Gerçek Kulis - Adil Giray YOLUN AÇIK OLSUN
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 18.10.2012 - 11:53

YOLUN AÇIK OLSUN


Yoğun çalışma temposu


Kurak geçen bir yaz


Dünya şeker piyasasında


Şeker kamışı, mısıra ve tatlandırıcıya, karşı verilen mücadele


Küresel ısınmanın ülke tarımına olumsuz etkileri


Kooperatiflerin içinde bulunduğu zorlukların her geçen gün artması…


Geçen gün


Geçmeyen ise onun daha fazla iş


Daha fazla istihdam kaygısı


Yani Hz Pir’den aldığı


Hep yeni şeyler söyleme heyecanı…


İşte tüm bu yoğunluk içinde


Üreten insanların sevgi türbedarı, sessiz sedasız çıktı bir kutlu yolcuğa…


Sevgiliye, en sevgiliye, koştu iştiyakla!


Kimse bilmesin ister demiştik ya


Nasip, düşünce yüreğe


Toprak


Ve bu toprağa gönül verenler


Bir yolun açık olsun temennisi iliştirirler yorgun gözlerine…


Ve sonsuz dualarını muska yapıp gelirler yüreklerine

 

*****************


Sen gidersin, yanar gönüller, yakar yüreğini diline ne de güzel yakışır: Lebbeyk Allâhümme lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerike …” cümlesinin her tekrarlanışında dilden kalbe akan ve oradan bütün benliğini saran rikkat


Yolun açık olsun ne de güzel yakıştı şimdiden bu koku bu saçlarındaki toprak!


Bulutlar olsun, kutlu yolculuğuna yoldaş.


Gözünden yaşlar toprağa düşerken gel.


Şimdi!


Ten içinde gizli cananımız, varlıktan soyunmuş erkânımız var.


Hasret yaksa da bağrımızı, yol peygamberin yolu. Gönüller şehrine, gönüllerin pirini uğurlayışımız var


Kâbe yollarında göze düşen son damlasın “Gönül sultanı aşktır” aşk en çok sana yakışır


Surete nazar kılıp ne gam çek, ne de yakın.


Rabbim seni nazarlardan korusun! Veysel Karan’i duasıyla gel


Âlimin ilmi ile sırrı hikmet bilenler. Bezm_i aşk sohbetini baki sohbet edinenler. Ezeli muhabbeti cümle lezzet çekenler, seni bekler, seni özler.


İştiyakı bağrına muska diye tak da gel!


Aşk derdime gamdan özge kâr etmez. Sevda belasında kalp firar etmez


Senden gayrısını, sevenlerin can bilmez. Kâbe yolarında savrulan her toz cana değer


Yokluğunda melekler ağlar, bir şehir Moğol ateşiyle yanar.


Yine, ayağının tozu, yüzünün nuru ile gel


Bismillah diyerek huzura durduk Çok şeyler öğrendik, hikmetli özünden, Eridik mum gibi kandile dolduk. Payımız didarı aşkın payından, muhabbetle elinden içtik bâde suyundanBir Leyla düşlemesidir senin sancın, yanmaktır kor ateşin kırmızısında...


Gün batımlarında gölgesi tutulan ağaçların gün doğumlarında şehre gölgesinin düşmesidir, senin nazarın. Nazarına düştü bakışların.


Yolun açık olsun,bizim ellerin büyük yollara açılan bakışı


Sana değen nazarları Arafat’ta atta gel!


Tan yeri ağarmakta” bir hasta bekler sabahı” der şair, senin sevdaları beklediğin gibi. Uyku tutmaz sürmeli gözlerini. Bilirim dinlenmek bülbülün yanık nağmelerinde gül hasreti çekmektir; geceye rengini veren, mide sancıların; yüreğini veren şahin olmaktır sende memleket sevdası.


 Ve biz şimdi büyüsü kaybolmuş zamanlarda yokluğun pençesine düştük. Diyardan diyara gezinen Lokman olduk derdimize sabır bulmak için.


 Eyüb’ün esrarını gizleyen muttasıl sabra özendik. Suretten öte aradığımız bir düş vardı. Şehrin adıyla yan yana bilinsin istediğimiz muratlarımız vardı.


Geçen gündü sende geçmeyen iştiyak


Yokluğun böldü geceyi


Bozuldu gecenin muvazenesi


Gün tutuldu


Dolunay ağladı


Yolun açık olsun


Geçmeyen zamanların adamı


Arif olanların irfan ile künyesi okundu.  Her manadan dilde Anadolu aşkı, seninle nakış olup, dokundu


Şimdi gidiyorsun yüreğinde Anadolu ateşi, gönüller ateşte korda yakıldı. Çok şeyler öğrendik hikmetli sözlerinden, sıyrılırken kesret âleminden aşkına melekler ağlar. Kutsal yolculuğun da adımlarına Anadolu ışık olsun!


Yolun açık olsun! Anadolu’ya ana bilen adam!


Kâbe’ye giden yolda aşka nazarız


Âşıklar aşığı konu sen olunca dilde “nun” gönülde yaralıyız.


Sessizce sığınırız kimsesizliğimize, böleriz geceyi


Yolun açık olsun ey kimsesizlerin kimsesi!


Ufkun kuvars rengine serpilen kızılötesi oyununa benzeyen bir intizar takılır.  Her menderes başında ismini söyler şehir. Biz türkümüzü söyleriz. Çiğ düşmemiş tohumlar ellerinde çimlendi sevgi alış verişinin adresi seni meskenin. Bahanesini kaybetmiş çaresizlikleri seninle savurduk harman yerinde. Koşuşturmalarında muvazenesi bozuldu sağlam kalp atışlarının.

Yolun açık olsun ey Anadolu’nun Üreten sesi!


Kim bilir; senin kadar toprağa düşen alın terinin değerini. Cemre misali düşersin kavruk yüzlere.  Sınırsız düşlerin beşinci mevsim olur ülkeme. Kundağını sarar gece güneşe sevdalı yüreğinin. Bir başak renk verir. Bir çocuk tebessüm eder; sen düşlerini gerçeğe uyarlarsın. Harman yeri toprağa düşer alın terin. Sen bir sabah vakti çıkarken kutsal yolculuğa pusulasını kaybetmiş ellerim titrer. Bayrama hazırlanan şehir, yokluğunda maviye çalan bir hicret sevdayı bayramlık diye giyer üstüne


Yolun açık olsun baş göz üstüne, ey şehrin gözbebeği!


Sabah namazı vaktinde müzdelife vakfesi yapılırken bak gökyüzüne, avuçlarında kayan yıldız zamanı süpürmekte.


 "İzâr" ile  "ridâ"dan ibaret olan ve kefeni andıran dikişsiz bir elbise, bulutlar misali yakışır üstüne


 Bırak saçlarında dağılsın bozkırın hüznü, yer çekimine inat boy veren ağaçlar yüreğinde yeşermekte. Ve biz bozkırın çocukları, gözlerinde sevdik gökyüzünü, ufuklar açan gözlerinde. ,Uçurtmalarımız dans ederken yıldızlarla, çorak topraklar sana tebessüm etti.


Tülbendinin renginde sana dualar gönderdi analarımız; bilmem duyar mısın?


Yolun açık olsun ey duaların sevdaya açılan elleri


Yokluğunda kaybolurken, denize uzak, küf kokulu Çumra akşamlarındaKırmızı Krizantemler bulutlara değer; yağmur olur. Bizler sana daha yeni sarılmışken, veda henüz alışmamışken dilimize…


SenPeygamber şehrine kavuşursun, şehri görür görmez dilinde salâvât-ı şerife


Safa tepesinden gelir o eşsiz ses. “İnnessafa ve’l-mervete"


Biraz hurma biraz zem zem bahane, avuç dolusu dualarla gel!

YORUMLAR

kerim akyaka

Kutsal topraklarda olup oranın havasını solumanın tadı bile bir başka. Allah herkese nasip etsin inşallah..

Arzu talay

tek kelime ağladık! Müthiş bir yazı.Çabuk dön başkanım!Şimdiden özledik seni

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı