Gerçek Kulis - Adil Giray AİLELER VE ÇOCUKLARI
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 24.09.2012 - 10:22

AİLELER VE ÇOCUKLARI


Yaratılışının gereği, duygu ve düşünce yönüyle mükemmel olarak donatılmış insanoğlunun, maddeden manaya doğru çıkılan yolculukta, anlam ve değerler oluşturma çabası, kalite arayışıyla birlikte; eğitim ile ilgili sancılı süreci de başlatmış oldu.


Bu hedef doğrultusunda yola çıkmış eğitimcilerimizi bende bir hikâye ile selamlamak istedim.


“Annemin ilk sevgilisi babam, ikincisi, ilk çocuğu olarak bendim... Ben doğduğumda annem 18 yaşını yeni doldurmuştu... Anneannemin biricik kızına verdiği annelik dersinde model bebek, daha sonraki yıllarda bekçi ağabey oldum...


Neden farkına varamamıştım bilmiyorum... Babam bizim, evin sahne önünde çokça rol almazdı...


Okula nasıl gideceğimi  annem anlattı. Beni ilk seferde kaybolma deyip Belediye otobüsüne de o bindirdi..


Babamın erken çıkıp geç geldiği günlerde beni mutfağa çekip gençliğimin fırtınası ve aşkın ilk yumruğu ile yerlere yıkıldığım anlarda saçlarımı okşayan da o olmuştu.


Yılları kovalarken babamı kovalamayı, tanınmayı, anlamayı akıl mı etmemiştim!


Onu kaybettiğim gün yıllar ne denli hızlı geçti dedim. Gerçeği henüz fark edebilmiş de değildim. Acısı her yanımı kavurmuş burnumun ucunu göremeyecek kadar  ölü kılmıştı beni.


365 günde bir gün, genelde yarım saat...


Üçüncü ölüm yıl dönümünde rüzgârın yağmuru suratıma tükürür gibi savruldu o öğleden sonra öğrencileri ve arkadaşları mezarı başında babamı anıyordu...


Dinledikçe utandım...


Babamı ne kadar az tanıdığımı anladım...


Annemin saklı gözyaşlarının boynuna süzüldüğü günlerde, neden babam yoktu diye aklıma getirip soramadığım anların sırını çözdüm...


Öğrencilerinin gözlerinin içine bakarken kıskandım..


Benim bilmediklerimle yaşamadıklarımla yüz yüze geldim.. Birden babamın öz evlatlarını gördüm...


Mezarı başında tanıdım..Öğrencileri onun öz çocuğu olmuştu..Yıllar yılı  Ben üveydim...


İçim burkuldu ama boynum bükülmedi... İçimdeki kıskançlık ve babama olan özlemim asla dinmedi.


Gerçek şu...Öğrenciler ÖZ ben Üveydim..Evet ..Üveydim...Çünkü benim babam ÖĞRETMENDİ....”


Şimdi okulların açıldığı, ikinci haftasındayız.


Yani ders zillerinin tam manasıyla çaldığı programların oturduğu hafta


Yoğun, sıra kapma, araç gereç hazırlama, ders programı oluşturma, okula hazırlık… Dönemi olan ilköğretim haftasını tamamladık. Ders ziline uzanıyor güzel ülkem!


Vira bismillah!


Herkese yeniden hayırlı olsun yeni eğitim öğretim dönemi!


Ziller kimin için çalıyor bilmem ama


Bildiğim eli öpülesi hocalarınıza sahip çıkın


Beni için sarılıp onlara doyasıya öpün!


Çünkü dün tarihimizde hocalarının elini öpen Fatihler, yeni bir çağ açtı.


Son söz ise, Adilce velilerimize, aman böyle olmayın! Hiçbir şey çocuklarınızdan daha değerli değildir.


Adilce:

                ÇAĞDAŞ ÇOCUĞUN SERÜVENİ                   

                Kadın fısıldadı, “konuş benimle”,            

                Ama adam isteksiz döndü gazetesine, 

                Kadın bağırdı, “nefret ediyorum senden”

                Adam ellerini kaldırdı,

                Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı,

                Utandı tüm melekler,

                Bir çocuk yalvardı; “lütfen”,

                İkisi de duymadı,

                Kırıldı muhabbetin elçisi çay bardakları,

                Önce oyuncaklar dağıldı,

                Kalkerken eller havaya,

                İlk küfrü öğrenmenin şaşkınlığında,

                Bir çocuk ağladı ikisi de duymadı,

                Uzun bir sessizlik oldu ev dağınıklığında,

                En çirkin yüzüyle baktı,

                Büyükler girdi araya kerhen barışıldı,

                Televizyon karşısında bir adam bir kadın,

                Sus dediler yavrum sus; reklam girdi araya,

                Bu gün ne yaptın diye sordular en derin uykusunda,

                Çocuk duymadı, uykusunda sevdi onu ailesi rüya zannetti,

                Masalsın uykuların yorgunluğunda,

                Çocuk sabahın ilk ışıklarıyla çıkarken kreş yolculuğuna,

                İşe geç kalmanın telaşıyla baktı kadın kocasına,

                Bir öpücük bekledi çocuk yanağına,

                Acele edin diye bağırdı servis şoförü,

                Sevmiyorum dedi çocuk, ayrılığı sevmiyorum,

                Kimse aldırmadı…

YORUMLAR

çiğdem

Nitelikli ve gündeme dair yazıları sitenizde okuyoruz emeği geçen herkese teşekkürler

selman solmaz

Yeni eğitim öğretim yılı tüm çocuklarımıza ve velilerimize hayırlı olsun. Bu yılı huzur ve bol verimli bir yıl olarak kapatmamız temennisiyle. Yazarımızın yazılarını takip etmeye devam edeceğiz.

bekir taş

adil bey yazınızı çok güzel kaleme almışsınız. Sizi kutluyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı