Gerçek Kulis - Yavuz Çolak TEKNİSYEN GÖZÜYLE KONYA TARIM FUARI
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 15.03.2013 - 09:08

TEKNİSYEN GÖZÜYLE KONYA TARIM FUARI

Konya Tarım Fuarlarında, son on yıllık süreçte organizasyonların tümünü görmüş bir enformasyon mensubu olarak birikimlerimi paylaşmak istiyorum. Bu yıl on birincisi düzenlenen fuarların tamamında kurum temsilcisi olarak görev yaptım.

Tüyap Konya Fuarcılık A.Ş. tarafından, 2003 yılında organize edilen ilk fuarımıza toplam 13 bin ziyaretçinin katıldığını öğrenmiştik. Şimdi ise, bir günde ortalama 50 bin ziyaretçi katılıyor; fuarcılığımızın on yılda kat ettiği mesafeyi düşünün artık. 70 bin metrekare kapalı alanda, 250 bin kişiyi ağırlamayı planlamış dev bir organizasyon sürecinin içindeyiz şuan.

Madem rakamlarla konuya girdik, birkaç tane daha istatistikî veriyi bilgilerinize sunmak istiyorum. Düzenlenen son on fuar organizasyonuna 81 il ve 43 farklı ülkeden bir milyon yirmi beş bin kişi gelmiş. Tarım ve hayvancılık sektöründeki tüm paydaşların bir araya geldiği fuarların başarısı, büyüklüğü ve önemi sadece ziyaretçi sayısıyla ölçülemez. Katılımcı firma sayısının da belirleyici bir unsur olduğu unutulmamalı. Örneğin 2012 yılındaki, yani bir önceki fuarımızda; 30 ülke ve 75 ayrı ilden 590 firma ve temsilcisinin katılımıyla rekorlar altüst olmuş, alanında ülkemizin en büyük fuar organizasyonu olma şerefine erişmiştir…

Tarım ve hayvancılıkla ilgili kurum ve kuruluşlar, sektörün içinde var olan tüm sivil toplum kuruluşları; ilimizin ülke ekonomisindeki yeri ve büyüklüğü konusunda kamuoyunu aydınlattıkları için ben konunun başka yönlerine dikkat çekmek istiyorum. Konya bir gıda üssü, tarım üretiminde bir dev. Dünyada belirlenen on tane stratejik üretim sahalarından birisi. Gıda; olmazsa olmaz noktasındaki hayati önemiyle, hem günümüzde hem de gelecekte elimizi güçlendiren en önemli faktör. Enerji de, gıdayı üretmenin vazgeçilemez unsuru olarak tüm dünyanın ortak sorunu. Bütün bunları konunun muhatapları, kanaat önderleri deklare ederek dikkatimizi çekmeye gayret ederler.

Bunları hatırlatırken, konuyu okuyucunun dikkatini çekebilecek ve merakını celbedecek bir noktaya taşımak istiyorum.

Selçuklular Anadolu’ya gelip, Konya’yı başkent yaptıklarında; bu şehri hem ilimin, bilimin merkezi, hem de ticaretin merkezi yaparak bir dünya şehri yaratmak istemişlerdir. Onların siyasetine yakından bakıldığında, bu gayeyi güttükleri hemen anlaşılır. Ülkeyi kervansaraylarla donatmaları, kervanlara yol güvenliği sağlamaları; fetihlerle Akdeniz’e inmeleri, Karadeniz’de taa Kırım’da Suğdak Limanına çıkmaları ve deniz ticaret yollarının açılması… Hepsinin ortak amacı işte buydu, Konya’yı bir dünya yıldızı yapmak.

Çünkü tarihte her zaman insanoğlu zenginliği, huzur ve güvenliği takip edip peşinden gitmiştir. İlim adamlarını, seyyahları, tacirleri bilhassa Alâeddin Keykubad zamanında Konya’da görmemizin sebebi budur işte…

Şunları söyleyebiliriz öyleyse; biz aslında fuar organizasyonlarına sekiz yüz sene önce başlamıştık!                                           

                                   *     *     *
            
Benim objektifimden; on yıl önce bir kıvılcımla başlayan fuarcılığımızın, bu gün dünyanın öbür ucundan görülen dev bir meşaleye dönüşmesinin yol hikâyesi böyle…

Konya Fuarında bunca zaman içinde yaşadığım pek çok anı ve aktarılabilecek bir dolu ayrıntı var aslında. Bunlardan birini paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum. Fuarda pek çoğunuzun şahit olduğu bir sıkıntıyı dile getirmeliyim, yoksa gönlüm rahat etmeyecek.

İki yıl öncesi, fuarın son günü Cuma vaktinde gördüklerim, duyduklarım Konyalı olarak hepimizi ilgilendiren bir konuydu. Bir izdiham ortamında, yoğun kalabalık hem abdest almak, hem de Cuma Namazını nerede kılacağının telaşına düşmüş vaziyetteydi. Dışarıdan gelen bir grup “Bu mescitte kılalım Cumayı, aramızdan imam çıkar nasılsa” deyince; itiraz eden bir başka grup “Olur mu kardeşim, minberi olmayan mescitte Cuma kılınmaz, hutbe nerede okunacak?” demişti. “Koyarız bir sandalye, çıkar üstüne hutbesini okur…” böyle sürüp giderken tartışma, bir misafirin şu söyledikleri kulaklarımda çınlamaya devam eder: “İlahi Konyalılar ben size ne diyeyim, mükemmel bir fuar merkezi yapmışsınız, organizasyon süper; insan yakışacak bir cami yapmaz mı şuraya, bir de en dindar yer biliriz burayı… Allah bildiği gibi yapsın sizi!”

Ezildim şahsım adına fakat hiç sesimi çıkaramadım ve arkadaşlarımızla aracımıza binip Aksaray Yoluna sürdük. Ulaştığımız cami ana baba günü, şadırvanda sular kesik! Orada da serzenişler, şikâyet ve eleştiriler…

İki yıl önce bu gördüklerimi Memleket Gazetesinden Uğur Özteke’ye yazdım, sağ olsunlar, konuyu gündeme getirmişti. Muhtemelen sizler bu yazıyı okurken aynı sıkıntılar bugün de yaşanıyor olacak! Okuyorlar ise, şehrimizin ileri gelenlerinin kulağını çınlatmak istediğim için yazdım. Konya’ya yakışanı yaparlar inşallah.

Cumanın feyiz ve bereketi üzerinize olsun… 

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı