Gerçek Kulis - Yavuz Çolak GÜLŞAH ÖĞRETMEN
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 14.12.2012 - 15:20

GÜLŞAH ÖĞRETMEN


Boğazıma düğümlenen yumruk gibi bir acıyla, tarifi mümkün olmayan yürek sancısıyla içimi döktüğüm satırlara nereden, nasıl başlamalıyım bilmiyorum!?   

Hayata dair ne varsa, hep böyle fotoğraftaki gibi bakardı, sıra dışıydı, muzip ve alaycı… Bir buçuk yaşından beri tanırım ben o güllerin şahını. Çeyrek asırlık aile dostluğumuz, aynı apartmanda komşu ve babasıyla meslektaş ve de asker arkadaşı oluşumuz, ortak yanlarımızdan sadece birkaçı. Bir arada büyüyen çocuklarımızın ‘Gülşah Ablasıydı’ o…  Elimden, dilimden ve gönlümden geldiğince anlatmalıyım herkese; hayat hikâyesiyle, dünyaya bakışıyla, sevgi dolu anılarıyla artık kalbimizde yaşayacak…

Hakk’a yürürken tüm ülkede gündemi sarsmış, bir soysuzun elinde can verirken herkesin vicdanlarını kanatmıştı. Gazete ve televizyonlarda birkaç gün manşet olup, sonra da unutulup gidecek biri değildir o. Düşünüyorum da, bir insan ölümüyle de ders verir mi topluma? Vermeli; başka Gülşahlar, başka günahsızlar kurban verilmemeli! Eğer; varsa ihmali olan, görevini kötüye kullanan, her ne şekilde olursa olsun adı konulamayan bir yanlışa sebep olan herkes vicdanlarımızda mahkûmdur. Hiçbir şeyin üstü örtülmemeli! Gülşah’ımızın kanı yerde kalırsa; ne bu dünyada, ne de huzuru mahşerde hakkımızı helal etmeyiz ve asla ruhumuz huzur bulamaz…

Dünya’ya ve dünyalıklara kul köle olmadan yaşadı, kısacık ömrüne sığdırdıkları inanılmazdı. Felsefi konulara, tasavvufa ilgisi vardı; tiyatro onun için bir tutkuydu adeta. Bulunduğu ortamı kaynatırdı; esprileriyle herkesi kırar geçirir, en çok da kendisiyle dalga geçerdi. Hatırlıyorum da, ney çalmaya merak sarmıştı bir ara. Çalabiliyor musun peki diye sorduğumda; gülmüştü “ben çalmaya başladığımda, herkes korkudan saklanacak bir yer aramaya başlıyor Yavuz Amca” deyince kahkahaya boğulmuştuk. Sürprizlerle dolu bir kızdı, ansızın çıkagelirdi kapıya. Cömertti, paylaşmayı çok severdi, küçük hediyeler alırdı herkese… Elinde bir tabak kek çörekle kapıda belirmişti geçenlerde; “Ellerimle yaptım sizin için ama dikkat edin zehirlenmeyin sakın” derken, her zamanki gibi o güller açan yüzündeki muzip tavrı gözümün önünden gitmiyor. Çünkü bizim onunla yaşadığımız en son anımızdı!

Fedakâr bir çocuktu, merhametli ve yardımseverdi. Ailenin en büyük destekçisiydi, Azerbaycan’da tıp eğitimi alan küçük kardeşinin güvencesiydi. Annesi ve kardeşini de alıp umreye gitmişti geçtiğimiz sene. Kutsal toprakların atmosferini ondan dinlemek çok farklıydı. Bu dünyanın imrenilecek bir yanı olmadığına, bir an önce yüce yaratana kavuşmanın daha iyi olacağına inanır tarzda büyük laflar ederdi. Bu mealde sözlerine şahit olan çok insan vardır. İnancı kavi bir genç kızımız olarak, sefillerle dolu bu dünyadan çok istediği Rabbine kavuştu. Yürekten inanıyorum; o, şehitlik mertebesine erişmiş, cennet ehli melek gibi bir kızımızdı.  

Tiyatro sevdası için bir paragraf açmalıyım burada. İdeallerle dolu olduğu halde, öğretmenlik için başvuru yapmak istememişti bir dönem. Annesi ve babası, hepimiz gibi öğretmenliğin kutsiyetine inanan insanlar olduğu için, her fırsatta soluğu Konya Tiyatrosunda alan Gülşah’ı ikna etmeye çalışmışlardı. Beraber olduğumuz bir ortamda konu açılmıştı ve ben de kendisine; öğretmenlik için yanıp tutuşmuş bir büyüğü olduğumu, ama bize nasip olmadığını söylemiş, neden istemediğini sormuştum. “Öğretmenliği çok istiyorum aslında, ama tiyatrodan da vazgeçemiyorum amca; kendi yazdığım bir tiyatro oyununda oynamak benim en büyük ideallerimden biridir” demişti. Nasıl bir oyun yazmak istemişti acaba?

Başvurusunu yaptığında, ilk ataması sözleşmeli öğretmen olarak Bolvadin’e yapılmış, hepimiz çok sevinmiştik. Gülşah’ın gittiği yer belli olurdu hemen, dikkat çeker, kolay diyalog kurar, herkesi başına toplardı. Milli Eğitim Müdürünün ilk görüşte “Bu çocukla ne yaparız biz acaba!” dediğini anlatmıştı babası. Minyon ve çocuksu görünümüne aldanmıştı belli, fakat çok sürmemiş en gözde öğretmenlerinden birisi oluvermiştir… Kadrolu öğretmenlik için başvurduğunda ise, hemen hepimiz Bolvadin’de kalmasını tavsiye etmiştik. Çabalar nafileydi, kader ağlarını örüyormuş meğer… Deprem, hatta depremler yaşayacağını bilmediği alın yazısına yelken açmıştı. Van depreminde yaşadıklarından bile kendine özgü çıkarımlar yaparak, insanları düşündürürdü. Deprem travması yaşamış bir insan değildi sanki hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanırdı…     

Gülşah Öğretmen; yazmak ve oynamak istediği tiyatro oyununda, topluma hangi mesajları verecekti bilmiyorum, fakat yaşadıklarıyla rolünü oynadığı başyapıtın adı dramadır. Finali sözün bittiği yerde; sevdikleri ve sevenleriyle yaptı. Zirveleri duman bürümüş Kızıldağ başucunda ağıt yakarken, Allah’ın rahmeti gözyaşlarımıza karışırken, helallik istendi bizden… Soramadık başucunda: SEN BİZE HAKKINI HELAL EDERMİYDİN?

Cennet mekânın olsun, rahat uyu melek yüzlü ‘Güllerin Şahı’… Hüküm ALLAH’INDIR…

                                               *     *     *

Mesaj Tahtası: Gülşah Öğretmen’in kardeşi Yunus Emre Aktürk, Azerbaycan’da tıp eğitimi almaktadır. Prosedürler engel değilse eğer ülkemizin üniversiteleri, özellikle Konya’daki Tıp Fakültelerinden biri Yunus Emre’nin yatay geçişini sahiplenirse; Gülşah Öğretmenin acılı ailesine en büyük teselliyi vermiş olacaktır. Düşüncelerimizin yankı bulmasını umut ederek, Devlet Büyüklerimizden bu uğurda yardım elini uzatmalarını bekleriz.

YORUMLAR

Yavuz Çolak

Sukuti'ye: Duyarlılığına, fedakarlığına sonsuz teşekkürler temiz yüreği insan sevgisiyle dolu arkadaşım...

Sukuti.

GÜLŞAH ÖĞRETMEN; Yavuz Sultan Selim Han bir sözünde ”Bu Dünya bir Hakan’a Çok,iki Hakan’a Az” sözünü kullanmış.Bu söz bana hep manidar gelmiştir.Mustafa Yavuz kardeşim bu yazıyı yazmaya çalışırken yakından Halet-i Ruhiye ’sine şahit olan biri olarak bende sizler gibi bu satırlarda okudum ve kendisini üzüntü içinde tebrik ettim.Bu mevzu başka nasıl anlatılabilirdi diye düşündüğümde bundan iyisi can sağlığıdır dedim.Yazıyı en az beş bin kişiye e-mail ortamında ulaştırdım. Facebook ve Twittır hesabımdan milyonlarca dost okuyarak bilgi sahibi oldu. İnşaallah biz bir nebze olsun görevimizi yapmış oluruz.Herkese selamlar.

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı