Gerçek Kulis - Adil Giray ÇOCUKLAR ANLAMAZ HALDAN
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Adil Giray 07.08.2012 - 11:08

ÇOCUKLAR ANLAMAZ HALDAN

Kitaplarda okuduğum hazin bir ekmek kavgası hikâyesinin tam ortasındaydım.


Sanki Fakir Baykurt’un “Yayla” Romanı, Orhan Kemal’in “Ekmek Kavgası” öyküsü, boylu boyuna yatmış tam karşımda duruyordu. Babasız kalmış bir çocuğun gözlerinin tam ortasında ihtiyar bir annenin feryadında, taze bir gelinin saçlarını yolduğu, yolun kenarında yarım kalmış kırık bir hayat hikâyesinin içindeydim.


İleride, ülkemizin en büyük siyasi oluşumunun da nüvesini oluşturacak kadroda hizmet verecek olan; Osman kardeşim dört bir kareden fotoğrafları alırken kendime geldim.


Habere dair notlar almam gerekiyordu. Yerde sarışın uzun boylu oldukça yakışıklı bir genç yatarken, nedeni niçini ben içimden sorguluyordum.


Kimdi bu yerde gençliğine doymadan yatan adam. Niçin ve nasıl ölmüştü?


İşte o an mavi gözleri, denizi yakan acılı annenin gözleri ile buluştu gözlerim.


Olay yeri savcısı ölüme gideceğini bile bile, sünger için denizin derinliklerine dalan genç için serzenişteydi.


-Bu kaçıncı vurgun? Değer miydi?


İşte o an gözlerini yüreğime sabitleyen yaşlı kadın vurgun yemiş oğlunun bebesini bağrına basarak haykırdı.


-Ekmek parası bu, çocuklar anlamaz açlıktan!


İşte o an durdu dünya, bir kenara çekilip; haber yerine, bir ananın yüreğini temize çektim.


Öğleüstü gazete binasına vardığımızda, üstüm başım ölüm kokuyordu.


Birçok ünlü insanı basın dünyasına kazandıran hocaların hocası, Yalçın Kamacıoğlu uzat bakalım haberi derken, korkuyla elimde ki kâğıt parçasını masasının üstüne bırakmıştım.


Bir, Osman’ın çektiği fotoğraflara, bir benim yazdığım yazıya uzun süre baktı.


Sonra hüzünlü bir sesle, oğlum dedi, sen haber değil kara yazgıyı manşete taşımışsın.

Benim yamalı düşlerim de,
Büyülü bir yelken
Kalbinde, yakalanır rüzgâra
Vurgun yer sünger avcıları,
Keşke tanımasaydım,
Der ya insan…
Şimdi vakit çok geç
Denizin tam ortasındayım
Gözlerinin tam ortasında
Ekmeğe uzanırken,
Vurgun yer sünger avcıları,
Ekmek kavgası


Çocuklar anlamaz yokluktan
Gitme diyebilir misin?”


Ertesi gün gazetenin sürmanşeti, bir ananın feryadı ile çıkıyordu.


“Çocuklar anlamaz açlıktan”


Altında haberin resimleri ve alt başlık


 “yorumsuz”


O yıllarda yorumsuz diye girdiğimiz haber, edebiyat dünyasına en çok ilhamı veren ekmek kavgasıydı.


Çünkü Anadolu hiçbir şeyden çekmemişti ekmek kavgasından çektiği kadar.


İşte o gün bugün, kim kendine ekmek kavgasını dert edinir iş istihdam kaygısına düşer.


Binlerce çocuğun mutlu bakışını görürüm yüzünde


Ve kim, kılıç olmak ister ekmek veren ele


Yetim bakışlar böler uykumu, öfkem karışır köpükten kelimelere, çekip gidesim gelir insanın olmadığı yere


Sonra bir adam konuşur.”İnsanlar ekmek parası için ölmesin”


Sarılıp ekmek kokan ellerini öpesim gelir.


Öpme diyebilir misin?


Adilce: Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla hoş görebiliriz fakat asıl trajedik olan yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır


Adilce Tespit: Ekmeği öpüp başına koyan bir nesilden; insanların elinden ekmeğini alamaya çalışan bir nesle dönüşmeye başlayınca; başladı asıl ekmek kavgası…


Adilce dipnot: Anadolu’da istihdam oluşturmak gayreti, Halikarnas’da sünger avcısı olmak kadar zordur. Vurgun yemeyi göze alanlar ancak ve ancak Anadolu insanının ekmek tutan ellerine vurgun olanlardır.

YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı