Gerçek Kulis - Yavuz Çolak BAŞARI RECEP KONUK’TAN; TESCİL MUHTARLAR’DAN
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 01.03.2013 - 08:24

BAŞARI RECEP KONUK’TAN; TESCİL MUHTARLAR’DAN

Gittim, gördüm ve yazıyorum:

Tarım camiasında otuz yılı aşan meslek hayatımda, eğitim ve yayım çalışmalarında sahip olduğum deneyimlerin ışığında bir kere daha anladım ki; bizim insanımız kararını verirken gözüyle görecek, kulağıyla duyacak ve en önemlisi dokunacak…

Konya Mahalle Muhtarlarımızdan bir grupla birlikte, geçtiğimiz hafta sonunda, Konya Şeker’in fabrikalar zincirinde yer alan tesislerinden bir bölümünü gezdik. Cumartesi günü Seydişehir’de, Pazar günü de Cihanbeyli ve Altınekin ilçelerimizde kurulmuş bulunan fabrikalarda, rehber personel eşliğinde incelemeler yaptık. İlk gün yüze yakın muhtarın katıldığı programa, toplamda yüz elli kişi katıldı sanıyorum. Gezi ve inceleme yazıları yazmak, zevkli bir iş. Gözlemlerimi ve şahit olduğum güzellikleri paylaşmak üzere karşınızdayım.

Burada, önce muhtarlarımız hakkında görüş ve düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Onları, maddeyi meydana getiren atomlara benzetiyorum ben. Başka bir tarifle; bir canlının en küçük yapıtaşı hücre gibi çalışır, organizmayı ayakta tutarlar. Muhtar; devletin en sıcak yüzüdür milletine, yanında bir heyeti olsa da mührünü cebinde taşıyabilen tek kişilik dev bir kurumdur… Aç olanımızı, açıkta olanımızı en iyi onlar bilir; temsil ettiği köyünü, mahallesini her yönüyle en iyi tanıyan onlardır. Sembolik bir ücretle, karşılıksız birçok hizmete imza atarlarken, fahri bir görev yaptıklarının bilincindedirler…

Muhtarların camiasında sayısız dostlarım var; bu yazı, onlara duyduğum saygı ve muhabbeti dile getirmem için iyi bir vesile oldu. Benim çalışma hayatım boyunca, bugüne kadar en fazla yanımda bulduğum ve faydasını gördüğüm devlet adamı muhtarlar oldu. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, minnet duyuyorum…

23 Şubat 2013 Cumartesi günü Seydişehir yolundayız… Yolda Konya Muhtarlar Derneği Başkanı Celal Duran’la tanıştık. Celal Başkan kendini kolay ifade eden, sempatik tavırlı bir adam. Aynı koltukta oturup sohbet ederken, konu hızla Konya Şeker ve Recep Başkan’a gelivermişti. İlk cümlesini ağaçlandırma üzerine kurarken; “Yıllarca kamyonculuk yaptım, şu ovada yol kenarlarında gölgesinde oturup dinlenecek, birkaç lokma yemek yiyecek bir ağaç altı arardık. Sekiz buçuk milyon ağaç dikmiş bu adamlar, ne diyeyim Allah razı olsun hepsinden. Benim gözümde bu Recep Konuk var ya; Konya’ya akciğer nakli yapan ve hastasını ölümden kurtaran bir doktora benziyor. Sözün özü; çok işler başardı, ekmeğimizi aşımızı çoğalttı ve yaptıklarıyla bize balık tutmayı öğretti bu adam…”

Dağların delinip, patateslerin istif edildiği doğal depolara varışımızla uyandık, daldığımız hülyalardan. İçinde tırların dolandığı, devasa tüneller ve galeriler açmışlar dağların yamacında. Ortam çok etkileyici; sıfır maliyetle binlerce ton patates depolanabilen, üstelik en uygun yerde, fabrikaya yakın, üreticiye yakın. Araştırma, planlama ve nokta atışıyla hedef on ikiden vurulmuş yani. Çok akıllıca bir yatırım; dua eden, sesli düşünen muhtarların takdir duygularına şahit oldum…

Şaşkınlığımızla beraber hayranlığımızın da arttığı ‘Seydibey’ kampüsüne varışımızda, güler yüzlü insanlar karşıladı bizi. Başımızda beyaz boneler ve üstümüze giydirdikleri iş gömlekleriyle papatya tarlasına döndürdük fabrikayı. Modern bir tesiste bulunması gereken şartların hepsi sağlanmış; iş güvenliği ve hijyen kuralları tam tekmil. Hiç atığı olmayan, üstelik çevreye artı değer katan müthiş bir yatırım daha dedim içimden. Yanı başına kurulan biyogaz tesisinde patates kabuklarından enerji elde ediyorlar ve fabrikaya enerji kaynağı yaratıyorlar. Patateslerle taşınan topraklardan, çevreyi ağaçlandırmada faydalanıyorlar; etrafa baktığım zaman taşlı ve engebeli araziye, yani tarım dışı atıl alana kurmuşlar kampüsü. Çok ama çok önemli bir ayrıntıdır benim açımdan, sevindim ülkem adına.

Şapka çıkarılıp, önünde saygıyla eğilmek gerekir bu asil düşüncenin. Kan damlasa can biten birinci sınıf tarım arazilerini, hangi sebeple olursa olsun talan edenlerin kulakları çınlar inşallah. Sözün tam burasında aklıma düştü, yazılarımda çokça kullanıyorum, bir kere daha yazmakta beis yok; sanki bu kurum için, Recep Konuk için söylenmiş anonim bir dörtlük:

“Toprakta değil; marifet taşta, kayada su çıkarmak, ağaç bitirmektir.

  Düz yolda yürümek kolay; hüner uçurumları aşıp, maksuda ermektir.”

                                               *     *     *

Cihanbeyli ve Altınekin Kampüslerinden söz edecektim daha, yerim daraldı bağışlayın. Böyle giderse, daha çok yazacağız Konya Şekeri; onlar çığır açmaya, üretmeye devam etsinler yeter ki, biz de seve seve görevimizi yapar, konuyu gelecek kuşaklara taşırız…

Topluma önderlik edecek kişi ve gruplarla Konya Şekerin halka tanıtımı çok etkili bir yöntem; bir muhtarın en az bin kişiye enformasyon sağlayacağını hesap edersek, hafta sonu gezisinin 150 bin kişide yankı bulacağını düşünüyorum.

Bir cümleyle iki günün özetini yapmam gerekirse; muhtarlarımız gördüklerini gönülleriyle tasdiklerken, mühürleriyle tescillediler…

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı