Gerçek Kulis - Yavuz Çolak YANGIN..!
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Yavuz Çolak 27.08.2012 - 15:30

YANGIN..!

İki bayramı bir arada kutlamayı düşlerken, hayallerimize ocak çatıldı birden… Amma kaza, amma kader; söylemeye dilim varmıyor amma, ardında bir Nemrut’luk varsa?! Allah korusun…


Üreticinin umudu kara dumanlar arasında boğulup, göğe yükselirken; Rabbim kalbimizden geçenleri biliyor, iyi niyetli her insan gibi ben de ‘İnşallah kazadır’ diye dua ettim. Fakat içime kurt düşmedi desem yalan olur, en kötü ihtimali düşündüğümde; insanların rızık kapısını yakmaya kalkanlar varsa aramızda, bizi onların şerrinden korusun diye de duacı oldum, Yüce Yaradana…


Büyüklüğüne yakışır, onuruna yaraşır açıklamayla yüreklere su serpti Recep Başkan… Kimseyi töhmet altında bırakmadan, incitmeden mesajını verirken; üreticiye umut aşıladı resmen: “Daha iyisini yapacağız”


Sadece vakit kaybettiklerinin altını çizip, etliye-sütlüye karışmaktan asla vazgeçmeyeceklerini, bu yoldan dönmeyeceklerini belirtti.


Çevre dostu, çiftçi dostu büyük başkana, bütün Konyalılar olarak inancımız tam. Yaralar sarılacak, bu travma kısa sürede atlatılacak inşallah. Kenetlenmek, bazen acılara dûçar olmaktan geçer; devlet, millet bütün Konyalı nasıl yarıştı yangını söndürmek için gördük işte. Bu fabrikamız o kadar önemli ki; tesis tam kapasiteyle çalışmaya başladığında, hayvancılıkta ülkemizin lider markası olacağımız kesin. Etimiz, sütümüz soframızdaki yerini sağlamlaştırırken; el âlemin pazarı olmaktan kurtulacağımız bilinci de herkeste oluştu çok şükür…  


Deprem, yangın, sel; hepsi büyük afettir, Allah hepimizi korusun. Ve terör! Bu acıyı bizim milletimiz kadar derin yaşayan; bizim milletimiz kadar sabır gösteren yeryüzünde başka millet yok. Çektiğimiz ızdırap iliklerimize işledi, tırnaklarımızda hissediyoruz acıları… Şu Gazi Şehrimiz Antep’te yaşadıklarımıza bir bakın! Çocuklar bombalarla paramparça edilirken, organizatörün devletten maaş alan hem de bir öğretmen olduğunu gazetelerden okuyunca beynim uyuştu resmen. Bu nasıl bir beladır Allahım, gencecik fidanlar bir bir toprağa düşerken; bu millet bir tek komşusunun kapısına taş bile atmadı?! Kimse Kürt-Türk ayırımı yapmadı, kardeş belledik birbirimizi çünkü. Eğer kardeş olmayı başaracaksak, herkes tavrını göstermeli, duruşunu belirlemeli. Devletimize, askerimize, polisimize güvenmeli, kenetlenmeliyiz; dirliğimizi, birliğimizi bozdurmamalıyız. Çanakkale’de yatanların, Anadolu’yu bize vatan yapanların kemiklerini sızlatmamalıyız…


Bir yangın felâketi bu satırları yazdırdı bize. Yeri geldi, bir konuya daha değinmek istiyorum. Yıllardır içinde çalıştığım kurumumuz anız yangınlarıyla cebelleşirken; çok sıkıntılarla beraber, nice acı hatıralar yaşadık bilseniz. Televizyonlar, gazeteler, boy boy afişlerle; yıllarca milletimizi bilinçlendirmek için neler yaptık, ama nafile! Hâlâ insanımız anızları yakarken geleceğini yakmaya, diri diri canlıları yakmaya devam edebiliyor maalesef. Bu yıl saman kıymete bindi, hatta altın oldu neredeyse; hiç anız yangını gördünüz mü? İllaki nimet elden gidince mi bileceğiz kıymetini? Konuyla ilgili bir öykü anlatarak bitirelim de; insanlarımız bir daha anız, ağaç veya orman yakmasın, okuyan herkes ders çıkarsın inşallah.


Merhum Mehmet Fethi Örs; tarım teşkilatının yetiştirdiği ender insanlarımızdan biriydi ve hububat konusunda sözünün üstüne söz konulamayan bir değerdi. Kanser illeti onu aramızdan alıp gitti, nur içinde yatsın. Kendisinden dinlediğim, yaşanmış ibretlik bir yangın vakasını okuyucumla paylaşmak istiyorum. Olayın geçtiği ilçeyi, köyü ve görgü şahitlerini bildiğini; fakat tepki çeker düşüncesiyle açıklamak istemediğini, sadece yangında nelerin yaşandığını yazmamı istemişti. İşte, dinlediğimde tüylerimi diken diken eden anız yangınından detaylar…


Oldukça yüksek biçim yapılan bir buğday tarlasında ateşe verilen anızlar büyük bir yangına dönüşüyor ve ateş çemberinin içinde kalan bir tilki, yavrularıyla beraber kurtulmak için müthiş bir mücadeleye başlıyor. Alevler her yanı sarıyor ve çıkış yolu bulamıyorlar. Muhtemelen tarlayı ateşe verenler, araziyi dört köşesinden birden tutuşturuyorlar. Giderek çemberin daraldığını gören tilki çıkış yolu kalmadığını hissedince, bir çukur açabilmek için hızla toprağı eşelemeye başlıyor. Fakat fazla zaman kalmıyor ve alevler arayı kapatıyor. Açabildiği kadarıyla oluşan çukura doldurduğu yavrularının üstüne kapanıyor ve kendini feda ediyor, ama yavrularını kurtarıyor bu arada… Bu olayı tevatür olmaktan çıkaracak görgü şahitlerinin bir gurup avcı olduğunu söylemişti, M.Fethi abimiz. Hakk’ın rahmetine kavuştuğunda sırları da beraberinde götürdü, Allah gani gani rahmet eylesin…


Münir Öztürk Hocadan işittiğim bir söz var. “İnsanları durdurmak için ya cüzdanlarına hükmedeceksin, ya da vicdanlarına” der ve sıkça kullanır bu sözü. Düşündüm; cüzdanlara hükmetme işi devletin, yargının işi, ben vicdanlara sesimi duyurmayı deneyeyim dedim.


Bu yıl görmedik çok şükür ama gelecek yılları da var bu işin. Zamanınız varken, bir kere daha düşünün anızları yakmadan önce. Bu cürümün, yaratıcının huzurunda çetin bir hesabı var. İçinde yanıp giden sayısız canlının, bir tek hücresini bile yaratmaktan aciz insanoğlu, bunu nasıl yapar? Bir gün dönüp içinde yatacağı toprağın da can taşıdığını, aslında ateşe verdiğinin kendi bedeni olduğunu nasıl unutur?


Sözümü bağlarken; artık durmamız gerektiğini, doğaya saygımızı gösterdiğimiz sürece, bize yeniden cömert davranacağını hatırlama zamanıdır diyor, muhabbetle selamlıyorum hepinizi... 

 

 

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı