Gerçek Kulis - Yavuz Çolak LİYAKAT
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 04.10.2012 - 09:10

LİYAKAT

Tarihin derinliklerine bakıldığında; insanoğlunun en mühim meselesidir liyakat… Devlet yöneticileri başta olmak üzere, istisnasız her insanda aranması gereken en önemli özelliktir. Asıl önemli olanı ise; işi, emaneti ehline vermek en başta Allah’ın emridir.


Devlet adamının, ilim adamının eşiğinden ayrılmadığı; çırağın ustasından icazet almadan yola koyulamadığı o eski devirlere bir uzanalım dilerseniz. Ecdadın kurduğu devlet teşkilatlarında liyakatin esas alındığı; Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlıda adam yetiştirmenin, şehzadeleri eğitmenin milli bir dava olduğu devirlere biraz yakından bakalım…


Bilge Kağan’ın ardında, Tonyukuk gibi bir vezir olmasaydı; Alpaslan’ın, Melikşah’ın yanında bir Nizamülmülk olmasaydı, tarihin akışı nasıl şekillenirdi acaba? Kılıçaslan, Alâeddin Keykubad olmasa, Anadolu’ya mührümüzü vurabilir miydik? Bir Molla Gürani, bir Akşemseddin olmasa, Sultan Mehmet Han ‘Fatih’ olabilir miydi?


Şanlı tarihimiz derslerle doludur bizim. Nice devletler kurmuş, saltanat sürmüş kahramanların yanında; niyeti halis bile olsa ülkesinin dağılmasına sebep olmuş aciz ve ehliyetsiz adamlar da olmuş bazen. Kiminin ömrü asırlarca sürerken, kimisi palazlanamadan, devlet sıfatı kazanamadan tarih sahnesinden silinmiş maalesef. Başarıya ulaşmasa bile, kim ne yapmışsa, devletin bekası için yaptığı veya yapmaya çalıştığı kesin…


Şimdi asıl konunun özüne dönerek; Yavuz Sultan Selim Han’ın, Veziri Azamı Piri Mehmet Paşa ile istişare ettiği bir devlet meselesini dikkatinize sunmak istiyorum. Tarih hocası merhum Dr. Tahsin Ünal’ın eserlerinden derlediğim, üniversite tezlerine girebilecek nitelikte önemli bir konudur bu. İşte üzerinde meşveret edilen o konunun ayrıntıları…


Bir gün alır karşısına baş vezirini: “Sorularıma cevap ver bakalım Piri Paşa! Devletimin hali nicedir? Askerimizin durumu nedir? Hazinemiz ne halde, Kadılarımız adil hüküm vermede midir!?”


Korkup titrer Piri Mehmet Paşa, ama kendinden emindir, cevap verir usulünce:  “Sultanım; Kadılarımız adaleti tesis ederken, kimsenin mağduriyetine sebep olmadılar, onların hakkında hiçbir kulunuzdan şikâyet gelmedi bugüne kadar. Adalet emin ellerdedir… Hazinemizin durumuna gelince; lebalep altınla dolu olup, hiçbir kula, hiçbir devlete kuruş dahi borcumuz yoktur… Askerimiz de her an sefere hazır ve nazır, emrinize amadedir. İhtiyaçları tam olarak karşılanmış, talim ve terbiyeleri harfiyen yerine getirilmektedir. Bir kimsenin dahi canına, malına zarar verilmemiştir… Devletiniz huzur ve güven içindedir sultanım.” Diyerek sözlerini bağlar.


Her bir cevaba “Elhamdülillâh” diyerek mukabele eden Yavuz Sultan Selim Han: “Öyleyse, söyle bakalım Piri Paşa; bu devlet yıkılır mı?” deyince; düşünceye dalar Mehmet Paşa ve şu tarihi cevapları verir koca sultana:


“Padişahım; böyle olduğu sürece, devletiniz ilelebet yaşar ve yıkılmaz. Amma bazı şartlar var ki, bunlar ortaya çıkmaya başlarsa; birden olmasa bile, kurdun ağacın içini kemirdiği gibi, yavaş yavaş yıkılma tehlikesi doğar!”


Kaşları çatılır, endişelenir Yavuz Selim Han: “Nedir o şartlar, söyle bakalım paşam?” dediğinde, madde madde sıralar cevabını devletin deha adamı: “Birincisi Sultanım; eğer devletin makam ve mansıpları liyakatsiz insanların eline verilirse! İkincisi; devletin bünyesine rüşvet girmeye başlar, makam, mevki ve hizmetler rüşvet karşılığında alınır verilirse! Üçüncüsü; yine devletin makam ve mansıpları iltimasla, hatır, gönül ilişkilerine feda edilirse! Dördüncü ve son olarak ta; kadınlar idarenin işine müdahil olur, makam mevki sahibi kocanın sevk ve idaresinde rolü olursa sultanım, korktuğumuz o şartlar meydana çıkar!!”


Derin düşüncelere gark olur koca sultan, ellerini açar dua eder: “Bunlara sebep olanlar Allahın gazabına uğrasın… Devletimi, milletimi bu bela ve musibetlerden koru Allahım…”
 

                                                           *     *     *


Topu topu sekiz yıl tahtta kaldı Yavuz Sultan Selim Han. Çok sert, ama mert bir adamdı; devlet işinde hatayı affetmez, kim olursa olsun cellâda teslim ederdi. Kaynaklar, devrinde pek çok yüksek rütbeli kişinin kellesi gitmiştir diye yazar. Piri Mehmet Paşa ile aralarında geçen ilginç bir sohbeti de yeri geldi nakledelim.


Piri Paşa ne zaman padişahın huzuruna çıkacak olsa, korkuyla karışık bir telaşa kapılır, fakat sezdirmemeye çalışırmış. Durumun farkında olan padişah, günün birinde paşaya sorar: “Ne zaman huzuruma gelsen, ayva gibi sararıp solarsın karşımda! Nedir sebebi, söyle derdini bakalım?” dediğinde; Mehmet Paşa cesaretini toplar, cevap verir: “Sultanım; sıra bana ne zaman gelecek diye korkarım… Nasıl olsa bir gün ben de hata yapacağım ve başım gidecek!”


Piri Mehmet Paşa’nın cevabına güldüğü rivayet edilir, esprili bir ifadeyle: “Bu dileğini yerine getirmeyi çok isterdim paşa! O kadar kıymetlisin ki yanımda, yerini doldurabilecek başka adam bulamam sonra” derken, paşayı taltif edip övmüştür…


İşte, Yavuz Sultan Selim böyle bir padişahtı ve sekiz senelik saltanatının sonunda: “Padişah-ı Cihan olmak, bir kuru kavga imiş; bir Veli’ye bende olmak, cümleden âlâ imiş” diyerek bu dünyadan göçüp gitmiştir… Çok sevdiği Piri Mehmet Paşası da, ufak tefek bir adammış, amma ne adam? Dünya durdukça insanlara parmakla gösterilecek, tam bir ‘Liyakat Nişanıydı’ diyebileceğimiz, yüreği kocaman bir adam… Hemşehrimiz; şuracıktan, Aksaray’dan çıkmış toprağımızın insanı. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun…     
   

                                                                 *     *     *


Çolak’sı mesaj: Okuyucunun düşüncesi, yorum ve eleştirisi bizler için her şeyin üstündedir. ‘Liyakat’ üstüne yazacaklarım henüz bitmedi. Konunun devamını beraber getirmeye ne dersiniz? Göreceli olsa da; herkesin her makama yakıştırdığı, lâyık gördüğü bir kahramanı vardır. Yazarsanız eğer; fikir ve düşüncelere açığız, duygulara tercüman olmaya çalışırız. Selam ve saygı cümlenize…     

YORUMLAR

Sukuti.

Mustafa yavuz gardaşım.Biliyorsun ki her Vezir Avaz ve Piri Mehmet Paşa gibi 40. Vezir olamaz.Eger onların 40. Vezirleri olmasa idi acaba yavuz Sultan Selim Han Mısır'a varıp oda bir komutan olan TOMAN BEY ve Ordusunu mağlup edemezdi.Hem biliyorsundur ki ; Sinan Paşa'yı da o Ridaniyede kaybetti.Belki Savaşlar Barış zamanında kazanılır.Haldun Terzioğlu,Feridun Fazıl Tülbentçi,Abdullah Kozanoğlu;H.Nihal Atsız,Mehmet Doğan belki son devri anlatan Ahmet Kabaklı Hocamın Temellerin duruşması 1-2 az bişey mi ifade eder.Köklerimizi araştıran Hikmet TANYU Hoca,Ermeni Araştırmacısı Prf.Enver KONUKÇU Hoca bilmemiz gerekenleri herhalde gece uykuda yazmamışlardır.Uzun araştırma ve alın terinin en son handikapsız temsilcisi Prf.Yusuf Halaçoğlu belki kafalarda oluşan milyonlarca sorunun cevabını bizlere Ciltler dolusu eserlerini yazarak gözyaşartıcı hizmetler sunmuşlardır.Bize tek bir yol kalıyor.Sıra arkadaşım oda ;Bunları üşenmeden oturup OKUMAK ve bahsettiğin LİYAKAT mercilerine erişmek.Selamlarım Hakk ve Hakikat yolcularına olsun.Başarılar.

bayram karaoğlu

degerli yavuz abi bu tarihi menkıbelerinizle gecmişimize hürmetimiz dahada artıyor, hele tahsin ünal hocamızın eserlerini,mustafa necati sepetçi, necdet sevinç, mehmet niyazi, gibi bu miletin milli ve manevi duygularını doruklara cıkaran abide şahsiyetlerin kitaplarından, burada bizlere sunmanız, inanın onurdur, yüce rabbim yar ve yardımcınız olsun

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı