Gerçek Kulis - Yavuz Çolak GEZ DÜNYAYI, GÖR KONYA’YI
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 17.01.2013 - 14:41

GEZ DÜNYAYI, GÖR KONYA’YI

Bu şehre insanları çeken nedir acaba?

Hep sırrına ermek istediğim bir konudur; dört kelimeyi bir araya getirip, esrarlı bir cümle kurmak, dünyanın en güzel sloganına sahip olmak… Çok hoş bir duygu uyandırıyor insanda. Aklıma bir şey takılıyor yalnız, acaba hatırlayan var mı? Alternatif bir söz bulunabilir miyiz acaba diye bir zamanlar yarışma bile yaptık, hatta başına büyük bir ödül de koyduk! Kırk bin kişi yarışmıştık galiba; başlıktaki sözün üstüne söz söylemeye kalkmıştık… Neyse; sloganımıza sahip çıkalımda, konumuzdan uzaklaşmayalım bu arada.

İnsanların Konya’ya olan özlemi; bu gizemli şehri maneviyatın, hoşgörünün cazibe merkezi haline getiren özelliği nereden gelir acaba? Düşünüyorum da; dünyanın her yerinden sökün edip gelen insanları buraya çeken acaba Bahaüddin Veled, Mevlana, Konevi, Muhiddin Arabî gibi âlimlerin ruhu mudur sadece?  

Anadolu’da bin senedir var olan Türk Milletinin, hafızasında diri kalan, daha doğrusu kalması gereken konular; ilgi alanımın başköşesinde yer alan, beni heyecanlandıran en önemli konulardır. Bu toprakların çocuğu olmak; Selçuklunun, Karaman oğlunun, Osmanlının ve de Mevlana’nın torunu olma bahtiyarlığını, Cumhuriyetin çocuğu olma ayrıcalığını yaşatır insana. Birkaç haftadır yazmaya çalışıyor, özellikle gençlerimizin dikkatini çekebilir miyim, tarihimize ilgi duymalarına faydam olur mu diye çaba sarf ediyorum. Köşe yazarlığında daha çok yeniyim biliyorum; okuyucu kitlemiz oluşacaksa bu bizim yazdıklarımıza bağlı olacaktır elbette, bir kişiye dahi olsa eğer faydalı olabiliyorsam benim için önemli…

Konya’nın başkent oluşu, bu haftanın yazı konusu olacak. Daha önceki yazılarımda verdiğim kaynak eserlerden derlediğim bilgilerin ışığında, payitahtın merkezi olarak seçilen Anadolu Selçuklu Başkenti Konya hakkında bilgilerimizi paylaşacağız.

Selçuklular; biri Horasan’da, diğeri Anadolu’da iki büyük devlet kurarak tarihin akışını değiştiren atalarımızdır. Oğuzların Kınık Boyuna mensupturlar. Anadolu’yu geleceğe hazırlayan, bu topraklara mührünü vuran ve bize vatan yapan onlardı. Kendilerinden sonra kurulan beyliklerin ve Osmanlı İmparatorluğunun temelini atanlar da onlardı…

Günümüzde hep tartışılan ve konuşulan Osmanlı İmparatorluğu oluyor biliyorsunuz. Bu elbette yadırganacak bir konu değil; hem yakın tarih, hem de altı yüz seneden fazla hüküm sürmüş, dünyaya yön vermiş en büyük devletimizdi. Fakat Selçukluyu anlamadan, Osmanlıyı anlamak ve anlatmak mümkün değildir. Çünkü Selçuklu olmasa, Osmanlı olmazdı; tıpkı Osmanlı olmasa, Cumhuriyet de olmazdı diye düşündüğüm gibi…

Şimdi; milletimize ve bilhassa gençlerimize tarihi konulardan söz edilirken, biraz ihmal edildiklerini düşündüğüm Selçuklular hakkında öğrendiklerimle, Başkent Konya ile başlayıp tezimi güçlendirmek istiyorum.

Önce manevi fetihlerle bu topraklara nüfuz eden atalar, 1071’de Malazgirt’te kazanılan zaferin ardından hızla Anadolu’ya akmaya başladılar. Büyük Selçuklu Devletinin uç beyliği konumundaki Oğuz Türkmenleri fetihler yaparak beylikler kurmaya başladılar. Tarih; onuncu yüzyıldan itibaren Selçuk Ata’nın torunları arasında müthiş bir yarışa ve acımasız da bir iktidar olma mücadelesine şahitlik ediyordu. Arslan Bey’in Gazneli Mahmut tarafından esir edilmesiyle başlayan sürecin içinde, ilk kavga Kutalmış ile Alparslan arasında başlamış, daha sonra Süleyman Şah, Melik Şah ve Kılıç Aslan, Tutuş arasında devam edip gitmiştir. Bu uğurda canını veren, zindanlarda çürüyen, hatta intihar eden nice şehzade ve sultanlar vardır…

İlk önce iki kardeşin, Tuğrul ve Davut Çağrı Beyin kurduğu Büyük Selçuklu Devleti ile bu devletin bünyesinden de kurucusunun Süleyman Şah olduğu Anadolu Selçuklu Devleti tarih sahnesine çıktı. Biz Büyük Selçukluyu Horasanda bırakarak, sözü Konya ve Anadolu Selçuklularına getirelim artık.

Oğuz Boylarının Anadolu’da ilk tutunma yerinin Ahlat olduğu kaynaklarda zikredilmektedir. Daha sonra Anadolu içlerine nüfuz edilerek, fetihlere girişilmiştir. Süleyman Şah yönetiminde hareket eden kol, Urfa ve Birecik üzerinden gelerek Konya’nın fethini gerçekleştirmiş ve ilk hutbeyi burada kendi adına okutmuştur. Konya’nın fethiyle ilgili tarihi kaynakların ekserisi 1076 yılında ittifak etmektedir. Bazı yazarlar 1075, hatta bazıları iddialarını 1073 yılına kadar vardırmaktadır. Süleyman Şah adına ilk hutbenin bu topraklarda okutulduğunu öğrendiğimiz tarihi kaynaklardan, Anadolu Selçuklu Devletinin kuruluşuna ilk harcın da yine bu topraklarda konulduğunu anlıyoruz. Konya üzerinden hızla İznik’e ulaşan Anadolu Selçukluları, burayı kurdukları devletin ilk başkenti ilan ederek tarih sahnesine çıkmışlardı. Müstahkem bir mevkie sahip olan İznik, toplam on sekiz sene başkentlik yaptığı Anadolu Selçukluların elinden ilk Haçlı seferlerinde çıkmış, Konya’yı başkentliğe hazırlayan sebepler de ortaya çıkmaya başlamıştı…

Anlaşılabilir bir özet haline getirmeye çalıştığım bu önemli konunun, önü arkası kısa tutularak anlatılabilecek bir konu olmadığından mevzu uzadı. Yerimin de daraldığını göz önünde tutarak bu konunun devamını haftaya hatta haftalara ertelerken, selam ve dua ile Allaha emanet olmanızı diliyorum…                      

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı