Gerçek Kulis - Adil Giray İKİMİZDE ÇOCUKTUK
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 19.08.2012 - 11:03

İKİMİZDE ÇOCUKTUK

Her an bir cinin şişeden çıkıp, isteklerimizi soracağı günlerin beklentisinde düşler kurduğumuz
Zor günlere inat, komşuların sohbetlerinde huzur bulduğumuz,
Az ama uz yollar gittiğimiz masalsı günlerdi zaman.

Başında, sonunda, ortasında, oruç tuttuğumuz,
Soframızda mutlaka fakirlerin bulunduğu,
Uzun harman gecelerinde,
Açlığı, susuzluğu, unutup, paylaşmayı öğrendiğimiz,
Kırmızı testiden, toprak tadında su içtiğimiz, günlerdi Ramazan.

Kuşların kurtların, kuzuların, oruç tuttuğu,
orlon kazak, lastik ayakkabı…
Pazar telaşı, biraz yemek kokusu, biraz yorgun insan soluğu…
Babamın söylenişleri “son güne bırakılır mı bu işler hanım”
Şeker lokum, has misafirler için kahve…
Geçmek bilmeyen saatlerin mezarlık ziyareti ile son bulduğu,
Sayılı dakikalardı arife,

Sıcak su ile sabunun mutlaka tenimizle buluştuğu,
Bayramlar ah bayramlar…
Bir kelebek misali konardı omuzlarımıza,
Nasıl anlatsam bilmem ki?
Pamuk şekeri tadında,
Kocaman,
Dokundukça küçülen,
Farkında olmadan ağzımızda eriyen,
Tadı damağımızda,
Bir inancın en güzel meyvesiydi bayramlar!
Yeni, elbiseleri başucumuza, koyup uyuduğumuz,
Horoz sesiyle uyanıp;
Camilere koştuğumuz,
Güle oynaya namaz kılıp,
Bir cebimize harçlık,
Diğer cebimize akide şekeri doldurduğumuz,
Kartpostal düşler güzelliğinde, saniyelere pul yapıştırdığımız
Küslerin, barışmayı beklediği günlerdi Bayramlar!

Şairin dediği gibi erik ağacına takılan gömleğim,
Yazın tozlu
Kışın çamurlu yollarında koştuğum, köyüm; babaannem, dedem…
Henüz sevdiklerimin ölmediği,
Bir düşü taşırken, tel dolaplara sakladığım umut,
Resimlerimin düşlerimi gizlediği….
Dekorunu yüreğimin tam ortasına kuran bulut,
Uçan halı üstünde geçen,
Günlerdi çocukluğum!

Ve ben o günleri çok özlüyorum.
Çünkü tıpkı benim gibi saf, tertemiz,
Daha çocuk,    
Daha güzeldi dünya..

Erkekler erken büyümeye, büyürken bir işin ucundan tutmaya…
Kızlar çeyiz hazırlamaya…
Çok erken yaşlarda başlardı,
Kanaviçe, düşler bembeyaz,
Tahta sandık kokusu,
Gözlere düşünce yasak bakışlar az, biraz,
Alırdı bir namus korkusu…
Aşk çocuklarıydık.
Aşk kokardı zaman…

Alnımıza mühürlenen kan,
Bahçeye kurulan sofra,
Alın teri kurumadan paylaşılan
İşçi yevmiyesi, önce konu komşuya,
Tekbirlerle, dağıtılandı kurban!

Kapı her çalındığında,
“Buyur komşum” dediğimiz,
Komşunun yüzünden alıp,
Tebessümü komşuya verdiğimiz,
Yolda kalanı tanrı misafiri diye sıfatlandırıp
Her geceyi kadir, her gördüğümüz insanı Hızır bildiğimiz,
Günlerdi, bir ekmeği böler gibi paylaşılan!

Dünya ve ben…
İkimizde çocuktuk,
Henüz kirlenmemiştik, vesselam!
Şöyle bir üstümüzü çırpınca,
Çeşme başında yıkanınca…
Kirlerimizin akıp gittiği…
Nereden bilelim, aslında akıp geçen zaman.
Bir daha asla yaramazlık yapmayacağımıza yeminler ettiğimiz,
Hani derler Ya “hayali cihana değer” günlerdi yaşanılan.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı