüş davanın beşiği omuzların,
Kapama gözlerini kapama sakın,
Ölüm kirpiklerine gizlenmiş Alperenim,
Kan çekilmiş ellerin kar beyaz,
Teninde zemheri donar yüreğin ayaz,
Bir dudakların kalmış bedenine inat kiraz,
Ölüm düşlerine pusu kurmuş Reisim
Döner etrafında alıcı kuşlar,
Bu zamansız gidiş nereye
Yusuf yüzlülere kim bakar.,
Şahinkaysın'da, kar, beklemede,
Alacaklı gibi bakar,
Ölüm beyaz elbiseni dikmiş Yiğidim…

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı