Gerçek Kulis - Adil Giray SEVMEKTİR ÖĞRETMENLİK
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 26.11.2012 - 12:18

SEVMEKTİR ÖĞRETMENLİK


Şafak sökerken tatlı bir yorgunluk, kalın yorganla birlikte düşüyor kenara.

Ben senin uykuya direnen gözlerini sevdim.

Ihlamur ağaçlarına bakan evimden, dua kokulu annemden ve sadece iki kez uzaktan gördüğüm sözlümden ayrıyım şimdi. Hepsi zaman tünelinde kalmış. Yıllardır buradayım sanki…

Ben senin uzaklaştıkça ellerime dolanan saçlarını sevdim.

Yabancı odalarda uyumak kadar, zordur uyanmak. Döner durursun temiz deterjan kokan çarşaflarda belli belirsiz sabaha karşı dalarsın uykuya. Derken utangaç bir el tahta kapıyı çalmakta… Çok şükür uyumuşum ve beni uyandırmak için çalıyorlar kapıyı.

Ben senin annem kokan ellerini sevdim.

Yufka ekmek, yumurta, tereyağı en taze haliyle selamlıyorlar beni. Çay bardağa dökülürken çıkardığı sesi dinlemek için mi? Susuyoruz bilinmez. Her lokmada dalıp giderken uzaklara, bu kahvaltı hiç bitmesin; uyuyorum aslında ilk uçuşa hazırlanan kelebeklerin ürkekliği var üzerimde.

Ben senin yeni uyanmış mahmur yüzünü sevdim.

Uzun bir yolculuk sonunda tepeyi aşıp varıyoruz okula ve hala susmaktayız. Zamansız solmuş güllerin hapisliği var kelimelerimizde. Okulu görünce bir tebessüm konuyor yüzümüze. Vakit teşekkür etme vakti, ev sahibine. O, misafir etmenin huzuruyla “Başka isteğin var mı” derken…

Ben senin toprağa yağmur olup düşen, köylü saflığını sevdim.

 Üşüyen yüreklerine aldırmadan sıfır numaraya vurulmuş başlarıyla erkek çocukları ve onlara inat örgülü, uzun saçlarıyla kız çocukları karşılıyor beni.

Ben senin her mevsim üşüyen, üşüdükçe ısıtan yüreğini sevdim.

Yalın ayak çocuklar söylüyor ülkemin marşını bütün köy dinliyor. Sanki Kemal’im fısıldıyor kulağıma “Bu sevda bitmez.”

Ben senin köyleri uyandıran sesini sevdim.

Andımızı okuyor buğday tenli çocuk, etrafında dönüyorum bir avuç ay yıldız olmuş öğrencinin hepsi yeni bir birlikteliğin umudunu taşıyorlar yüzlerinde. İçime düşen yalnızlık kışa yenilmiş sinek gibi ölüyor camda. Haydi diyorum şimdi sınıfa girme vakti.

Atam, hoş geldin derken gıcırdıyor attığım her adım. Emre sıralarda gezmekte besbelli sınıfın en haylazı

Ben senin yaramaz çocuk sorularını sevdim.

Sizde sevin diyorum pencerenizden gördüğünüz her şeyi ve sevginizi getirin beslenmenizle birlikte ve en az pencerenize konan arı kadar çalışın diyorum. Tanışma faslı bittikten sonra zili çalıyor sınıfın en uzun boylu kızı Zehra.

Ben senin buğulu camda sevgi arayan gözlerini sevdim.

Derviş misali okulun duvarlarına, eğilmiş ağaçları suluyoruz toz kokan sarışın teneffüslerde; her şeye duyarlı bir yürek için girerken türkuaz mavisi sınıfa siz konuşun artık diyorum. Çıkarın içinizdeki renkleri, sorun, sorgulayın sizlersiniz bu ülkenin geleceği. Terleyen, iş gören, ekmek getiren elleri.

Ben senin almadan veren ellerini sevdim.

Mavi gökyüzü, sarıya yenilirken çıkıyoruz son dersten. Ateş böcekleri aydınlatıyor önümüzü. Köpek seslerine aldırmadan geçiyoruz tezek kokan yolları. Bütün evler birbirine benziyor. Köy kahvesinden sesleniyor Köylü Ayhan. “Bu günde bizde kal hocam. Hazır değil evin.” Son mısrasını mırıldanıyorum yolcuğun.

Ben senin kapıları açan yüreğini sevdim.

Duyamadım hocam diyor, kasketi düşerken yana Ayhan. Sevdim diyorum ben sizleri. Çok sevdim.

Bütün köyler birbirine benzer. Erken söner ışıkları. Üstüme sinen toz kokusu götürürken maziye, benle birlikte uyanık Ayhan, merak ediyor öykümü, soran gözlerle bakmakta gözlerime...

Karaman’dan Ayrancı’ya uzanan yolcuğun sancılı bir türküsüdür benim öyküm. Sazın teline ilham veren, kızlarının güzel yüzlerini değiştim memleket sevdasına. Bu yolun sonunda ne makam ne de mülk vardı. Yalın ayak çocuklar böldü uykularımı. Yar aç yarı tok ulaşabilmek için, Karaman Devlet Hastanesine ismimi sayıklayan öğrencilerimin öğretmenim diyen dillerini sevdim.

Tren geçerdi annemin köyünün yamacından. İyi giyimli insanlar okunmuş gazeteleri atarlardı. Altın bulmuş gibi getirirdik okula gazeteleri. Öğretmenimim parlardı gözleri, okurdu her bir satırını.

Ben öğretmenimin okurken yüreğimize akan sesini sevdim.

Yıllar sonra Çumra Lisesi ve ilk aşk, dersten kaçıp sinemada hepimizin Ediz Hun olduğu yıllar. Filiz Akın ise ilk aşkımız.

Hiç unutmam dünyanın en güzel tostunu yapardı Yaşar…

Önce yağmura sonra öğretmenimize yakalanırdık. Kavun kokardı üstümüz başımız…

Ben senin günü geçmiş dertlerine inat ellerimizden tutup okula getirişini sevdim

Velhasıl bir sevda getirdi beni buraya sönmemiş bir çoban ateşi, çocukluğumda kaybettiğim köy kokusu ellerimde hoyratça dağıttığım başak tanesi. Kim bilir belki de harman yerine düşen alın terinin yorgunluğu. Pamuk yüzlü nenelerin ellerinde paylaşılmayı bekleyen tandır ekmeği…

Ben anlatırken çoktan uyumuş Muhtar Ayhan.

Ben senin dinlerken, uykuya dalan gözlerini sevdim.

Adilce:“Öğretmen her baktığında sevgiyi görendir.

Çünkü sevmekle başlar öğretmenin yolculuğu…”

                                                             

YORUMLAR

DENİZ

ÖĞRETMENLER GÜNÜN KUTLU OLSUN

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı