Gerçek Kulis - Adil Giray HAYATA BAKIŞ
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 19.11.2012 - 10:03

HAYATA BAKIŞ

Yarı uykulu bakmalı, hayata, yarı aç dolaşmalı, her an vazgeçecek gibi…
Belki de, bu yüzden az uyuyor. Yarı uykulu dolaşıyorum şehrin sokaklarını, uyarılmışlığından uzak, renginden kaçıyorum, hayatın.


Biliyorum aslından tüm renkler birer tuzak, öğrenince tatlar geçici, zevkler azgın, değil mi ki, her şey geçici, sevgiyle bakabiliyorum geçip giden ne varsa.


Biliyorum kötülük hep tetikte, iyilik ise dalgın. Ne çok kızıyor, ne de çok seviyorum. Her gün biraz daha fazla ipini gevşetiyorum hayatın.


Çokluktan uzak bir ilişki, olunca aramızda, ölmekten de korkmuyorum, eskisi kadar. Her an gidebilecek hazırlıkta dolaşıyorum Musallayı. Akşam olunca fısıldıyorum
refikamın kulağına: hiçbir şey, vazgeçilmez değil.


 “Ne”, diye hiddetleniyor


'”Hayat” diyorum.
Daha sıkı tutuyor ellerimi, gözlerimin içine bakıyor, gecenin bir vakti pencereden seyrediyorum şehri.


En az benim kadar yorgun. En geç ben yatsam da, en erken ben kalkacağım, yeminiyle meydan okuyup sokak lambalarına yarı uykulu ilk ekmeği yine ben alıyorum fırından.


Düşünüyorum da hepimizin hayata geçirmek istediği amaçlarımız, gerçekleştiğinde mutluluğa kavuşacağımızı umduğumuz beklentilerimiz vardır. İdeallerimiz için mücadele verirken, hayallerimizde onları canlı tutmaya çalışırız. Her bir isteğimize kavuştuğumuzda kendimize olan güvenimizin arttığını, düşlerimizin safi “hayal ”olarak kalmadığını, pekâlâ gerçekleştirilebilir olduklarını bilincine varır ve mutluluğun coşkusunu yaşarız!


Saatler on ikiyi gösterdiğinde yeniden hayata dokunma adına insanların arasına karışıyorum.


İnsanlar yeni bir alış veriş merkezinin etrafında ışığa koşan pervaneler misali dönüyor… Bir kahve içimlik yer bulmanın huzurunda,  tekrar sorguluyorum hayatı “Kendini bilen Rabbini bilir” gerçeğini hatırlıyorum. Çağdaş hayatın dayattığı sanal hayatlara inat tasarılarımız sevgi kaynaklı olmalı kendimizi sevgimizle tanımlamalıyız diyorum. Anlamlı bir hayatın mimarı olmak için sevgi ve de sevginin kaynağına yönelmekten başka yolu yoktur.


Hayatın damarlarımızda dolaşımını durdurmak ya da yavaşlatmak elimizde değilse de, nasıl yaşayacağımız, kutsal kâseyi nelerle dolduracağımız bizim elimizdedir.


 İçi boş, cahil bir hayat da yaşayabilir, bildiğimiz ile amel ettiğimiz bir ömür de geçirebiliriz. Bu gayrı bizim önceliklerimize ve hayata dair ideallerimizin olup olmadığına bağlıdır. Namütenahi bir hayat verilmiyor bize. Ne zaman sonuçlanacağı meçhul bir vakit ile sınırlı olsak da, ebedîliği yakalayabiliriz.


Bunu ise, önümüze koyacağımız mukaddes hedeflere erişmek kararlılığıyla başarabiliriz.


Sonra tekrar bakıyorum dışarıda akıp giden hayata, gündüz geceye insanlar yavaş yavaş evine çekiliyor. Denizin çekilmesi, çenenin çekilmesi… Çekilmeye dair tüm hüzünler düşüyor aklıma, yeniden sorguluyorum hayatı


Misafir hazırlığında bakmalı hayata, gözler her an yolu çekmeli. Ne kadar yorgun olsa da dizler, ayak ta karşılamalı ölüm beni çınar misali


Belki de, bu yüzden çok geziyorum her adım da “beni” benliği, hatırlatan gölgemi çiğniyorum.


 'Her an gidecek gibi, bakıyorsun' diye, kızıyor hayat arkadaşım.


 'Kim kaldı ki' diyorum. Senin anlayacağın, maşukun peşinde hepimiz yolcuyuz hayatta. Bir yol molasında, çay içerken, otobüsü, kaçırma telaşında…


Ne bileyim? Hangi kutsal günü beklerken, tebessüm eder Azrail?


Yarına dair hangi pazarlık yarım kalır bakışlarında ve acep derler mi? Daha yapacak çok işi vardı, rahmetlinin
Vazgeçilmez değilsin hayat yarı uykulu, yarı aç bakınca. Ve, her an gidebileceğini de söyledikten sonra sevgiliye, borçlu da değilsin.


Geriye, söylenmemiş bir veda kalıyor
Onu da, İmam yapıyor, nasıl olsa


ADİLCE TESPİT: Tek değil, çift hayatlı insanlardan olmak, hayatına güzel anlamlı ve kurtuluşa ulaştıracak bir yön vermek istiyorsan, Unutma, hayattaki her şey bizde mevcut görebilene, bilebilene, düşünebilene, çözebilene… Sağanak sağanak yağmur, yani rahmet yağarken yılda bir damla, sadece yılana; bir damlada suların altında istiridyeye rastlarmış. Yılan o damlayı zehre, istiridye ise, inciye çevirirmiş. Bizlerde, şu hayatta yaşadığımız bazı şeyleri zehre değil de, inci tanelerine çevirebilirsek, gerçekten hayat yasamaya değer ve mutluluk verir. Hepinize inci taneleriyle dolu bir hayat diliyorum


ADİLCE ŞİİR

İşte bu benim hayata bakışım,

Öyle sarıl, öyle sarmala ki

Her merhabamı, bir veda kabul et

Ölüm gezerken aramızda,

Ne aşırı sevgi, ne de nefret,

Göz açıp kapayınca

Sadece şükret!

Çünkü şükürdür hayat,

Gerçek sırrını anlayana!

Anlamayanlar ise bir pergel gibidir,

Asıl gidecekleri yeri unutunca

Etrafında dönecekleri,

Bir daireyi çizer dururlar

 

 

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı