Gerçek Kulis - Yavuz Çolak HASBİ BİR ADAM, SİVAS’A GÖNÜL KÖPRÜSÜ KURARKEN
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 15.02.2013 - 08:54

HASBİ BİR ADAM, SİVAS’A GÖNÜL KÖPRÜSÜ KURARKEN

Konya Şeker’in milyar dolarlık bir ihaleyle enerji sektörüne girişi, son günlerde kamuoyunu meşgul eden bir konuydu. Recep Konuk; yoğun ilgi gören basın toplantısında önemli açıklamalar yaparak, enerji sektörüne niçin yatırım yaptıklarını anlattı.

Recep Başkanı dinlerken; not tuttuğum konular arasında, benim açımdan altı çizilmesi gereken en önemli cümle şuydu: “Tarım sektörünün yarattığı katma değer, bugüne kadar hep başka sektörlerde kaldı. Biz, tarım sektörünün üretici bir kuruluşu olarak, ilk defa başka bir sektörde oluşan katma değerden sektöre pay aktarmak için adım attık; yani Konya Şeker vasıtasıyla, enerji sektöründeki pastaya biz de ortağız dedik. Bugünden sonra, başka sektörlerin yarattığı katma değerin de tarım sektörüne kaldıraç görevi yapacağı zaman gelmiştir artık”

Bugünkü yazımızın ana fikrini oluşturan bu cümlelerden sonra, konuyu biraz daha açalım dilerseniz. Düşüncemi söylemem gerekirse; “Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır” demiş Gazi Paşa. Yiğidi öldür, hakkını yeme der atalarımız; Recep Konuk gerçekten işini iyi yapan, dersine iyi çalışan, şehrimizin değerli bir önderi olarak kendini defalarca kanıtladı hepimize. Söylediğini yapan, sözünün ve yaptıklarının arkasında duran bir proje adamı olarak, Konya’ya çok değerli katkıları oldu. Dün de gördük ki; hitap ettiği topluma, bulunduğu ortama hâkimiyetiyle, yüksek özgüveniyle ve sıra dışı projeleriyle daha kendinden çok söz ettirecektir…

Basın toplantısından aklımda kalan birkaç ayrıntıyı daha paylaşmak istiyorum. Verilen mesajlardan algıladığım; başkan ve ekibinin önümüzdeki dönemlerde gündemi sarsacak olan Karapınar Havzasındaki enerji kaynakları için açılacak ihaleye çok iyi hazırlanmak. Havzada tespit edilen ve herkesin iştahını kabartan 1 milyar 800 bin tonluk linyit rezervinden elde edilecek geliri Konya’da tutmak en büyük hedef...

Dünya’da hiçbir ülkenin vazgeçemeyeceği iki hayati sektörün gıda ve enerji sektörü olduğunun altını çizen başkan, ülkemizin yılda 60 milyar dolarının dışarıya enerji sektörüne gittiğini belirtti. Linyit yatakları üzerine kurulan termik santrallerden elde edilen elektrik enerjisinin, ülke ihtiyacının yüzde 29’unu karşıladığını, şeker fabrikalarının bu sektöre yabancı olmadığını ve eskiden beri enerji ihtiyaçlarını kendi kurdukları santrallerden sağladıklarını söylerken; artık bu sektörde başrolde olma zamanının geldiğini ifade etti.

Çevreye duyarlı bir kurum olarak önemli yatırımlar yaptıklarını, bilime yüksek bedeller ödeyen, her gün gelişmeleri takip eden dünyalı bir kurum olduklarını ama sıra dışı da bir kurum olduklarını sıralarken; kısa sürede kurumun kat ettiği mesafeleri anlattı. Yatırım hamlelerinde önce milyon ve doları yan yana getirmeye çalışırken, artık milyar ve doları yan yana getirdiklerini; dün rakamların esiriyken, bugün artık rakamların efendisi olmayı başaran bir kurum olduklarını söyleyince, gerçekten bir Konyalı olarak göğsüm kabardı. Böyle giderse yaşayan görecek, trilyon ve doları da yan yana getireceklerine yürekten inanıyorum. Yeter ki gönül desteği verilsin, herkes duasını esirgemesin; kimse bu başarıya engel olmaya, çomak sokmaya kalkmasın…

Başarı öyküsünü dinlerken, aklıma düşen Çumra menşeli yaşanmış bir öyküyü de paylaşmalıyım burada. Çumra kültüründe halk hikâyelerini yerli yerinde en güzel şekilde ifade eden iki insan tanırım; birisi öğretmen emeklisi merhum Musa Tongur Hocaydı, diğeri de Allah uzun ömür versin Osman Tüfekçi abimizdir. Ziraat Teknisyeni olarak yıllarca memleketine hizmet ederken, kırk yaşından sonra üniversite bitirip Gıda Mühendisi oldu. Sıra dışı olan bu özel insanların bildikleri yazılsaydı eğer, gelecek nesillere kaynak olurdu inanın. Neyse, bahse konu hikâyenin geçtiği yılların 1950 ve 1960’lı yıllar olduğunu sanıyoruz; çiftçimizin elinde tek tük traktörün olduğu, halk diliyle Gazlı Fortson, Masaris, Major gibi isimlerle anılan devasa traktörlerin olduğu devir yani. Bunların ortak özelliklerinden birisi, marşa basıldığında kolay çalışmamaları, insan gücüyle kaktırarak veya bir başka motorla çekilerek çalıştırılmaları olduğu anlatılır. Rivayete göre hikâye Alibeyhüyüğü Kasabamızda geçmiş; bakımlı, yeni ve gösterişli bir traktöre sahip olan bir hem şehrimiz: “Ataşla Koreli bizimki Condere, şu Alibeyhüyüklüler bir motor görsün” diyerek havasını atar…

Ben de başkanı dinlerken coştum inanın, yatırımlara ve gidilen hedeflere bakıyorum da; Ataşla Koreli bizimki Konya Şeker diyesim geliyor…

Son cümlemi Sivas ve Kangal insanları için kurarak bitiriyorum; “Sivaslı Kangallı hemşerilerimizin gönlü ferah olsun, kimsenin elinden ekmeğini almaya değil, herkesin elindeki ekmeği büyütmeye ve elinde ekmeği olmayana ekmek bulmaya geliyoruz” diyen Recep Konuk Başkana sahip çıksınlar. Zira O, verdiği sözü tutar…

YORUMLAR

Muallim Naci

Yüreğinize,yüreğinizle gören gözlerinize,sağlık.Bir liderde verilen söz nasıl anlam bulur.Ne kadar güzel anlatmışsınız. Biz ondan yankı bulan her sözü,öz kabul ettiğimizden beri; gelen her acıyı bal eyledik. Çünkü acılarımıza karşı hep bir Recep Konuk bakışı vardı. Ne mutlu ki o bakış şimdi tüm ülkeye ışık oluyor

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı