Gerçek Kulis - Adil Giray TARIM ENTEGRASYONDA ÖNCÜ OLABİLME
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 18.01.2013 - 10:10

TARIM ENTEGRASYONDA ÖNCÜ OLABİLME

Markalar ulusların kalkınmasında çok önemlidir. Bugün dev bütçesiyle bazı markaların tanınırlığı ve de gücü çoğu ülkenin bütçesi ve de tanınırlığından daha fazladır. Nasıl ki dünya haritasında ülkelerin bir yeri varsa; uluslararası markaların da bu haritalarda pazarlama logoları ile bayraklarının dikili olduğunu gösterilen milyonlarca yeri vardır.

Ülkeler üzerinde İnsanoğlunun tekâmülü ile eski Yunandan bu güne değin gelişen iletişim adeta evrim geçirerek sınırsız bir kimliğe bürünmüştür.

 Dolayısı ile güçlü iletişim ağı ile pazarda marka oluşturanlar uluslararası arenada hem mensubu oldukları işletmeye hem de ülkelerine, emsali olmayan bir zaferi yaşatırlar.

Uluslararası anlamda tanınmışlık ülkelerin egemenlik ve özgüven duygularını geliştirir. Dolayısıyla markalar ulusların imajını tamamlar.

 Markalar ortak akıl esasına dayanır. Marka ve markaya hammadde olan mamuller, ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır.

Yazımızda genellikle savaş kelimesiyle anlam bulan zafer sözcüğünden bahsettik. Gerçekten uluslararası ilişiklerde ticarete yönelik marka rekabeti savaşların en asilidir. Çünkü markalaşma en iyi tasarım kaygısının, insanlık için üretmek, üretirken de kabul görmenin onurlu mücadelesidir.

 Uluslararası marka savaşları siyasî savaşlara benzemez klik gruplar oluşmaz. Marka tanınırlığı için verilen Pazarlama mücadeleleri mertçe hilesiz dostça ve kısacası ticari rekabet kuralları içinde olması gerekir.

Lakin ticari başarıları taçlandırmak için, her lansamana sunulan mamul marka olamaz o unvanı hak etmesi ve de kazanması lâzımdır.

 Yirmi birinci yüzyılda savaşları cephelerden pazarlara markalar taşımıştır. Markalar oluşturdukları ilgi ile insanlığın ortak dili ve ortak kültürü olarak, dünya barışının, en önemli ve en güçlü güvencesi olmuştur.

Bakınız her yıl Ramazan Ayı yaklaşırken, en çok reklama çıkan meşrubat tanıtımları iftar sofralarının olmazsa olmazı olmuştur.

Ne yazık ki başta milli içeceklerimiz ayran ve de kımız başta olmak üzere dünyada ses getiren, kültürüne bu denli etki eden çok güçlü bir markamız ülke olarak yok! Tercihimiz cola kültürümüzün bir parçası haline gelmiştir.

Onun içindir ki dünya ticaretini çok iyi okuyan girişimcilere ihtiyacımız var.

En büyük tesellimiz ise, son çeyrek asırda içinde yaşadığı coğrafyanın hammaddesinin çekim gücüne inanan. Seslerini önce Anadolu da, sonra da dünya da duyurmaya başlayan girişimciler ve onların adeta bir ağacı büyütür gibi sevgiyle can suyunu verdikleri markaları ses getirmeye başladıkça, ülkemizde dünya ülkeleri arasında hak ettiği yeri hızla almaya başlamıştır.

Girişimcilik, herkes aynı yöne giderken, farklı yöne sapıp iz bırakma ustalığıdır.

Girişimcilik, batmakta olan bir gemiyi kıyıya çıkarma ve çıkılan limanda en müstesna yeri edinebilme başarısıdır.

 Girişimcilik, tarladaki bir ürünü ya da hizmeti, üreticiyi de kazandırarak, en kaliteli biçimde üretme sanatıdır.

Girişimcilik bir markayı oluştururken henüz tohumken alıp hammaddeden mamule dönüştürme aşçılığıdır. Yani markalaşmanın tüm sürecine müdahil olma aklı ve de aşkıdır.

Girişimcilik, durağan değil; edilgen bir düşün adamı olmaktır.

Sanırım örnekleri çoğaltırsak koca bir kitap çıkar. Çünkü yazımıza esin kaynağı olan girişimci liderin öyle çok özelliği var ki, eğer siz bir roman değil de makale yazıyorsanız. Konu uzayacaksa, “yazar olmak” ise üç noktanın sınırsız anlatım gücüne sığınmaktır.

Konya Şeker, hiçbir Avrupa ülkesinden geri kalmayan zengin ekonomik, üretim kabiliyeti ile oluşturduğu, istihdam ve kalkınma modeliyle, Torku markasını lansamana sunmuş. Büyük yol haritasını gören başkanıyla, silahsız ve savaşsız yeni bir fethin kapılarını çok kısa sürede açmıştır.

Tarih de yaptıkları akınlarla gemileri yakarak gittikleri coğrafyalara, medeniyeti götüren atalarımızın torunları,  yeni yüzyılda dünyanın dört bir yanına pazarların yeni pazarlar Feth ederek gitmektedirler.İşte büyük usta Recep Konuk Tarımda Sanayinde aklın, girişimcilikte gönlün dilinden yararlanarak büyük bir destan yazmaktadır.

RecepKonuk ile Konya Şeker’de başlayan süreç bir milattır. Konuk’un Tarımsal Sanayide Entegrasyona dayalı, dışa dönük ekonomik büyüme stratejileriyle, Konya Şeker sadece pancar tarımında şeker üreten bir fabrika olmaktan çıkmış, bir çok tarım ürünü işleyen ve de hayvancılığa da yönelen devasa bir entegre yapı olmuştur. Ürün çeşitliliği ile birlikte Konya Şeker’in dış ticaretinde ağırlık tarım ürünlerinden sanayi ürünlerine kaymıştır. Dünyevi kültürün çekim alanının dışında kalmayı başaran Anadolu insanı, üretimde Batı ülkeleriyle yarışmaya başlamıştır. İşte bu yapısıyla Tarım Entegrasyonun da öncü güç olmuştur.

 Sanırım 15 gün ara ile Başbakanın elinden ödül almak başka hiç kimseye nasip olmaz. Bu ödül gerçek bir liderin Tarımda neler yapılabileceğinin, bozkırın kaderinin nasıl değişeceğinin göstergesidir. Liderler nerede ve hangi şartlarda bulunurlarsa bulunsunlar, nehirlerin kurumasını önleyen yağmurlara benzerler. Nasıl nehirlerin üzerine kurulan barajlar toplumun bütün kesimlerine enerji sağlarlarsa, liderler de de herkesin ihtiyaçlarını karşılayacak ürünler, hizmetler ve bilgiler üretirler. Yağmurların bütün insanlığın hayat kaynaklarını oluşturmaları gibi, Recep Konuk gibi liderler de, Anadolu’ya duydukları kara sevda, tarladan sofraya sürecin anlamlı bir o kadar zor yolculuğun sonun da oluşturdukları markalarla dünya ekonomisinin nabzını oluştururlar. Rabbim izin verirse bundan sonra Torku Markası altında toplanan, tesisleri gezip; Anadolu’nun nabız atışlarını birlikte sayacağız.

Hülasa atan her nabız, önce Anadolu’ya sonra dünyaya “can suyu” pompalıyor.

En güzeli de bu kara sevda, Konya’mızı silahsız, kansız, yeniden başkent olmaya hazırlıyor. Hem de Gıdanın başkenti…

Bu konuda da, yukarı da yazdık. İhtiyac olan her şeyi var. Girişimci, marka, üretici, sanayi tesisleri…

Geriye bir dua kalıyor. Konyalı tabiriyle, onu da siz yapıverin gayri!

“KUN FE YE KUN” ol der ve olur!

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı