Konya'da 'Ladikli Ahmet Hüdai' anıldı Üniversite adaylarına 8 altın öğüt! Konya'da otomobilin çarptığı yaya öldü Emekliye 152 lira! Trafik sigortası priminde resmi indirimler başladı Karaman'da trafik kazası: 9 yaralı Hız tutkunları Konya'da buluştu Konya'da trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Aşırı sıcaklar geliyor Konya'da inşaatın yedinci katından düşen işçi öldü
USD
2.86
EUR
3.05
İMKB
81.211
ALTIN
98.63
Politika
Kültür Sanat

Türkiye tarihinin peşinde

Türkiye, kaçırılan tarihi eserler için British Museum'a yöneldi. İngiliz basınına göre Samsat Steli üzerinden yeni bir siyasi mücadele başlıyor. Türkiye, Anadolu'dan alınarak Avrupa'ya götürülen kültürel miras konusunda bu kez gözünü İngiltere'ye çevirdi. İngiliz Times gazetesinin başlığı "Elgin mermerlerini unutun, kültür üzerinden siyasetin yeni cephesi bu taş levha." Türkiye, ocak ayında British Museum'dan Samsat Steli'nin iadesini isteyerek, 'Yunanistan'dan sonra müzedeki bir obje üzerinde hak iddia eden ikinci ülke oldu'. Komagene Kralı Antiochus'un Herakles'i selamlarken tasvir edildiği stelin, zeytin ezmek için değirmen taşı olarak kullanılmak üzere ortasından delindiğini anlatan gazete, 1882'de bulunan eserin, 1927'de müze koleksiyonuna girdiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Türkiye son iki yılda dünyanın dört bir yanındaki müzelerde hak iddiasına hız verdi; Bunlar arasında Paris'te Louvre, Berlin'de devlet müzesi, New York'ta Metropolitan, Los Angeles'ta Paul Getty müzeleri var. Türkiye ayrıca tartışmalı objelerin bulunduğu müzelerin başka eserleri ödünç alıp sergileme taleplerini de geri çevirmeye başladı." Sidamara lahdinden alınan bir Eros başının iadesi için başvurulan Londra'daki Victoria and Albert Müzesi bu nedenle Osmanlı sanatı konusunda planladığı bir sergiyi ertelemek zorunda kaldı. Müze, iade yerine, eseri süresiz olarak ödünç vermeyi önerdi.  

Tartışma

Facebook ve Twitter kullananlar psikopat mı?

YAKLAŞIK 20 yıl süreyle yurtdışında yaşadıktan sonra Türkiye’ye ilk döndüğümde kendimi ülkeme dönmüş gibi değil de başka bir ülkeye göç etmiş gibi hissetmiştim. Birkaç arkadaşımın tavsiyesiyle Facebook’ta hesap açar açmaz çok sayıda izini kaybetmiş olduğum arkadaşlarıma ulaşıp yalnızlık psikolojisinden biraz olsun sıyrıldım. Yıllardır uzakta olduğum dostlarımın, hatta akrabalarımın daha önce hiç görmediğim eşleriyle, çocuklarıyla Facebook üzerinden tanıştım. Her yerde olduğu gibi burada da kişisel egoların tatmini için fikir ayrılıklarının seviyesizce tartışıldığına şahit olsam da başka zamanlarda kendilerine vakit ayıramadığım bazı dostlarla tek bir bağ olduğu için Facebook hesabımı açık tuttum. Dünyada milyonlarca insan Facebook ve Twitter’a üye. Her bireyin kendi profilini oluşturmak için farklı spesifik sebepleri olabilir. Bunları ne tartışmanın ne de eleştirmenin gereği var diye düşünürken, geçen hafta Oxford Üniversitesi bilim insanlarının yaptığı bir açıklama, bu konuyu tekrar gözden geçirmeme sebep oldu. Oxford Üniversitesi’nden Prof. Dr. Baroness Greenfield, bu konu üzerinde kaygıları olan diğer bilim insanlarının sözcülüğünü yaparak basına açıklamalarda bulundu. 30 Temmuz’da yaptığı konuşmasıyla ilgili haberi geçen pazar günü gazetemizden okumuşsunuzdur. Söyledikleri özetle şunlar: “Facebook ve Twitter kullanan gençler, birilerinden sürekli beğeni bekleyen küçük çocuklara benzemeye başladılar. Kendi kendilerine yetemiyorlar. Sayfalarında bir şeyler yayımlayıp sonrada beğenilmiş mi diye 40 defa kontrol ediyorlar. Bu halleri bana 4-5 yaşındaki çocukların ‘Anneee bak nasıl yaptım’ diyerek annesinden ‘Aferin evladım’ deme beklentisini hatırlatıyor. İnternet dostlukları, fikirleri ve hobileri paylaşma amacından çıkıp insanların çocukluktan kaynaklanan psikopatlıklarının tatmin merkezi olmuştur. Aksi takdirde bir insan ne diye ‘Kahvaltıda zeytin yedim’ tarzı bir paylaşıma girer ki? Yüz yüze konuşurken göz teması kuaramayan, Facebook’ta aslan kesilen asosyal gençler türemeye başladı. Bu kişilik krizine bir son verilmeli. Gerçek ilişkiler bu sanal ilişkilerle katledilmemeli. Gençler uyarılmalı.” Prof. Dr. Greenfield bu açıklamalarından hemen sonra Facebook ve Twitter kullanıcılarından gelen agresif mesajlara yine basın aracılığıyla yanıt vermiş: “Bana gönderdiğiniz eleştirileri salim kafayla ve objektif olarak tekrar okuyun ve ne kadar psikopat ya da normal olduğunuza kendiniz karar verin.” İnsan kendisine sunulan her olanağı iyi ya da kötü yolda kullanabilir. Bunu kontrol etmek imkânsız. Geçen hafta İngiltere’de 16 yaşındaki bir gencin, Facebook’tan arkadaşlarının “Sen kimseyi öldüremezsin, nerede sende o yürek” dolduruşuna gelerek kendisini çok seven 15 yaşındaki kız arkadaşını öldürmesi olayı, insanı düşündürüyor. Peki o zaman, bilim insanlarının önerdiği gibi bu sayfalara sınırlamalar mı getirilmeli? Bence hayır! Bugün Twitter ve Facebook kapansa benzer başka sayfalar açılacaktır. Bu tür iletişimlerin tümünü kaldırsanız bu sefer beraber yatıp kalktığımız cep telefonları var. İnsanlar dostluğa, paylaşmaya, sevgiye, takdir edilmeye aç.Modern hayatın götürülerinden dolayı sosyal ilişkilerin ölmesi bizi bu sanal tatmin yollarına itiyor. Bu yollar bazı dostları kazandırırken bazen de kaybettiriyor. Kimileri arkadaş edinmek ya da sadece haberleşmek bahanesiyle sadece ego tatmin ediyor, kimileri gerçek psikopatlar olarak kendisine bu yolla av arıyor. Sonuçta ne olursa olsun birileri, hepimizin duyguları ve amaçları üzerinden ciddi paralar kazanıyor. Uç görüşlüler Facebook benzeri iletişim gruplarında buluşuyor İKİ sene önce İngiltere’de “English Defense League” yani “İngiltere’yi Koruma Derneği (EDL)” adıyla Facebook’ta bir sayfa açılmıştı. Derneğin amacı, İngiltere’ye olabilecek her türlü Müslüman göçünü engellemekti. İlk başlarda 50 kişinin üzerine çıkamayan üye sayısı, Norveçli cani Anders Behring Breivik’in katliamından sonra 10 binin üzerine çıktı. EDL Dernek Başkanı Stephen Lennon, üye sayısında artışı zaten beklediklerini ama bunun böylesi bir hazin olaydan sonra gerçekleşmesinin şaşkınlığı içinde olduklarını söyledi. Lennon, dernek üyelerinden hiçbir zaman bu şekilde saldırganlık yapmalarını istemediklerini, ancak bu şekilde fanatik kişileri de engelleyemediklerini sözlerine ekledi. Norveç polisleri yaptıkları araştırmada, Breivik ile EDL arasında herhangi bir bağ olmadığını söylediler. İtalya ve Almanya’da da buna benzer uç görüşlü dindarlar, Facebook’tan başka Twitter, Myspace ve 1000’e yakın benzer iletişim grupları kullanarak gruplaşmaya başlamışlar. Almanya İçişleri Bakanı Hans Peter Friedrich, bu gruplaşmalar için fikirlerini şöyle açıklıyor: “Ben bu şekilde göz önündeki gruplaşmaları, kapalı kapılar ardındaki gruplaşmalardan daha az tehlikeli görüyorum.”

HAVA DURUMU

Tüm hakları saklıdır ©2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.