Gerçek Kulis - Erdoğan Nesimioğlu BU HESABI KİM ÖDEYECEK ?
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Erdoğan Nesimioğlu 19.03.2013 - 11:34

BU HESABI KİM ÖDEYECEK ?

12-16 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilmesi beklenen ve Türkiye’nin en büyük Tarım Fuarı olma özelliğine sahip 11.Uluslararası Tarım Fuarı, beklenen ve uyarıları da önceden yapılan “Lodos”a kurban gitti.

“Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur” sözünün bir kez daha gerçek olduğu günümüzde, fuarın VİP açılışı sırasında bir şeylerin olacağı belliydi.

Belliydi belli olmasına ama nedense alınan küçük önlemler ve içeri alınmayan ziyaretçiler sayesinde o gün atlatıldı.

Fuarın açılışı sırasında yapılan törende bir katılımcının “Rezaletin açılışımı olur? Ayıp sizin yaptığınız” türünden eleştirilerini dikkate almayanlar, Cuma günü gelen lodosla gerçeği anladılar ama iş işten geçmiş, fuar diye kurulan çadırlar çökmüş ve birçok katılımcı ile ziyaretçi yaralanmıştı.

Tek tesellimiz yine her zamanki gibi bir ölümün yaşanmamış olmasıydı.

Biliyorsunuz ki, Konya tarımın başkenti olarak her zaman dikkat çekmiştir.

Tarım denilince ilk akla Konya gelir ama nedense Konya hep talihsizliklerin de kenti olmayı sürdürür.

Tarımsal sanayi kuruluşları açısından da Konya’nın ayrı bir yeri ve önemi vardır.

Özellikle Konya Şeker’in tarımsal sanayi yatırımlarıyla dikkat çekmesi Konya’yı daha anlamlı hale getirdi.

Tarım Fuarı’na da bu açıdan bakıldığında Konya’nın önemi birkaç kat daha farklılaşıyordu.

Bu yıl 11.sini gerçekleştirdiğimiz Tarım Fuarı, sizin anlayacağınız 11 yıldır yapılagelen bir fuar olmuştur.

Katılım derseniz, hem uluslararası, hem de ulusal anlamda çok ilgi görüyordu.

Ama, nedense fuar alanı istenilen nitelikleri bir türlü karşılamaz oldu.

Bu yıl 500’ü aşkın firmanın katılım göstermesi, fuara olan ilginin giderek güçlendiği, katılımcıların daha çok ilgi gösterdiği bir fuar olma özelliğini taşıyordu.

Konya’yı tarımın başkenti yapmak kolay oldu ama, başkentin adına yaraşır bir fuara alanına sahip olmak ise bir hayli güç oldu.

11 yıldır 2 holle fuarcılık görevini yürütenler gereken özeni hiç göstermediler.

Her yıl katılımcı sayısı artarken, yeni fuar alanı yapmaktan kaçınan ve katılımcıları çadırlarla geçiştirmeye çalışan yetkililer, “ben geliyorum” diyen tehlikeleri görmezden gelmiş, Mart ayında yapılacak bir fuarın nelerle karşılaşılacağını iyi hesap etmemişlerdir.

Geçen yıl yağan yağmur nedeniyle çamurla boğuşan katılımcı ve ziyaretçiler, bu yıl her ne kadar doğal afet de sayılsa lodosla büyük bir facianın eşiğinden döndüler.

Konya’nın vitrinini oluşturan fuar gerçekten de Konya’ya yakışan bir fuar mıydı?

Veya, tarımın başkenti Konya’ya böyle bir fuar yakışıyor muydu?

Elbette tarımla adını duyuran Konya için bu fuar yetersizdi ve Konya adına da hiç yakışmıyordu.

Katılımcıların sayısının her geçen yıl artmasıyla övündüğümüz, ziyaretçi sayısının 250 binleri bulacağıyla böbürlendiğimiz Tarım Fuarı, ne yazık ki bu yıl gerçek yüzünü gösterdi.

Lodos ve yaptığı tahribatı elbette doğal afetin bir sonucu olarak görebiliriz.

Ama, olası bu tür doğal afetlerin yanında önlemlerimizi de almamız gerekiyordu.

Çadırların yerini şimdiye kadar büyük holler almalıydı ve yaşanması muhtemel doğal afetlerin ortaya koyacağı tahribatları önlemeliydik.

Biz bunu bugüne kadar yapmadık.

Yapmayı da aklımızdan geçirmedik.

Hep, projemiz hazır, yakında yapacağız gibi afaki sözlerle fuarın büyütülmesini geçiştirdik.

Gün geldi, kel göründü.

Bir yanda milyonlarca para harcayarak fuara katılım sağlayan firmalar, öte yanda kilometrelerce uzaktan fuarda sergilenecek ürünleri görmek için gelen ziyaretçiler.

Kime ne diyeceksiniz?

Bir fuar alanı yapmak bu kadar mı zor?

Neden yapamıyoruz veya yapmak için neyi bekliyoruz?

11 yıldır bu alanda çeşitli fuarlar organize ediliyor. Hadi ilginin az olduğu fuarları 2 holle geçiştiriyoruz.

Ya, ilginin çok olduğu Tarım Fuarı’nı nasıl geçiştireceğiz.

21.yüzyılda çadırlarda fuar organizasyonu yapmak bize hiç yakışmıyor.

Aldığımız paraların hakkını kısa zaman içerisinde vermemiz gerekiyor.

Hadi, bu yıl da çöken çadırların altında yaralananlarla bu faciayı ucuz atlattık diyelim. Ya önümüzdeki yılları nasıl atlatacağız?

Haa, ayrıca bu hesabı kim ödeyecek?

Hesap derken maddi anlamdan söz etmiyorum. Konya’nın imajına büyük darbe vuran bu yanlışlığın hesabını kim verecek diye söylüyorum.

5 gün açık kalacak denilen ama 2 gün sorunsuz olarak yapılan fuarda geri kalan günlerin hesabını kim verecek. “Zararlar ödenecek” deniliyor. Elbette ödenecektir ama, gelecek yılların hesabını nasıl verecek?

Artık, bu yıldan sonra çadırlara katılacak firma da bulamayabiliriz.

Bu yüzden zaman geçirmeden fuar alanını genişletmeli ve Konya’nın büyüklüğüne yaraşır bir fuar alanını zaman geçirmeden inşa etmiliyiz.

Yoksa, Türkiye’nin en büyük fuarı, tarımın başkenti Konya’yı bir köy panayırına dönüştürebilir.

Bizden söylemesi…

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı