Gerçek Kulis - Adil Giray HİÇ KİMSEYE HAYAT ISMARLADINIZ MI?
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 10.12.2012 - 09:41

HİÇ KİMSEYE HAYAT ISMARLADINIZ MI?


Her yer buram buram ikici sınıf kitap kokuyor. Aksi ihtiyar, almayacaksan hırpalama kitapları diyor. Bir kitap daha fazla ne kadar hırpalanır ki? Zaten hepsi ikinci el, ihtiyar sahafı daha fazla kızdırmadan, “Ruh Göçü” kitabını uzatıyorum.

Orta hacimli ve de fazla yıpranmamış bir kitabı, tahminimden oldukça daha ucuza almanın sevinciyle, cebimdeki son parayı sahafa vermeye aldırmadan yürüyerek gidiyorum eve

İçimde yeni bir romanı keşfetmenin heyecanı var. Her kitap ayrı bir dünya

Gençliğim, üstü çizilmiş kitapları okumakla geçti.

Okumakla geçen ömrümün uzun bir dönemi hiç bir kitabın ilk okuyucusu olmadım.

Ya il halk kütüphanesi, ya da sahaflar pınar oldu okuma susuzluğuma

Konya kitap fuarına giderken yıllar öncesini hatırlıyorum.

İçimde buruk bir sevinç var.

Birazdan, bir kitabın ilk okuyucusu olacağım.

Önemli gördüğüm yerlerin altını çizeceğim.

Oku emrini, okuma olarak algılamış bir toplum olarak; kitapseverlerin arasında çocuklar gibi şen dolaşıyorum. Sayıları az olsa da, hepsi bir birinden güzel insanlar. Dışarıda yağan yağmurun bereketi var üstlerinde…

Uzun süredir üzerimde ki suskunluğu arttıran felsefe kitaplarına fazla yüz vermeden, sergüzeşt bir tavırla kişisel gelişim kitaplarına bakıyorum. Onlar da yeni okumaya başlayan çocukları hatırlatıyor. Haddinden fazla abartılı ve de gazete eki hafifliğinde.

Komplo kitapları ise nedense fazla ilgimi çekmiyor.

 Psikolojik bir tahlil kitabını, uzun uzun inceliyorum. Charles Handy, “Ruhun Arayışı” adlı kitabında “Başkalarının gerekliliği” başlığında masasının üzerinde duran Van Gogh’un “Gözbebekleri” adlı tablosunun reprodüksüyonunu anlatıyor. İstediğim kitabı almanın huzuru ile tam çıkacağım,iş dünyasına yönelik bir kitap, sıra dışı başlığı ile dikkatimi çekiyor.Bir tıp doktoru olan Murat Toktamışoğlu'nun yazdığı ve Media Cat yayınları arasında çıkan "Kot Pantolonlu Yönetici" adlı kitap, okuyucuya ilginç gözlem ve sentezler sunuyor. Yazar, "kot pantolon" kavramıyla yöneticilikte duyguları ve ruhu öne çıkarıyor. Liderlikte "akıl/ruh" dengesinin önemini vurguluyor.

Şimdi sakin bir yere gidip, kitaplarla vuslata erme vakti.

Her şeyden uzak kitabın muhteviyatını anlamak için; hiç değilse kitabın ilk elli sayfasını okumak benim için çok önemli. Salaş bir yerde kahve söyleyip Kot Pantolonlu yönetici kitabını okumaya başlıyorum.

Kürek takımlarına ilişkin ilginç bir tanımlama ilgimi çekiyor. Okurken altını çiziyorum. “Kürek takımlarında iki fonksiyon vardır, kürekçi ve dümenci. Kürekçiler  gidecekleri yöne sırtları dönük otururlar. Sporcular birbirleri ile iletişim kurmazlar, hızlı şekilde yüzü kendilerine dönük olan birine bakarak kürek çekerler. Kürekçiler hedefi görmez, fakat bilirler. Herkes en fazla çabayı gösterir, uyum ve denge içinde aynı tempoyu ortaya koyarak performans elde eder ve sonuca doğru yol alırlar. Ters yöne doğru, konuşmadan, birbirlerini tamamlayarak ve sinerji oluşturarak ortak hedefe yol alabilen takımın müthiş bir kararlılığı vardır. İşte bu takım ruhudur. Takımın yönlendiricisi arkada oturan dümencidir. Dümenci kürek çekmez, fakat takımın yolculuğunda liderdir. Lider’ in görevi gidilen yolu, ritmi korumak ve standardize etmektir. Lider de takımın bir üyesidir, hem de önemli bir üyesi. Yanlış ve uyumsuz bir hareket her şeyi bozar ve hedeften sapma olur. Hedef onların yüreklerindedir ve başka bir şey düşünmezler. Dümencinin yönlendirmesi ve tempo vermesiyle hedefe doğru yol alırlar.”

Aklıma Fortune Dergisinin haberi geliyor.Fortune Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Ağaoğlu başarılarıyla öne çıkan 50 ismi yan yana getirdiklerini belirterek, “bu denli hareketli bir coğrafya ve finansal piyasaların ortasında bazı “kaptanlar” gemilerini doğru rotada tutarak sakin sulardan geçmeyi başardılar. İş dünyasının bu “usta kaptanları” şirketlerini büyüttüler, yeni alanlara yöneldiler ve önemli başarılar elde ettiler.”  Tanımlamasında bulunuyor.

Ne mutlu ki bu yolculuğa şehir olarak tanıklık ettik.

Ve suya hasret Anadolu, bağrında büyük bir kaptanı yetiştirmenin mutluluğunu yaşadı.Dünyanın her ülkesinde, toplumların ekonomik, siyasal ve kültürel sağlamlığının en büyük güvencesi üretici kesimdir. Onlar alınlarının terleri ve ellerinin emekleriyle büyüttükleri üretim güçlerinin, başında ne mutlu ki, üretime sonsuz değer katan bir kaptanı var.

Dışarıda yağmur giderek artarken, güzel bir kitabı okumanın ve kitaplara ilham veren bir kaptanın şehrimizden çıkmasının mutluluğu ile tam çıkacağım. Eski bir dostla karşılaşıyorum. Biraz daha kalamam konusunda ısrarcı, ille bir şeyler ısmarlayım sana diyor.

“Hayat ısmarla” kalayım diyorum. Gülüyor, anlaması için duyduğum gururu anlatıyorum.

Ne güzel özetliyor, anladığını:”Rabbim bu şehre hayat ısmarlayanlardan razı olsun”

Adilce:

Kimi Allahaısmarladık derken

Bir vedayı bırakır yüreklere

Kimi bir kahve ısmarlar, hasbıhal ederken

Muhabbet baş tacıdır, sevgi bahane

Kimi ise, iş, aş olur; âşık olur nasırlı ellere

Hayat ısmarlar

Yeni kapılar açılır, köprüler kurulur gönüllere

Söyleyin hiç, “birine” hayat ısmarladınız mı?

Eğer ısmarlamadıysanız; hayatı ıskalamışsınız demektir

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı