Gerçek Kulis - Necati Batı CANIMIZ YANDI
Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü

Necati Batı 22.06.2012 - 17:44

CANIMIZ YANDI

Yıllardır kanayan yaramız olan terör bahar ayları ile birlikte yine başgösterdi. 15 Ağustos 1984 gece yarısı Siirt'in Eruh ve Hakkari'nin Şemdinli ilçelerinde başlayan kanlı eylemler artarak devam etti. Binlerce ocağa ateş düşüren bu kanlı eylemler dış güçlerin körüklemeleri, iktidar ve muhalefet partilerinin terörü siyasi malzeme yapmase ve dolayısıyla siyasi iradenin tam anlamıyla çözüm odaklı çalışamaması nedeniyle bir türlü bitirilemedi. Son olarak Hakkari Dağlıca'da teröristler hain eylemlerini gerçekleştirdiler ve 8 askerimiz şehid edildi. Terör belasından en çok canı yanan illerin başında gelen Konya bu saldırıda iki askerini daha şehit verirken, bugüne kadar ki 290'ncı gencini de teröre kurban etmiş, cennete uğurlamış oldu.


Türkiye'nin sorunu gibi görünen ancak komşu ülkelerce sürekli desteklendiği bilinen terör 1984 yılında 26 güvenlik görevlisinin şehit edilmesi ile başlarken yıllar itibariyle artarak devam etti. En kanlı dönemini ise 1994 yılında yaşadı. Sürekli artış gösteren olaylar bu yıl da 1145 can alırken, kararlı ve bitirmeye odaklı mücadele meyvalarını vermeye başladı. Özel yetiştirilmiş askerler ile ciddi mücadele sonrasında terör eylemleri ve paralelinde şehit sayısı da azalmaya başladı. Nihayetinde güvenlik güçlerinin can kaybı ikibinli yılların başında iki haneli rakamlara inerken ikibin iki yılında ilk kez tek haneli rakamlarda kaldı ve sadece yedi şehit verdik.


Etkin, kararlı dış politika ve sonuca odaklı operasyonlar neticesinde neredeyse bitirilme noktasına gelen terör Suriye kuzey Irak ve kısmen de İran'da toparlanma sürecinde rahat bırakılınca yeniden baş gösterdi ve eylemlerini hergeçen gün artırarak devam ettirdi. Kış aylarında yapılan operasyonların ne kadar yetersiz olduğu bölgede havaların düzelmesi ile kendini gösterdi ve şehit sayımız tekrar iki haneli rakamlara ulaşmaya başladı. Son hükümetin açılım politikaları da şehit sayılarının artmasına engel olamadığı gibi artış sağlayarak kabül görmediğini gözler önüne serdi.


Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan terör olaylarının sebebi konusunda iki ayrı görüş ön palana çıkmakta. Bunlardan birincisi; bölgede ki sosyoekonomik gelişme geriliği olarak belirtilmekte. İkincisi ise Türkiye üzerinde dış güçler tarafından oynanan oyunlar, Türkiye'nin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü'ne yönelik tarihi saldırıların günümüzde ki tezahürü, devamı uzantısı.


İlk görüş yıllarca dile getirilmiş, ancak orada görev yapan öğretmen, doktor, hemşire gibi devlet görevlilerine yapılan her türlü saldırılara rağmen atamalar yapılmaya, hizmet götürülmeye devam edildiği  gözlenmişti. Özellikle bölgede hayata geçirilen dünyanın sayılı projeleri arasında gösterilen GAP projesi güney doğunun sosyoekonomik çehresini değiştirmiş, bir çok bölgeden daha zengin bir hale getirmişti. Devletin ülkenin tamamına hizmet götürme kararlılığı bu ilk ihtimali azaltırken ikinci ihtimalin kuvvetle muhtemel olması daha ağır basmıştı.

Dünyanın en zengin coğrafyası üzerinde kurulu Türkiye üzerinde kimlerin ne emelleri olduğu yıllarca okutulmuş, anlatılmıştı. Kimileri sıcak denizlere sahip olmayı hedeflemiş, kimileri boğazları hayal etmişti yıllar boyunca. Anadolu'da ki zengin topraklar tüm Dünya'da nam salmıştı.


Başta teröristbaşı Abdullah Öcalan olmak üzere örgüt mensuplarının bir çoğunun Ermeni ve Rum olmaları, sınır ötesinde eğitim kamplarının varlığının bilinmesinin yanı sıra sağ yakalananların ifadelerinde Suriye, İran ve Irak'ta eğitim aldıklarını itiraf etmeleri olayın iç çatışmadan ziyade dış güçler odaklı olduğu ihtimalini güçlendiriyor. Kuze Irak'ta kurulan Kürdistan devleti artık herkes tarafından bilinmekte. Ancak mevcut coğrafyada bu devletin yaşayabilmesi de çok uzun süreli mümkün görünmüyor. Kürdistan ın bölgede hayatta kalabilecek bir devlet olabilmesi için suya, denize kavuşabilmesinin zorunluluğu bizler kürtajı tartışırken, kaç artı kaç yapalım derken konuşuluyor haritalandırılıyor bile...


BOP adı altında yıllarca konuşulan büyük ortadoğu projesinin son dönemde isim değiştirdiği ve yeni hedefler çizdiği 2006 yılında ortaya çıkmış idi. Condoleezza Rice 2003 yılında ABD güvenlik danışmanı sıfatıyla yayınladığı makalede Ortadoğu'da sınırların ve rejimlerin değişeceğini belirtirken, 2006 yılında ABD Dış İşleri Bakanı sıfatıyla ' Yeni Ortadoğu ' terimini literatüre soktu.


Ülkemize de oralarda 'ORTA_DOĞU ' denilmekte...


Kafamızı biran evvel kumdan çıkarmalı ve kendi kendimize sahip çıkmalıyız...


Hadi kalın sağlıcakla...

 

YORUMLAR

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

recep konuk mal varlığı