Gerçek Kulis - Yavuz Çolak DÜNYA SINAVI ÇETİN GEÇENLER
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 07.12.2012 - 08:12

DÜNYA SINAVI ÇETİN GEÇENLER

Tam bir yıl önce yazmıştım bu satırları; Dünya Engelliler Günü vesile oldu, okuyucumla paylaşıyorum. Tüm insanlığın vicdanındaki engellerin kalkması dileğiyle…

                               *     *     *

Gecenin saat on ikisinde kapı vurulduğunda, ya da sabahın beşinde telefonunuz çaldığında, doğal olarak irkilirsiniz. İşte böyle gecenin ilerleyen bir vaktinde kapımız vurulmuştu…

Hayırdır inşallah! Bu saatte kim acaba diyerek hepimiz kapı önüne doluştuğumuzda; gözü yaşlı komşumuz Fatmana teyze, telaşlı mahcup bir tavırla:“Yavuz evladım rahatsız ettim kusuruma bakmayın, siz misafirsiniz biliyorum fakat kenar mahalle burası, araba bulamadım, çaresiz kapınızı çaldım. Oğlum Yaşar on gündür kayıptı, Acıpayam’da parkın önündeymiş, gidip getirsek…”

Ne demek Fatmana teyze, hemen giyinip geliyorum diyerek hazırlanıp çıktım. Eşimin memleketinde izindeydik. Her yıl yaz tatilinde, Acıpayam Çamlık Mahallesinde oturan aile büyüklerimizin yanına gittiğimiz için, mahalleliyi, komşuları tanımaya başlamıştık. Fatmana teyze ufak tefek, ezgin bir Anadolu kadınıydı. İlk bakışta insana hüzün veren, mütevazılığı hemen fark edilen bir anaydı. Oğlu Yaşar hem zihinsel hem de bedensel engelliydi. Ayrıca kızından bir torunu da yine engelliydi. Kırklı yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim Yaşar, engelli olmasına rağmen zar zor yürür, kendini idare edecek kadar da akli melekelere sahipti. Sürekli sigara içerken görürdüm ve genellikle asabi olurdu…

Yolda Fatmana teyzeyi biraz konuşturmaya çalıştım. Ağlamaktan pek konuşmaya mecali yoktu. Gözlerinden sicim gibi yaş dökerken, dua etmeyi de ihmal etmiyordu.

“Sorumsuz bir babası var evladım; içki, kumar, ne ararsan var. Ben ölürsem Yaşarıma kim bakar? Yavrum sefil, perişan olur diye tasalanıyorum hep. Böyle arada bir kaybolur, günlerce uyku haram olur bana, haber alabilmek için yolunu gözler, ızdırap çekerim. İnsanlar çok acımasız, arabalarına bindirip götürürler başka şehirlere indiriverirler. Bu çocuk ne yer, ne içer, evine nasıl döner düşünmezler… Çok zor yavrum çok zor, Allah’tan bir dileğim var; onu benim ardıma komasın! Hep böyle dua ediyorum işte…”

Bir lafa kadir olamamıştım. Yüreği kor ateşlerde yanan bir ananın hislerine şahit olurken boğazım düğümleniyordu… Kavuştu ana-oğul, sarılıp ağlaştılar, koklaşıp hasret giderdiler. Sessizce eve döndük, dualar etti Fatmana teyze. Onlara bu küçük hizmeti sunma lütfunu bana bahşeden Allah’a şükrederek ben de eve dönüp yatağa uzandım, fakat uyumak ne mümkün. Aklımdan hiç çıkarmadığım babacığım, böyle zamanlarda daha bir farklı gelir gözümün önüne. 40 yaşında gözlerini kaybetti babam. Beni en son dünya gözüyle gördüğünde on üç yaşındaydım. Aksakallı, nur yüzlü babacığım bugün 77 yaşında, evimizin rahmeti, bereketi. Allah’ın verdiği bu imtihana sabrederek, şükrederek, postunun üstünde herkese dua eder…

Aradan bir yıl geçmişti ve biz yine Acıpayam’daydık. Merak edip yakınlarımıza Fatmana teyzeleri sormuştum. Yaşar’ın kış aylarında hakkın rahmetine kavuştuğunu söylediklerinde; Allah Fatmana teyzenin duasını kabul etmiş, dedim içimden... Lakin oğlunu kaybetmenin acısına dayanamayıp yataklara düştüğünü, kendisiyle hesaplaşmaya girip kafayı bozma noktasına geldiğini söylemişlerdi. “Onu benim ardıma koma diye diye Allah’tan oğlumun ölümünü istedim, ölümüne ben sebep oldum…” diyerek feryat figan ağladığını duyduğumuzda çok müteessir olmuştuk… Çok sürmedi, Fatmana teyzenin de Hakka yürüdüğünü öğrendik, çilesini doldurmuştu artık. Allah rahmet eylesin, Yaşar’ıyla cennette kavuşsunlar inşallah…

Yaklaşık on yıl geçti bu acı hatıraların üzerinden. Hep yazmak, insanlarla paylaşmak isterdim, bu güne nasipmiş. Bunları yazmama bir dost ziyareti vesile olmuştu. 2011 yılı Aralık ayının ilk günüydü; Konya Şeker’de, Halkla İlişkilerden sorumlu Müdürü Yusuf İnanç gardaşıma ziyarete gitmiştim. Kocaman yüreğinden taşan, Anadolu insanına has duygularla ‘Gardaş’ diye hitap etmesi çok hoşuma gider doğrusu. O’nun şahsında bu kurumun güler yüzlü, sıcakkanlı insanlarına selam ve saygılarımı sunuyorum… O gün kurumda ‘Dünya Engelliler Günü’ ile ilgili bir hazırlık yapılıyor, tekerlekli sandalye dağıtımının programı üzerinde çalışılıyordu. Kutsal bir hizmete daha imza atılacaktı ve ben de görme engelli bir babanın evladı olarak, bu kutsal hizmete minnet duygularımla katılmak istedim. İnsanımızın dar gününde, zor gününde hep yanında gördüğüm, memleketimin lider markası Konya Şeker Ailesi ve bu büyük ailenin reisi değerli Başkan Recep Konuk için sözümü içimden geldiği gibi söyleyeyim: İYİ Kİ VARSINIZ…

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı