Gerçek Kulis - Adil Giray TEKNOLOJİ AĞALIĞI
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 15.03.2013 - 09:40

TEKNOLOJİ AĞALIĞI

Eskiler hayatı ok ve yay ile tanımlamışlardır. Yay hayattır, tüm enerji ondan gelir. Ok bir gün mutlaka terk edecektir. Hedef ise uzaklardadır. Lakin hayat her zaman sizin yanınızda kalır, bu yüzden ona nasıl bakacağınızı bilmeniz gerekir. Yok, bilmiyorsanız, menzili görmek adına, toplumda hayatı tarif eden insanların işaret ettikleri noktaya iyi bakmak lazım.

 Hedefe yürürken sadece ona odaklanmayan, onun çevresinde olup biten her şeyi en ince ayrıntısıyla hesaplayan insanlar ancak toplumu menzile ulaştırır. Nerede olursa olsun toplumlar böyle insanları lider olarak kabul eder. Çünkü hedefe yürürken insan, tıpkı okun hedefine ulaşma yolculuğunda olduğu gibi; rüzgâr, ağırlık, uzaklık… Kolay kolay hesap edemeyeceğiniz etkenlerle karşılaşacaktır. Bir hedef sadece insan ona ulaşmayı hayal edebildiği sürece vardır. Onun varlığını gerçek kılan insanın tutkusudur, aksi takdirde hedef ölü bir şey, uzak bir hayal, tatlı bir düş olur. Ve tıpkı niyetin bir amaca ihtiyaç duyduğu gibi, hedef de bir insanın niyetine ihtiyaç duyar. Çünkü varlığına anlam veren şey budur; bu sayede o artık sadece bir düş değil, bir liderin dünyasının merkezidir. Ve o merkezden yeni bir ok, hedefine doğru, yine doğru bir adresten hızla yola çıkmıştır.

 Gemilerin denizlerine göre yüzdükleri gibi, işletmeler de, düşlerine ve de değerlerine göre hareket ederler. İşletmelerin dünya pazarlarındaki başarıları, ürünlerinden daha çok, düşlerinden ve onlara anlam katan değerlerinden kaynaklanır. Değerler işletmelerin temel taşlarıdır. Düşler işletmelere, işletmeler değerlere yeni boyutlar kazandırırlar. Kamu, özel ve gönüllü bütün işletmelerin, uzun dönemdeki en büyük ve en kârlı sermayeleri, Nirvana olan değerleridir. Bizde bu vesileyle değerlerini oluştururken ilhamını Anadolu’nun kavruk yüzlü insanından alan, düşlerini dünya devi olmaya kurgulayan Konya Şeker iştiraklerini anlatmaya devam ediyoruz.

“Sen ağa, ben ağa bu ineği kim sağa” Çözümsüz konularda kullanılan bu Konya deyişini aslında çözümü olan bir konuda çözümü üreten insanlara destek amacıyla kullanmak istiyorum.

 Efendim memleketin hali malum, istihdam en büyük sorun, Mehmet Ağa tarla sürer tarlanın getirdiği ona anca yeter, oğullar nerde çalışacak nerden ekmek yiyecek.

Mehmet Ağa daha fazla ekmeli ki çocukları eversin, traktörü yenilesin amma kota belli, tonaj belli, dekar belli, her şey sınırlı.

Mehmet Ağa’ya aynı dekardan daha fazla verim almasına yardım edecek bir tohum üretim şirketi lazım. Yurtdışı’ndan gelen ithal tohum da çok pahalı. Hadi kaliteli tohum buldu kota artmazsa hasat çöpe mi gidecek, talep artmalı ki ağam tonajını arttırsın.

Hasat ve ekim zamanı değilse Mehmet ağa evine çekilip kara kara düşünsün mü, yoksa az buz para getirsin diye büyükbaş küçükbaş hayvan alıp, onun sütü ve eti için hayvancılığa mı başlasın. Hadi hayvanı yetiştirdi, sütü alan yok, eti kesen yok, varsa da parasını veren yok.

Şimdi size George Orwell’in 1984 ü gibi, ütopik bir resim çizmek istiyorum. Ancak bir farkla, bizler fark etmeden bu işler aslında yapılmış. Bu ütopyayı bizler çok geriden takip ediyoruz.

Bir kurum düşünün, Mehmet Ağanın, kaliteli tohumunu sağlasın, ekmesine yardım etsin, sürekli uzman gönderip yetiştirmesine yardım etsin, hasat vakti gelince uyarsın, ürününü uzaydan takip etsin. Kalitesini uzaydan belirlesin. Hasat vakti gelmeden önce ona avans versin, alım garantisi versin. Her sene farklı ürün ekmesine yardım etsin. İneğinin sütüne, danasının etine alım garantisi versin. Mehmet ağaya geriye sadece işini yapmak kalsın. Ekerken satma derdi yok. Satarken parasını alamama derdi yok.

Bu satırları yazmamızın nedeni olan kurum, Konya Pancar Ekiciler Kooperatifi yönetimindeki Konya Şeker ve yönetiminde bulunan şirketler. İşte bu şirketlerden biri olan hayvancılık ve hayvancılığa bağlı sanayide Türkiye’de çığır açmaya hazırlanan PANAGRO TARIM HAYVANCILIK GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. den yani asrın projesinden iki haftadır bahsediyoruz.

Şimdi isterseniz Panagro’nun hayvancılık geçmişine kısaca göz atalım. Bu kısa araştırmadan sonra bile et ve süt yatırımının zamanının geldiğini başakların buğday verme zamanının çoktan yaklaştığını anlayabiliriz

Konya Şeker’in hayvancılık konusundaki girişimleri Türkiye çapında ilk defa 2010 yılındaki Angus besi hayvancılığı yatırımları ile duyuldu. VIP Anguslar diye lanse edilen bu etçil ırk Çumra’ya getirilip, çiftliklere yerleştirilmiş, doğum yapmış, Çumra da doğanlar da doğum yapmış. Yani aşı tutmuş…

Konya’dan Karaman’a giderken Kaşınhanı mevkiinde devasa bir tesis yükselmiş, daha geçen yıl oradan geçerken hafiften inşaat çalışmaları görüyor, bu ne acaba diye merak ediyorduk. Ancak bu kadar büyük kapasiteli, bu denli milli bir projenin olduğunu yerinde gezince öğrendik. Asrın projesi adı altında da iki haftadır sizlere Panagro Et Süt Entegre Tesislerini yazılarımızda anlatmaya çalıştık.

Büyük işler, önemli projeler arkasında fikri bir destek ve inanç olmadan başarıya ulaşamazlar. Bu denli büyük bir işin arkasında nasıl bir fikir ve düşüncenin olduğunu Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekiciler Kooperatifi Başkanı Sayın Recep Konuk’un şu cümlelerinden anlıyoruz.

Bu toprağın bereketli tarlalarından, üreten insanlarının içinden gelen biri olarak, alın terinin karşılığını almasına, toprağın bereketine bereket katmaya, Anadolu insanını bereketli toprakların fakir bekçisi olmaktan kurtaracak bir şeyler yapmaya birilerinin öncülük etmesi gerektiğini hatırlattı içimizdeki idealist ses bize. Ancak bu idealleri gerçekleştirebilirsek, Anadolu'nun üreten insanlarının emeklerinin karşılığını almasına, üretimde sürekliliğe ve Türk köylüsünün de başka ülkelerdeki gibi başarı öyküleri yazabileceğini ispatlayabilirsek kendimize karşı özsaygımızı kazanabileceğimizi ve iç huzura ancak böyle kavuşabileceğimizi hissettik. Bunu bir yükümlülük kabul ettik.
Dünyayı tanıdık. Temel ilkelerimizi ve kurallarımızı belirledik. Araştırmalarımızı yaptık, projelerimizi hazırladık ve doğru zamanda doğru yatırımları yaptık. Netice bugünümüzdür”


Bu sözlerin sahibini Türkiye tanır, Türk çiftçisi tanır, tanımasa bile yukarıdaki kelimeler insanın içinde bir ateş yakmaya yeter. İşte Sayın Recep Konuk önderliğinde Kaşınhanı mevkiinde şu ana kadar Türkiye’de yapılmamış kapasitede, içinde Büyükbaş kesimhanesi, Küçükbaş kesimhanesi, sakatat temizleme hatları, parçalama üretim hatları, kemik ayırma ve Rendering tesisleri, taze ve donuk et ürünleri üretim hatları, şarküteri ürünler üretim hatları, döner üretim hatları olan Türkiye’nin en büyük et entegre tesisi kurulmaya devam ediyor.

Konya’nın hakkı olan ancak henüz bu bölgeye yapılmamış olan yatırımı Konya Şeker gerçekleştiriyor. Tek başına Türkiye’nin et ürünleri ihtiyacının % 15’ini karşılamak üzere kurulan bu tesis elini taşın altına koyanların eseridir.

Bu yılın Nisan-Mayıs aylarında çiğ süt alımına başlayacak olan, içinde peynir ürünlerinden süt tozu ürünlerine, yoğurt çeşitlerinden UHT süte, tereyağından günlük süte kadar devasa bir üretim tesisi de bitmek üzere. Çiğ süt tedariki için çiftçiler hazır, üretim alanlarında çalışan personel hazır, artık Konya’nın bağrından kopup gelen bu hizmet meyvelerinin göz önüne çıkma zamanı geliyor.

 Herkes bu ülkede büyük tesis olur mu, nasıl olur?  Bizler de Dünyanın en gelişmiş teknolojilerine sahip olabilir miyiz? Efendim İsrail şöyle gelişmiş, Amerika şunu yapmış, Alman bunu icad etmiş diyoruz. Bizim de bu seviyelere çıkmamız için kimse elini taşın altına koymaya nedense cesaret edemiyor.

Ortada bir problem var, herkes farkında bu problemin, aslında çaresi de biliniyor, yöntemi de. Ancak bir müteşebbis, oku hedefe atacak bir ufuk açıcı aranıyor. İşte toplumun çaresizlikler içinde gerilmesine inat; istihdam yayını çoban yıldızını hedefleyerek geren bir anlayışın özgüvenini paylaştık sizlerle…

Konya’mızda meşhur olan bu deyiş bize çok şey anlatıyor. “Sen ağa ben ağa bu ineği kim sağa.”  Merak edilmesin, bu tesisler inekleri sağmak, ahırda bekleyen besi hayvanlarını almak için kuruluyor. Artık Konya’da SEN AĞA BEN AĞA; BU İNEĞİ PANAGRO SAĞA denilecek.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı