Gerçek Kulis - Adil Giray ALLAH İÇİN SEVİYORUM
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 31.10.2012 - 12:49

ALLAH İÇİN SEVİYORUM

Memleketimizde her gün artarak devam eden kardeş kavgası, cinayetler, hırsızlık ve sayamayacağımız birçok olumsuzluklar cereyan etmektedir.

 Bizler, bir fert olarak acaba aynaya bakabiliyor muyuz, kendi muhasebemizi yapabiliyor muyuz?

 Kardeşliğimize ne kadar sahip çıkıyoruz ya da biz, ne kadar kardeşiz?

Acaba şöyle bir aksiyon başlatsak, Yunusun şu muhteşem sözünü (Yaratılanı hoş gördük, Yaratan'dan ötürü) evlerimizdeki aynamızın bir köşesine, işyerimizde her zaman görebileceğimiz bir yere yazsak, her sinirlendiğimizde o yazıyı görebilsek, göremediğimizde düşünebilsek, kardeşliğimizi pekiştirmiş olmaz mıyız?

Denesek ne kaybederiz, ya kazanacaklarımız, hiç düşündünüz mü?

Ya da Mevlana’nın “Muhabbet ve merhamet insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır” sözünü şiar edinsek.

Zaman, birbirimize olan kinimizi nefretimizi unutma, “bir olma iri olma, diri olma zamanıdır.”

Bunun tek reçetesi var hastaya sunmaya cesaret edemediğimiz “Allah için sevmek”

Allah rızası için birbirimizi sevmemiz lazımdır. Allah için amel yapan ve O’nun hizmetinde bulunan bir kimseyi gördüğümüz zaman ne kadar seversek, o nispette hasiyet görürüz. Çünkü bu sevgi o kimsenin zatına değil, Allah’a ibadet ettiği, iman edip O’nun rızasına kavuşma gayretinde olmasından dolayıdır ki bu da Allah-u Zülcelâl’ın yanında çok makbuldür.

 “Allah rızası için bir mümin diğer bir mümini sevdiği zaman, Allah-u Teâlâ kıyamet gününde o kimselere öyle kürsüler hazırlayacaktır ki, bütün insanların hesapları bitinceye kadar o kürsülerde oturacaklardır.”

  Mümin kardeşler olarak birbirine kızmadan, buğz etmeden, kin duymadan, birbirimize hep iyilikle yumuşaklıkla davranmalıyız. Aksi halde, yani, asabi, kötü davranışlı ve de önyargılı insanlara ise asla kızmayın. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, onlar bu tavrı bir elbise misali farkında olmadan üstlerine giyerken; huzursuz ve kısa bir ömür sürerler. Yani negatif enerji yüklenmesi denilen şey budur. Bu enerjiyi atmanın yolu ise kısaca özetlersek, üç temel davranışla gerçekleşir.

1)Dua, inanç, herhangi bir uğraş edinmek  

2)Olumlu düşünen yani pozitif insanlarla vakit geçirmek (sevgi, nefret, kaygı… Bulaşıcıdır)

3)Doğada yalın ayak yürümek, tatil ve seyahat( “seyahatte, sıhhat vardır” H:Ş)

 Aksi takdirde, çevrelerine bu olumsuz enerji saçan, mükemmeli arayanlar, kısa zamanda farkında olmadan kaygı bozuklukları içinde boğulur giderler hayat denilen geçici âlemde…

Düşünün bir kere, bir metrelik bir mezara kapatıyorlar. Öyle özenle kapatıyorlar ki hiç çıkmayın dercesine… Lakin arkanızdan dualar edilirken toprağa gömülmeyen, etrafa sizden yayılan tek buğu sevgi ve de bıraktığınız eserler… Böyle olanlara Allah katında çok büyük ecir ve sevaplar vardır. Nitekim Hz. Hüseyin (R.A) şöyle anlatmıştır: “Allah-u Zülcelâl kıyamet gününde bütün insanları topladığı zaman: “Fazilet sahipleri neredeler ?” Diye bir ses duyulur. Bir grup insan ayağa kalkıp, cennete doğru yürümeye başlar. Bunun üzerine melekler önlerine çıkarak: “Nereye gitmek istiyorsunuz ?” diye sorunca, onlarda: 'Cennete gitmek istiyoruz.' derler. Melekler: 'Hesaptan önce mi ?' diye sorunca, onlar da: 'Evet hesaptan önce !' derler. Melekler: 'Siz kimsiniz ?' diye sorunca, onlar: 'Biz fazilet sahipleriyiz.' diye cevaplarlar. Melekler: 'Dünyada ki faziletiniz ne idi ?' Diye sorunca, onlar: 'Bize yapılan cahillikleri olgunlukla karşılar, bize kötülük edenlerin kusurlarını affederdik !' derler. Bunun üzerine melekler: 'Haydi cennete giriniz, iyi amel işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir.' derler. Arkasından yine aynı ses: 'Dünyadayken Allah’a dost olanlar nerede ?' diye seslenir. Bu çağrı üzerine bir grup insan yine cennete yönelirler ve meleklerle karşılaşırlar. Melekler onlara kim olduklarını sorunca, onlar: 'Biz yeryüzünde Allah’ın dostlarıyız.' derler. Melekler: 'Allah’a nasıl dost olmuştunuz ?' diye sorarlar. Onlar: 'Biz dünyadayken, Allah için birbirimizi seviyor, Allah için birbirimize ikramda bulunuyor ve Allah için birbirimizi ziyaret ediyorduk !' derler. Bunun üzerine melekler: 'Haydi cennete giriniz, iyi amel işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir.' derler."

İşte, dünyada güzel ahlakla davranmanın ve mümin kardeşlerimizi sevmenin mükâfatı böyledir. Böyle olduğu halde nefse ve şeytana uyup da bunun aksine davranmak çok yanlıştır. Şüphesiz yanlışı ve de doğruyu görmenin en kestirme yolu kalbe bakmasını öğretmektir."İnsan, ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayasını gözler göremez" der düşünür.

Bakma fiilini gerçekleştirirken, yaradılışın gayesini görmeniz umuduyla, boy aynasına değil; gönül aynasına bakanlardan olun.

Ancak o zaman ayaklarınızın üstünde hakkıyla durabilirsiniz. Velhasıl üstadın tanımlamasıyla:İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır.

İnancınız hep taze kalsın, omurgalı kalın!

Adilce:   Toprak ol, toprak ol ki

             Gül açsın sende

             Bak, topraktan başka karışan var mı bedene!

YORUMLAR

Yavuz Çolak

Allah'ın emridir: "Cennetime giremezsiniz iman etmedikçe; iman etmiş olamazsınız birbirinizi sevmedikçe" Değerli üstad; Rabbim, ektiğin sevgi çiçeklerini soldurmasın...

deniz

sayın adil giray elinize gönlünüze sağlık yazınız çok güzel olmuş ama anlayana anlamak için kalpten görmek gönül gözünün açık olması gerek Rabbim gören gözlerden eylesin... sizin gibi yürekten yazan Allah sevgisiyle yanan insanlara çok ihtiyacımız var. Allah razı olsun

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı