Gerçek Kulis - Erdoğan Nesimioğlu SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM PLANIMIZ VAR MI?
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Erdoğan Nesimioğlu 26.11.2012 - 15:07

SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM PLANIMIZ VAR MI?

Dost meclislerinde, arkadaş toplantılarında ve aile efradı içerisinde kendimize sorduğumuz bir soru var.

-Dünya nereye gidiyor?

Bu soru inanıyorum ki, herkesin kafasında olan ve birbirine sorduğu ama yanıtını da bir türlü bulamadığı zor bir soru.

Çünkü, dünyanın nereye gittiğine dair bizi yönetenler dahil, hiç kimse tatmin edici bir cevap vermiyor.

Bilmiyor veya bilemiyorlar!

Yıllar yılları kovalarken, biz yine hep ekonomik krizlerin, çatışmaların, savaşların ve ekonomik belirsizliklerin içinde olduğumuzu görürüz.

Eşitsizliklerin azalacağına arttığı, doğal kaynakların giderek azaldığı, küresel ısınmanın çevre ve yaşam üzerindeki tahribatının her geçen gün daha fazla hissedildiği bir gezegendeyiz.

7 milyarın üzerinde bir dünya nüfusuna sahibiz ve her yıl nüfusumuz 77 milyon artıyor.

Su kıtlığı ciddi bir sorun, 2.8 milyar insan temiz suya erişemiyor.

Son 8 bin yılda üretilen gıda miktarı önümüzdeki 40 yıl içinde üretilecek olana eşit.

2050’li yıllara gelindiğinde gıda üretimi bugünkü üretimin yüzde 70 fazlası olacak.

Ve yine bu artış dünya nüfusunu eşit besleyemeyecek.

Günümüz verilerine göre 1 milyar insan açlık yüzünden yaşamını kaybederken, 1 milyar insan da aşırı kilolu olacakmış.

Yani, üzerinde yaşadığımız, ortak nefes alıp verdiğimiz bu evrende kimileri açlıkla boğuşurken, kimileri de bolluk içerisinde kendi sağlığını tehlikeye atacak şekilde aşırı beslenmenin kurbanı olacak.

Gördüğünüz gibi içinde bulunduğumuz manzara hiç te iç acıcı değil. Aksine insanları karamsarlığa iter niteliktedir.

Bu konuların düzeltilmesi amacıyla sürdürülebilir kararların alınması da oldukça zor görünüyor. Yasa koyucuların, hükümetlerin uluslararası çerçevede uygulanabilir kararlar almasının hiçte kolay olmadığı da uluslararası süreçlerde görüldü.

Peki ne yapılması gerekiyor?

İnsanoğlunun yaşam planı olması için geleceğini şimdiden planlaması ve yeni iş modellerinin ortaya çıkması gerekiyor.

Sorumlu üretim ve sorumlu tüketim gibi kavramları da insanların içselleştirmesi zorunlu bir hal alıyor.

Yoksa, dünyanın nereye gittiğini çözemeyiz.

Bu kavramdan yola çıkarak kendi ülkemize bir bakmamız gerektiğini düşünüyor ve bizim ülkemiz de de sürdürülebilir bir yaşam planının varlığından söz etmenin mümkün olduğunu söyleyebilir miyiz?

Halbuki bizim çocukluğumuzda yani 1960’lı yıllarda öğretmenlerimiz bize tarımsal ekonomi denildiğinde “Türkiye, kendi kendine yeten bir ülke” diye anlatırlardı.

Yani, tarımsal ürünlerde kendi kendini besleyen, hiçbir tarımsal ürünü ithal etmeyip, aksine ihraç eden bir ülke durumundaydık.

Peki gelinen zamanda ne oldu da, biz de kendi kendimize yetmeyen ülkeler kervanına katıldık.

Ben size söyleyeyim.

Çünkü, biz ülke ve toplum olarak “üretme ama tüket” politikalarının kurbanı olduk.

Buğdayımız bize fazlasıyla yetiyordu, şimdilerde ithal buğday kullanıyoruz.

Diğer ürünlerde durum farklı değil.

Bize, üretmeden tüketmeyi öğrettiler.

Bize, sürekli “tüketici toplum” gözüyle bakıldı ve insanlar hep tüketime alıştırıldı.

Hal böyle olunca da kendi kendine yeten ülke olmaktan çıkıp, dışarıya yılda milyarlarca dolar döviz ödeyen bir ülke oluverdik.

Bu çıkmazdan kurtulabilmek ve sürdürülebilir bir yaşam planımızın olması için toplumun yeniden üretime alıştırılması gerekiyor.

Bunu Konya Şeker örneği ile süslemek sanırım doğru bir karar olur.

Çünkü, Konya Şeker’in benim çok beğendiğim “Türkiye’nin Üreten Gücü” diye bir sloganı var. Bu sloganda da olduğu gibi herkesin üretimden yana olması gerekmez mi?

Konya Şeker, yatırımlarını da bu anlamda yapıyor.

Gerçekleştirdiği tarımsal sanayi yatırımlarına tek tek baktığınızda üretime odaklı olduğunu açık bir şekilde görebilirsiniz.

Üretimin sürmesi demek; Sürdürülebilir bir tarımın olması ve bu ülkede yaşayan insanların da sürdürülebilir yaşam planının olması demektir.

İşin özü dostlar;

Yaşamak için üretmek, üretmek ve üretmek geliyor.

Hoşça kalın…

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı