Gerçek Kulis - Adil Giray ASRIN PROJESİ-2
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 08.03.2013 - 09:35

ASRIN PROJESİ-2

Öncelikle su tasarrufu ile ilgili çalışmalardan bahsedelim. Bu amaçla projede toplam 350m³/h kapasiteli 4000 kw değerinde iki adet su soğutma kulesi de dikkatimi çeken en büyük özelliklerden. Çevre konusuna gelince, tesislere gelinceye kadar bizlere eşlik eden Konya Şeker ağaçlandırma çalışmalarından bahsetmiştik. Tesislerin içinde de muazzam bir peyzaj çalışması çerçevesinde süslenen yeşil alanla zengin bir armoni oluşturmuş.

Bugün hepimiz çok iyi biliyoruz ki; bir memlekette yaşayan insanların sağlığı, iklim ve su rejiminin düzenli olması, on binlerce yılda teşekkül eden toprağın korunabilmesi hep ağaç ve bitki örtüsü ile yakından ilgilidir. İçimden Konya Şeker yaptı mı en iyisini yapar diyorum. Bizlere tesisleri gezdiren mühendis arkadaşımız “bir şey mi sordunuz”  diyor. Hayretle harmanlaşan dalgınlığımdan sıyrılarak, hazır, insan ve çevreye verilen önemden bahsetmişken; iklimlendirme ve hijyen konusunu soruyorum

Nerdeyse tüm kapalı alanını iklimlendiren Panagro hijyene önem verdiğini, son teknoloji HVAC projesi ile bir kez daha kanıtlıyor. Büyüklüğü tek bir bina altında toplanamayan yardımcı tesisler binası ise iki ayrı bina olarak bizleri selamlamaya hazırlanıyor. Konya Şeker ve iştiraklerinde çevreye gösterilen duyarlılığı, tesisleri gezdikçe her adımda Panagro Et ve Süt Entegre Tesislerinde görmeye devam ediyoruz. Atık gazlar, toz emisyonlar ve kokulu salgılar, işletme koşullarında gösterilecek tüm özen düşünülerek kurgulanmış.

Yegâne hedef karbon izi bırakmamak, bu düşünceyle yapılan tüm hazırlıkları yerinde görüyoruz.Bir yandan da, rehberimiz anlatmaya devam ediyor. “Bu tesisler de, atık gazlar baca üzerinden atmosfere atılmalı, kullanıma uygun olanlar depolanmalı, biyogaz olanakları yine kurum felsefesine göre hazırlandı.” Sonra depoların niye yapıldığını soruyorum. Sıvı dışkılar uygun bir şekilde toplanması ve de depolanması planlamış. Gübre depolama alanları uzun süre atıkların depolanabileceği boyutlarda yapıldığını anlatıyorlar. Hayvancılık işletmelerinde çevre sorunlarına neden olan atıklar, aynı zamanda önemli bir ekonomik Potansiyeldir. Hayvansal kaynaklı atıkların çoğunun gübre ve yem üretimi gibi alanlarda kullanımı son derece önemlidir.  Bu nedenle hayvancılığa bağlı atıkların Konya Şeker Yem Sanayi ve gübre alanında nasıl kolay bir şekilde değerlendirileceği ise ayrı bir kazancın müjdesini veriyor. Düşünsenize çoğu tesisler için çevre kirliliği olan atıklar, Konya Şeker işletme anlayışında ayrı bir kazanca dönüşüyor.

Şimdi, bir kez daha anlıyoruz “sapla samanı ayırt etmenin” önemini!

Mühendislik anlamında bir şaheser olarak dikkat çeken Panagro Et-Süt Entegre Tesisleri projesi, her insanın bölgesinde görmek için can atacağı ve belki 150 yıl daha karşımıza çıkamayacak asrın projesi olmuş. Bu farkındalık uyandıran yerleşkeyi gezdikçe bir Konyalı olarak gurur duyuyorum.

Bu arada tesisleri bizlerle birlikte büyük bir iştiyakla seyreden üreticilerimize düşüncelerini soruyorum:

“Bu tesis Konya’mız için bulunmaz büyük bir fırsat. Zaten mezbaha konusunda eksiklik vardı. Ayrıca et fiyatlarının da hem sağlam bir güvencesi hem de değerini bulacağı bir adresi var “diyorlar ve de ekiliyorlar. “Sadece et kesimi değil; süt konusunda da Konya’mızda 7-8 tane mandıra var. Arz-talepte sütün çok olduğu dönemde fiyatı birden düşürüyorlar. Süte az bir fiyat veriyorlar, yani bir denge sağlanamıyor. Bu tesis yapılınca göreceğiz daha önce yapmış oldukları kendi kafalarına göre fiyat açıklamaları, fiyat düşürmeleri… Kısaca bu tesis hizmete girdikten sonra et ve süt borsasının burada oluşacağının inanıyoruz.”

Nasıl inanmasınlar? Düşünsenize sevgili okurlarım, Konya Bölgesi’ndeki yaklaşık 50.000 üretici et ve süt üretecek. Bu tesis işleyeceği et ve süt için her yıl üreticisine yüz milyonlarca dolar et ve süt bedeli ödeyecek. Tıpkı şeker pancarındaki avans uygulamasındaki gibi, süt ve besicilik de üreticiye maaş benzeri,  ödeme zamanı ve miktarı belli sağlam bir gelir kaynağı temin edecek. Bölge üreticisi her yıl yaklaşık 400.000 besi hayvanı üretecek. Bu hayvanların yemi ve bakımı için gerekli desteği ise Konya Şeker sağlayacak. Bölgedeki düşük verimli et ve süt hayvanlarının yüksek verimli ırklarla zaman içinde değişimini de Konya Şeker sağlayacak. Bu amaçla kurulan Angus çiftliğinde yeterli damızlık sayısına ulaşılır ulaşılmaz, bu ırkın üreticiye dağıtımına ve embriyo üretimi yoluyla da ırk ıslahına başlanacak. Sütte de benzer bir uygulamayı hayata geçirecek olan Konya Şeker daha az masrafla üreticinin daha çok üretmesineöncülük ederek üretici gelirlerinin katlanmasını sağlayacak.

 Ne de olsa bir insanın yaptıkları, yapacaklarının teminatı. İşte bu inancı bize veren bir başkanımız ve de onun başında olduğu Konya Şeker güvencesi var. Yetmez mi? diye de bu sefer cevabı içinde ki soruyu bize soruyorlar.

Eyvallah diyoruz. İnanan yüreklere başka ne denir ki?

Hayvancılık; insanın dengeli beslenmesi için gerekli olan et ve süt gibi temel ürünleri üretmesi, iş sahası yaratması, insan gıdası olarak tüketilemeyen bitkileri ve bitkisel artıkları değerlendirmesi nedeniyle vazgeçilmez bir sektördür. Bu nedenle insan hayatında ve ülke ekonomisinde önemli bir yere ve değere sahip olmasından öte, tesisler tamamlandığında Sayın Recep Konuk Başkan’ın deyimiyle “kutsal topraklarda Konya Şeker güvencesiyle kahvaltı yapmanın” güzelliğini hiçbir duygu anlatamaz.

Aslında bu yerleşkede anlatılmayacak o kadar güzellik var ki, lakin bana göre burada yapılan işin en önemli katkısını soracak olursanız. Kısaca öngörümü paylaşmak isterim: Bölgemizde bitkisel üretim ve onun atıkları et ve süte dönüşürken verimi yüksek ırkların yetiştirilmesi ile hayvancılık daha verimli yapılabilecek, embriyo üretimi ile de hayvan varlığımız artacaktır. Tesisin ve tesisin üretim sürecinin devreye girmesiyle ülke hayvan varlığında hissedilir bir artış da tetiklenecek ve arzu edilen seviyeye ulaşılmasıyla birlikte et ve süt ürünleri fiyatları konjonktüre göre dalgalanmayacaktır. Ülkemiz daha az hayvan ve daha az karkas et ithal edecek, ithalata akan kaynak yerli üreticinin geliri olacağı için ekonomi canlanacaktır.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı